3.Bölüm
Ciddi bakışlarını Tuğçe’ye dikti ve yeşil gözlerini ondan ayırmadı. O da dönerek kollarını birbirine bağlamıştı ve dikiliyordu. Tuğçe’nin tehditleri bom boştu ve kendisine sökmezdi.
"Asıl sen benimle kafa buluyorsun. Beni kardeşimle tehdit ediyorsun. Eğer Ekrem'e Tuğçe beni rahatsız ediyor diye tek kelime edersem, senin canını okur."
"Siz geçen sene kavga ettiniz, arkadaşlığınız bitti."
"Dostluk senin sandığın kadar basit bir şey değil." Dedi iç geçirerek. Alaycı tavrımı bir kenara bırakarak ciddileşmişti.
"Emin ol. Ekrem benim için tehdit değil ama senin için bir tehdit. Hepinizin Ekrem'den nasıl korktuğunu, onun sözünden nasıl çıkmadığınızı biliyorum."
"Yeter be! Seni dinleyemeyeceğim." Dedi Tuğçe sinirlenerek. Yanından adımlarını ayırırken konuyu kestirip atmıştı. Melike dolabına dönerek bütün eşyalarını yerleştirdi. Son olarak dolabın kapağını kapatarak kilitleyip anahtarı cebime koydu.
Gözlerini oda kapısına çevirdi. Bir kız odadan içeri girmiş, herkesi detaylı biçimde inceliyordu. Kız üstündeki bakışları umursamaksızın yavaş adımlarla ilerliyordu. Onu ilk defa görmüştü. Bu sene yeni kayıt olan öğrenci kontenjanından olmalıydı.
Düz uzun siyah saçları beline kadar iniyordu. Siyah çekik gözleri vardı. İnce zarif ve oldukça güzel bir kızdı. Pürüzsüz teni, kalemle çizilmiş gibi orantılı ve güzel dudakları… Dikkat çekici ve farklı bir güzellikti. Gözleri yeni gelen kızdan Tuğçe’ye çevrildiğinde adımlarını yeni gelen kara gözlü kızın yanına taşıyordu. Hiç boş anını kaybetmiyordu.
Geçen senelerde yaptığını yapacaktı. Ne zaman yeni birileri gelse onu ezmeye çalışıyor ve himayesi altına almaya çalışıyordu. Bu kızı gerçekten sevmiyordu.
"Selam, galiba yenisin." Dedi imalı bakışlarını üzerinde tutarken. Yüzüne sinsi sırıtmasını yayarken, gözlerini ayırmadı.
"Evet yeniyim.” Dedi yeni gelen kız ve ekledi. “Odam burası."
"Hap kullanıyor musun?"
"Anlamadım?" demiş kız hafifçe kaşlarını çatarak.
Melike dolabını düzenlemeyi bıraktı. Sıkıntıyla iç geçirdi. Onun bu patavatsızlıklarına ve yeni gelen insanları rahatsız etmesine tahammül edemiyordu.
"Yeter Tuğçe! Kızın ilk dakikadan başının etini yedin, rahat bırak!
'Sadece hap kullanıyor musun diye sorduk."
"Ne hapı ya. Ben hap falan kullanmıyorum. Bu ne cesaret! Sen ilk dakikadan bana nasıl böyle bir şey sorarsın?" Dedi kız çekik gözlerinden öfke püskürterek.
Adının ne olduğu henüz sır gibi saklıydı. Anlaşılan doğacak kavgadan ötürü bir süre sır kalmaya devam edecekti. Tuğçe yine yapmıştı yapacağını…
"Soruyorum, ne var?"
Zeytin gözleri sahip yeni gelen kız adımlarını birkaç kere Tuğçe’nin yanına doğru attı ve burnunun dibine gelerek durdu. Bakışlarını Tuğçe’nin gözlerinin içine dikti.
"Bana bak, hiçbiriniz bana bulaşmayın kötü yaparım. Topunuzu şikayet ederim. Okuldan atılırsınız!" dediğinde Melike hafifçe tebessüm etmişti. İlk günden fazla cüretkar bir çıkış olsa da doğru olanı yapmıştı. Çünkü ilk günden korkarsa hep onunla uğraşacaklardı. Kuyruğu dik tutmak iyiydi.
“Asıl sen bana bak. İlk dakikadan senin sesin çok çıkıyor. Üstlerime şikayet ettirmek zorunda bırakma beni. Şaka yaptık.”
“Üst?” demişti sorarcasına siyah gözlü güzel kız.
“Erkek satıcılara demek istiyor.” Dedi Melike araya girerek.
“Daha yeni olduğun ve hiç bir şeyi bilmediğin için bu seferlik seni af ediyorum. Çeneni kapalı tut yeter.”
“Çenemi kapalı tutamayabilirim. Ne yaparsın? Üstlerim dediğin zavallılara mı söylersin?” dediğinde kalemle çizilmiş gibi güzel kaşlarının teki havaya kalkmıştı.
“Evet.”
“Söyle.” Dedi sakin ve cüretkar tonda ve ekledi. “Sen ve senin gibilerden korkum yok. Kendimle birlikte hepinizi yakarım.”
Melike yeni gelen kızın kolunu dürttü. İlk günden gelip tehdit savurmak fazla iddialıydı. Bu okulda kimse kimseye bulaşmak istemezdi. Kurdukları sistemi ve baskınlıklarını bilmiyordu. Bazen doğrularını yaşarken fazla dikkat çekmemek lazımdı. En azından okul bitene kadar başını belaya sokmamak için…
Tuğçe gözlerini yeni gelen kıza bakarak kıstı.
“Kendine çok güveniyorsun. Dilin boyundan uzun. Sefa veya Ekrem'e söyleyeyim de; dilini içeri soksunlar. Şimdi Sefa’ “yla uğraşmayayım. Ekrem halleder.”
“Bahsettiğin o salaklardan korkacak kadar pısırık değilim. Çağır, ne yapabiliyor bir bakalım.” Dedi ve gözelerini kısarak ekledi.
“Hiçbir şey yapamaz.”
Melike’nin yeşil gözleri hafifçe büyümüştü. Bunlar yeni gelen birisi için fazla cesur ve arkasında duramayacağı konuşmalardı. Haddinden fazla şaşkındı. İnanamıyordu, uzun zamandır herhangi biri Ekrem hakkında böyle ileri geri konuşuyordu. Uzun süre düşüncelere daldı. Önceden ne kadar iyi birisi olduğunu düşündü. Ekrem onun adına büyük bir kayıptı, fakat artık bambaşka birisine dönüşmüştü.
Şu an ki Ekrem’i tanısaydı bu kadar tehdit savuramazdı ve susmayı tercih ederdi. En azından kendi öyle yapardı.
Bakışlarını Tuğçe’ye çevirdiğinde, onun şaşkın bakışları da Melike’ye çevrilmişti. Adeta donup kaldı.
"Bunu söylemek şart oldu, yoksa susmayacak."
"Kapa çeneni! İlk günden böyle kızın üstüne gidersen. Oda sana tehdit savurur değil mi?" dedi Tuğçe’ye öfkeyle bakarken. Melike kızgın bakışlarıyla onu hapis almıştı. Bir süre gözleri ikisi arasında gidip geldi ve adımlarını yanlarından uzaklaştırırken yeni gelen siyah gözlü kızla baş başa kalmışlardı.
Yeşil gözlerini, sonra kendisini ona doğru yönelterek kendini tanıtmak için elini uzattı. Tuğçe’nin yanı sıra kendisini insan gibi tanıtmayı tercih etti.
"Merhaba. Ben Melike."
Yeni gelen kız dikkatlice siyah gözlerimi üzerime dikti ve uzattığım elime baktı.
"Bende Sevil." Dedi yeni gelen kız.
"Tanıştığımıza memnun oldum."
"Bende."
Sevil baştan aşağı Melike’yi ince detaylarına kadar süzdüğünde, Tuğçe gibi birer eroin bağımlısı ve türevlerine ait bir bağımlılığı olup olmadığını anlamaya çalışıyor gibiydi. Bakışlarından bu aşikardı. Temkinli ve tedbirliydi.
"Sende madde bağımlısı mısın?”
"Hayır.” Dedi Melike ret ederek. “Kesinlikle değilim."
"O tarz insanlarla arkadaşlık kullanmayı tercih etmiyorum. Sevindim.”
“Bende tercih etmiyorum.” Dedi Melike ve gülümsedi. “Benim yatağımın üstündeki ranza boş, oraya yerleşebilirsin. Tabi eğer istersen.” Oldukça kibar ve samimi konuşmuştu. Yeni gelen birine destek olarak yardım etmek istemişti.
"Peki, olur.” Dediğinde susmuştu.
Melike’de sessizleşerek yatağı gösterdi. Ardından kendi yatağının üzerine oturmuştu. Sevil bavulunu açarak eşyalarına bakınırken gözlerini ona dikti. Hareketlerini ve tavrını inceliyordu. Boş olan dolaba eşyalarını simetrik biçimde yerleştiriyordu. Fazlasıyla düzenli bir kıza benziyordu. Kıyafetleri neredeyse hep aynı kombindeydi. Bol yada dar pantolonlar üzerine düz ama güzel kesimli kıyafetler ve birde uygun giyinebileceği salaş, düz ceketler vardı.
Parfüm, cilt bakımı ürünlerini ve diş fırçası gibi şahsi eşyalarını rafın üzerine yerleştirirken yeşil gözlerini üzerinde tutarak sakin biçimde konuştu.
“Onlara karşı soğuk davranmak iyi bir fikir olabilir. Ama tehdit etmemelisin." Dedi güzelce uyararak.
"Niyeymiş o?"
"Biraz başını ağrıtabilirler."
"Merak etme, bana bir şey yapamazlar." Dedi kestirip atarak.
"O kadar emin olma, iki yıldır bu okuldayım. Hiç biri sağlam pabuç değil. Psikopatlar ve güvenilmezler.”
"Onlardan düzgün olanları pek görülmedi. Özellikle satıcılar…” dediğinde bilgi sahibi olduğu aşikardı.
"Haklısın, ama bu okul diğer okullardan farklı. Bu okulda uyuşturucu kullan şahıs sayısı çok fazla." Dedi Melike.
Sevil eşyalarını yerleştirmeyi bıraktı ve Melike’ye dönerek durdu ve gözlerini dikti. Eşyalarına geri dönerek son parçaları yerleştirdi. Anahtarıyla dolabı kilitleyerek anahtarı cebine koymuştu.