Barış 2 sohbet

1266 Kelimeler
"Beraber oturalım mı? Rahatsız olmayacasan tabi. Hem hiç konuşamıyoruz biraz tanımış oluruz birbirimizi. Tabi istersen?" "Estağfurullah ne rahatsızlığı. Doğru pek konuşmuyoruz. Olur oturalım." Dışarıya baktı ardından bana dönüp "O zaman bahçede oturalım mı? "-dedi Kabul etmesine şaşırmıştım. "Olur çıkalım. O zaman sen bahçeye geç ben bir battaniye ile ikide minder alıp geliyorum." Ben battaniye ve minderleri alıp bahçeye çıkğımda bahçeye baktım ama zehra yoktu. Vazgeçtiğini düşünmüştüm. Keyfim kaçmıştı geri içeri gitmeye karar verdiğim de onu gördüm. Zehra elinde iki kahve kupası ile mutfak kapısından çıkmış geliyordu. Yanıma geldiğinde "Vazgeçtiğini sanmıştım. Görmeseydim geri gidecektim." "Hayır vazgeçmedim. Neden vazgeçeyim yemekten sonra kahve içelim diye seni durdurmuştum aklıma geldi. Sözümü tuttmadan uyumak adetim değil. O yüzden kahve yapmak için mutfağa gittim. "-dedi ve Ellerindeki kahveleri gösterdi bak dercesine. Küçücük bir sözünü bile unutmaması beni düşünürmüştü aynı zamanda da hoşuma gitmişti. Benim daldığımı görünce "Ayakta mı beklicez? Kahveler soğuyorda"-dedi "O zaman oturmak istediğin yeri göster de oraya oturalım" "Şu ağacın oraya oturalım. Hem orası güvenilir korunma konusunda sorun yaşamayız ."-dedi "Anlamadım ne koruması? Cevap verecekken "Anladım mesleki deformasyon. " "Mağlesef alışkanlık olmuş. Sorun değilse oraya oturalım yoksa içim rahat etmez."-dedi "Peki sen nasıl istersen öyle olsun bakalım." Ağacın altına yerimizi yaptığımda zehra kahveleri bana verip kendide yerine oturdu. Kahvesini verdiğimde "Diğeri benim sen orta içiyordun bu senin diğeri sade o benim." "Pardon yanlış oldu kusura bakma. Bu arada sen sademi içiyordun?" "Genellikle orta içiyorum ama bu ara böyle."-dedi "Anladım. Eee ne konuşmak istersin." "Bilmem. Beni sen devet ettin sen ne merak ediyorsan sor sorduğun sorulara ikimizde cevap verelim. Böylelikle konu açılır konuşuruz "-dedi "Anlaştık. O zaman ilk sorumu sorayım." Hemen oturma yönünü benden tarafa çevirdi ve hazır olduğunda en çok merak ettiğim o soruyu sordum. "Zorlanıyor musun askersin ya?" " Kadın olduğum için mi diyorsun?"dedi. Sanırım kadın erkek ayrımı yaptığımı düşünüp biraz kızmıştı. Hemen sorumun nedenini açıklamaya koyuldum "Olur mu hiç öyle bir şey sadece zayıfsın ve gördüğüm kadarıyla pek iştahlı da değilsin." "Hayır zorlanmıyorum. Zayıf olmam güçsüz olduğum anlamına gelmez. Ayrıca zayıfta değilim boyumla kilom dengede. Peki sen neden doktor olmak istedin?" "Ben yetimhanedeyken yakın arkadaşım beynindeki tümör vardı bu yüzden öldü. Bende o yüzden beyin cerrahı oldum." "Yetimhanede büyüdüğünü bilmiyordum kusura bakma. Başın sağ olsun İstersen konuşmayalım."-dedi "Sen sağ ol. Ayrıca bilmemen normal. Daha yeni tanışıyoruz ve aynı ortamda pek bulunmadık. Konuya gelirsek sorun yok konuşabiliriz." "Peki sen bilirsin." dedi Yanlış birşey söylemek istemediği için sesizce kahvesini içmeye başladı. "Ben yetimhaneye bebekken bırakılmışım. 5 yaşıma gelene kadar orda kalmışım o yetimhane kapanınca beni İstanbul'daki başka bir yetimhaneye yerleştirmişler. Oraya pek uyum sağlayamamıstım. Çünkü daha önceki yerdenn kimse yoktu. Oraya alışabilmem uzun sürdü sonra 10 yaşlarımdayken İlyas gelmişti yetimhaneye. Ailesini bir kazada kaybetmişti. Ona bakacak kimsesi olmadığı için de yetimhaneye bırakmışlar. Onunla çok iyi anlaşmıştık Geldikten bir yıl sonra da çok kötü hastalandı. Apar topar hastaneye kaldırıldı meğerse uzun zamandır beyninde tümör varmış ama hiç belli etmemiş sonra oda üzüntüyü acıyı ve yetimhane koşullarını kaldıramadığı için kendini göstermiş. Son evrede olduğu içinde 11 yaşındayken hayatını kaybetti." Zehranın bişey demesini bekledim ama devam etmemi ister gibi bakınca konuşmaya devam ettim. " O zaman karar vermiştim doktor olmaya. Onun gibi kimse ölmemeliydi. Sonra 18 yaşıma kadar da o yetimhanede kaldım. Eğitim hayatım hep en iyisi olma yönündeydi öylede olduda. Yetimadeki sürem dolduğunda üniversiteye başlamıştım egemenle de sınıfta ev arkadaşı aradığını söylediğinde tanıştık. İlyastan sonra kardeşim diyebileceğim biri olacağını sanmazdım ama aynı evde kalırken gerçekten iyi arkadaş olmuştuk ve sonra benim için değeri paha biçilemez bişey yaptı ve böylelikle egemen kan bağı olmadan kardeşim oldu. Şimdi ise 20 yıllık bir geçmişimiz var bana tek kişilik aile oldu. Şimdi leyla teyzeler var ama onlara alışmak istemiyordum ama alıştım. Ama kendimi hala yük gibi hissediyorum" Zehra beni öyle güzel dinliyordu ki içimde ne varsa anlatmak istemiştim. Daha sonra ben bana egemenin ne yaptığını sormasını beklerken o. Farklı bir şey sormuştu. "Hiç aramadın mı aileni?"-dedi "Aradım ama pek birşey elde edemedim." "İstersen senin için araştırabilirim." "Ben kabullendim. Şimdi bu kadar toparlanmışken yeniden umutlanmak istemiyorum" "Sen nasıl istersen." "Yük olmak konusuna gelirsek anlıyorum seni bende öyle hissettiğim için anlıyorum yani. Ama gördüğüm kadarıyla bu 20 yilda sen çoktan bu ailenin ferdi olmuşsun. Seni egemenden ayırmıyorlar. Hatta seni daha fazla onemsiyorlar. Ben leyla teyzeyi tanıyorum eğer seni kabullenmeseydi seni evini geçtim mutfağına asla sokmadı. Yani evett anlıyorum seni ama öyle düşünme. "-dedi "Senin bir ailen var isteğin zaman onların yanında olabilirsin. Yani benim gibi hissetmezsin bence." Dediğime gülümsedi ardından "Babam şehit oldu. Annemde babamın acısına dayanamadı oda vefat etti. Bir kardeşim de yok. Anneannem yada babaannemlere gelirsek onlar beni gerçekten yük olarak gördüler yani anlayacağın bende kimseli kimsesizdenim. " Tekrar gülümsedi "Yani burda seni en iyi anlayacak tek kişi benim." Mahçup olmuştum. Gerçekten bilmiyordum ve evde kimse bundan bahsetmemişti. Hemen "Kusra bakma özür dilerim bilseydim böyle konuşmazdım." dedim O ise elini koluma koyup "Özür dileme. Bilmiyordun bende söylememiştim zaten. Bu yüzden kusura bakılacak bir durum yok. "ardından elini çekti önüne döndü. Ben zaten onu üzdüğüm icin kendime kızıyordum elimdende birşey gelmiyordu Bir süre daha suskun kaldı. Kupadan kahve içmek için kaldırdığında kahvesinin bittiğini görünce ayaklandı. "Kahve yapmaya gidiyorum istiyorsan sanada yapayım."- "Yok teşekkür ederim." Arkasını dönüp mutfağa gitti. Bende kendime kızmaya başlamıştım.. "Yaptığım büyük aptallık kız gelip bana seni anlıyorum bende öyleyim diyor ben ne diyorum" . Bir süre daha kendime kızıyordum ki zehra yüzünde gülümsemesi ve elinde iki kupayla geri döndü. "Zahmet olmasın diye söylemediğini biliyorum o yüzden sanada yaptım." Nasıl beni anlıyordu anlamıyorum. Oysa ben onu hiç anlayamıyorum. Kendi düşünceme dalmıştım onu elinde kuoayla beklettiğimi farketince hemen uzattığı kupayı alıp. Teşekkür ettim. "Neden hep ben birşey dediğimde şaşırıyorsun ? Bak gene şaşırdın."-zehra "Beklemediğim şeyleri yapıyorsun da ondan. Hem şaşırdığımı nasıl anlıyorsun?" "Mesleki alışkanlık ama senin şaşkınlığını çocuk bile anlar. Şaşırdığın da gözlerini kırpmayı unutuyorsun."diyip güldü. Benimle ilgili böyle şeyleri bilmesine şaşırmıştım. Aynı zamanda hoşuma da gitmişti. "Bak yine gözlerini kırpmıyorsun yine şaşırdın." diyip tekrar güldü Bu sefer de utanmıştım. Utandığımı fark edince yine güldü. Bu sefer bende gülmüştüm. Bir süre konuşmamış sadece bakışmıştık. O gözler ne güzeldi gülümsemesi ayrı güzeldi bakışları davranışları. Konuşurken o güzel elleri ile konuşmasını desteklemesi. Her şeyi ayrı ayrı öyle güzeldi ki. Bazen onu bir kutuya koyup saklamak kimse onu görmesin istiyordum hatta kimse onun güzel sesini duymasın istiyordum. Biliyorum abartıyorum saçmada geliyor ama sadece benim olsun istiyorum. Bu yüzden onu kimseyle paylaşmak istemiyorum. Evet çok şey istiyorum ama içimde ona karşı karşı konulmayan hisler var. Zaten başka türlü ifade edememekten kaynaklaniyor tüm bu istekler. Kahvelerimiz bittiğinde ayaklandı saatine baktı. "Hadi kalkalım artık yarın işlerimiz var."dedi Ondan ayrılmak istemiyordum sonsuza kadar gözlerimiz keşişsin gözlerinde kaybolup gitmek istiyordum ama haklıydı. "Tamam kalkalım ama bana söz ver başka zaman bunu yine yapalım." "Anlaştık."-zehra Birlikte eve girdik zehra kupaları mutfağa götürdü. Bende minderleri ve battaniyeyi aldığım dolaba geri koymak için koridorun sonundaki dolaba gittim ve dolaba elimdekileri yerleştirdim. Arkamı döndüğümde zehra bana bakıyordu. "Noldu neden bana bakıyorsun?" "Hep sen mi bakacaksın" diyip güldü Demek fark etmişti. Kız asker tabi fark eder. Yakalanmanın verdiği utançla elimi alnıma götürdüm. "Bak bu harekette(elimi gösteriyordu) utanınca oluyor."diyip yine güldü. Bu sefer hem utanmış hemde şaşırmıştım. Beni bu kadar iyi nasıl tanıyor anlamaştım. Demek ki oda bana gizli gizli bakıyordu. Zehra bu halime daha çok gülmüştü. O gülünce bende gülmüştüm. Bu hallerimizi sevmiştim. Gülmelerimizi bakışmalarımızı onunla olan herşeyi sevmiştim. Sonkez yüzüme baktiktan sonra arkasını döndü ve merdiven basamaklarını çıkmaya başladı. Bende arkasından yürümeye başlamıştım. Odasının kapısına geldiğinde dönüp "iyi geceler Allah rahatlık versin." -zehra "Sanada iyi geceler." Odasına girip kapısını kapatmıştı. Bende odama girip banyoya girdim elimi yüzümü yıkayıp dişimi fırçaladım. Üzerimi değiştirip yatağıma geçtim. Duvardaki saat ilişti saat 00:15 ti. Telefonumdan müzik açtım ve gözlerimi kapattım zihnimde tek bir kişi vardı Zehra güzel yüzlü tatlı gülüşlü kadın..... _______________________
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE