Berzan, gözlerini Reyhan’a dikti. Ellerini yumruk yaptı, damarları kabardı. Bir adım attı: “Doğru mu Azad’ın söyledikleri?!” diye kükredi. O an… Nazar, Berzan’ın önüne geçti. Ellerini Berzan’ın göğsüne koydu. Gözleri alev alev parladı. “Yeter! Bir adım daha atarsan… bu konağı başınıza yıkarım, Berzan!” dedi. Avlu bir anda sessizliğe gömüldü. Hizmetçilerin nefesi bile kesildi. Nazar, kocasının önünde bir duvar gibi duruyordu. Dimdik, cesur, mağrur. Berzan, şaşkınlıkla ona baktı. “Güzelim… bu bizim meselemiz. Sen karışma. Çekil…” dedi ama sesi artık daha yumuşaktı. Nazar, başını iki yana salladı. Gözleri yaşardı ama sesi hâlâ çelik gibiydi: “Az önce Azad da aynı şeyi söyledi. Ben… kendimi sizin ailenizden sanmıştım. Ama görüyorum ki… değilmişim. Ama…” dedi, gözlerinde gururun en ko

