İlk farkediş

1083 Kelimeler
Barışla geçen gecenin ardından odalarımıza çekilmiştik. Yatağıma geçip olanları düşünmeye başlamıştım. Onun böyle zor zamanlar geçirdiğini bilmiyordum. Oysa o zor zamanları geçirmiş ve hayata karşı dimdik durmuş ve kardeşim dediği ilyas gibiler içinde doktor olmuştu. Kesinlikle taktir edilecek biriydi. Uykuya yenilmiş gözlerim derin bir uyku için kapanmıştı. İlerleyen saatlerde uykumu telefon sesi bölmeye çalıştı. Ben yanlış duydum sanırken tekrar çaldı ve uyandım. Arayan kim diye bakmadan. "Alo" "Alo zehra benim mert" Telefonun ekranına baktım kayıtlı değil di. Saatte gece ikiydi. Tekrar telefonu kulağıma yaklaştırdım "Senin saatten haberin var mı? Hem hangi mert senin soyadın yokmu? Ben kaç mert tanıyorum haberin varmı senin? " "Zehra benim yüzbaşı mert karabağ kusura bakma seni bu saatte rahatsız etmezdim ama seyit komutanım karargahta ve seni çağırmamı istedi."-mert O mertin bu mert olduğunu anlayınca uyku sersemliğim hemen dağıldı ve hemen yataktan doğruldum ve "Asıl sen kusura bakma yüzbaşım kayıtlı değil di o yüzden çıkıştım." "Sorun değil zehra hem böyle olması normal. Neyse geliyorsun değil mi?"-mert "Geliyorum geliyorumda seyit komutanım neden çağırıyor haberin var mı?" "Hayır bir bilgim yok. Zaten ali albayımla görüşüyor görüşme bitiminde bizimle görüşecekmiş." "Ali amcada mı karargahta? Madem gidecekti neden banada haber vermedi ki?" "Evet oda burada. Diğer soruna da bir cevabım yok zehra."-mert "Sorum sana değildi. Kendi kendime konuşuyordum kusura bakma." "Sorun yok zehra hadi acele et gelince konuşuruz. Ve numaramı kaydetmeyi unutma." - diyip güldü ve telefonu kapattı. Onu kapatmasıyla bende yataktan kalktım . Banyoya gidip elimi yüzümü yıkadım. Üzerimdekileri çıkarıp dolabın yanındaki üniformamı elime alıp giyinmeye başladım. Hazırlanmam bittiğinde telefonumu aldım arabanın anahtarını aradım ama bulamadım. Barışa verdiğim aklıma geldi. Bende bu saatte taksi bulamayacağım için hemen elimdeki telefonla barışı aradım ama açmadı. Bu saatte açmaması normaldi çünkü birde yatmıştık. Mecbur uyandırmam gerekiyordu. Odadan çıkıp odasının kapısına geldim. İçerdenmüzik sesi geliyordu. O zaman uyanıktı onun rahatlığı ile kapıyı çalıp içeri girdim. İçeri ilerlediğimde barışın yatakta uyuduğunu gördüm. Sağına yatmıştı pencereden vuran ay ışığı güzel yüzünü aydınlatıyordu. Uzun saçı alnına düşmüştü. Bu haliyle uyuyan bir prensse benziyordu. Ne kadar sürdü bilmiyorum ama hareket edince neden geldiğimi hatırladım. Yatağın yanına yaklaşıp elimle sarsmaya başladım. "Barışş barış uyanırmısın. Barış barış şuan senin uyanmana ihtiyacım var. Hadi uyan artık" Gözlerini araladı beni görünce gülümsedi. "Gerçeğin gibi çok güzelsin. Keşke rüya olmasanda yanımda olsan" diyip tekrar gözlerini kapattı. Ben duyduklarımla yerimde şaşkın bir şekilde kalırken o uykusuna devam etti. Hemen kendime gelip tekrar sarstım. "Barış uyanman gerek. Barış hadi ama Barışş Barışş." Gözlerini tekrar araladı rüya olmadığını anlamasi için tekrar sarstım. "Sonunda uyandın. Seni uyandırmak ne zormuş." Yatağında oturur vaziyete geçince telefonunu eline alıp müziği kapattı. Bana baktığında gözleri üzerimde gezindi. "Zehra bu saatte neden geldin. Birşey yok değil mi? Hem neden üniforman var üzerinde?" "Kusura bakma seni bu saatte uyandırmak istemezdim. Ama acil karargaha gitmem gerek ve arabamın anahtarını sana bırakmıştım. Bu yüzden geldim." Ben konuşurken o yataktan kalktı ve dolabına ilerledi. Bense onu izlemeye başlamıştım. Uzun boyluydu, kumral saçları biraz dağınıktı. Üzerinde lacivert bir tişört vardı altında şort vardı. Ben izlerken o çoktan dolabının çekmesinden anahtarı almış benim önüme gelmişti. Tekrar göz göze geldiğimizde "Anladım yine gidecekmisin yani uzunmu görevin ?" "Bilmiyorum sadece seyit komutanım çağırmış. Ama bu saatte çağırdığına göre göreve gideceğim." "Yani seni yine göremeyeceğim" Ben onan baka kalırken o dediğinin farkına varmış olacak ki elini ensesine koydu. "Kesin birşey yok. Ama ihtimal yüksek." "Seni ben götürebilirim istersen. Hem seni biraz daha görmek yani sininle biraz daha zaman geçirmek istiyorum." "Benim yüzümden uykundan olma hem sabah işin var." "Sen beni düşünme hem zaten sen bu halde gidince ben uyuyamam ki." Ben itiraz edecekken "Lütfen zehra izin ver ben götüreyim içim rahat etmeyecek." Elinden anahtarı aldım. Kabul etmediğimi sanmıştı bu yüzden yüzü düştü. "Peki hazırlan öyleyse yoksa bu halde biryere gidemezsin. Hadi Ben çıktım seni arabada bekliyor olacağım." Dediklerimi duyduktan sonra düşen yüzünde kocaman gülümsemesi belirdi. "5 dk sonra yanındayım" "4 dk kaldı." dedim gülerek odadan çıkarken oda gülüyordu. Evden çıkıp arabama ilerledim. Arabaya geldiğimde barışın sesini duydum. Ne ara gelmişti. Arkamı döndüğümde bir ayakkabısını giymiş birinide seke seke giymeye çalışıyordu. Ben bu haline gülerken yanıma geldi. Benim güldüğümü görünce oda gülerek "4 dk kaldı dedin diye böyle oldu." "Ben şaka yapmıştım." Elimle beyaz gömleğinin yakasını düzelttim elinden ceketini alıp giymesine yardım ettim. Benim hareketlerimi şaşkın gözlerle izliyordu. İşimin bittiğini görünce "Çok güzel gözüküyorsun" "Sende çok yakışıklı mı görünüyorsun demeliyim?" Benim sözümden sonra kocaman güldü. "Beni yakışıklı bulduğunu bilmiyordum." "Bende beni güzel bulduğunu bilmiyordum." Tekrar birşey diyeceği sırada telefonum çaldı. "Efendim mert" "Anladım geliyorum yoldayım" Telefonu kapatıp barışa baktım. Güzel gülümsemesi donmuştu. Kaşları çatılmıştı elimle iki kaşı arasına baskı uyguladım "Böyle kaşlarını çattığında yakışıklılığın kayboluyor." O güzel gülümsemesi yüzüne yayılınca "Bak bu halin daha çekilebilir" dedim gülerek. Oda bu dediğime gülmüştü Elimden anahtarı alıp şoför koltuğuna oturdu arabayı çalıştırdı. "Hadi seni göreve yetiştireyim" "Tamam" diyip yerime yerleştim. Gece geç saat olduğu için trafik çok sıkışık değildi o yüzden her zaman 1 buçuk 2 saat süren yol şimdi 1 saat olmadan bitmişti. Araba girişe geldiğinde kapıdaki görevli asker şoför koltuğunda ki barışa yaklaştı. Barış pencereyi açtığında asker "Giriş kartınız yada izin belgenizi gösterin" Barış eliyle beni gösterdi. Görevli asker beni görünce selam verdi ardından diğer askerlere girişi açmalarını söyledi. İçeri girip ilerledigimizde "ilerden sağ tarafa dön park yeri orda" "Tamam" Arabayı park edince indik. Ben binaya doğru ilerlerken arkamı dönüp barışa baktım gitmemişti. Orada öylece bana bakıyordu.Sanırım gitmek istemiyordu. Bende bu yüzden "Gelmiyormusun?" "Geleyim mi?" "Gel tabi ne yapacaksın burda gelde odamda oturursun" Dediğime sevinmişti sanırım. Yanıma geldi beraber odamın olduğu kata çıktık. Odamın kapısını açtığım sırada mert odasından çıkıyordu. Beni görünce seslendi. Barış sesin geldiği yere bakınca kaşı yine çatıldı. Sanırım ondan hoşlanıyordu. "Zehra gelmişsin ali albayım la görüşmeleri bitti. Bizde geçelim seyit komutanımın yanına." Mert o an fark etmiş gibi barışa baktı. "Hoş geldin barış ." "Hoş buldum mert " Aralarındaki gerilimi kesmek adına merte dönüp "Tamam barışla konuşup geliyorum" Mert tamam dercesine başını salladı. Bende barışın kolundan tutup içeriye girdim. İçeriye girdiğimde barışa dönüp "Ben şimdi gidiyorum ne kadar sürer bilmiyorum." Elimle odadaki diğer kapıyı gösterdim "Şurası benim dinlenme yerim istersen orda biraz uyuyabilirsin uyumak istemezsen kitaplarım falanda var. Eğer 2 3 saate kadar gelmezsem işim uzun demektir o zaman sen arabayla dönebilirsin. İki saat sonra sana kahvaltı gönderirim hadi şimdi sen dinlen bende işimin başına döneyim." Barış önüme gelip durdu lafım bittiğinde bana sarıldı. Ne olduğunu neden sarıldığını anlamamıştım. " Ne olursa olsun kendine dikkat et olur mu? "-barış " Peki dikkatli olurum. Ama şimdi gitmem gerek işim bittiğinde nedenini konuşuruz. " Ondan ayrılıp kapıya gelmiştim ki " Tamam nedenini konuşmadan önce tekrarını yapalım. "dedi gülerek Odadan çıkarken "Kabul" dedim. ____________________
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE