" Hanfedi park yeri benim hakkımdı."
Ben dönünce ikimizde şaşırdık. Çünkü bana seslenen yüzbaşı mert ti.
"Mehraba zehra hanım. Sivil olduğunuzdan dolayı tanıyamadım."
"merhaba mert bende öyle"
"Siz niçin buradaydınız? Ay çok pardon özel değilse tabi."
"Yok hayır sorun yok. Anne gibi gördüğüm en güzel birinin anneler gününü kutlamak için buraya geldim. Peki siz?"
"Bende öyle. Yani annem için buraya geldik"
"Anladım iyi dileklerimi iletin lütfen"
"teşekkür ederim iletirim."
Arkamı döndüm ve restorantın girişine doğru yaklaştım. Topuklular yüzünden biraz yavaş yürüyordum. Tam kapıyı açacakken başka biri tarafından açıldı. Dönüp baktığımda nefes nefese merti gördüm. Beraber içeri girdik. Görevli
"beraber misiniz?"
"yok hayır beraber değiliz "
"Peki efendim Rezarvasyonunuz varmıydı?"
"Evet egemen kara adına rezervasyon olacak. "
"Bende kendi adıma yaptırdım. Mert karabağ adına"
"Hanımedendi sizinki ilerde sağ tarafta cam kenarı efendim.
Beyefendi sizinkinde hanımefendinin masasının hemen arkası gelin sizi götüreyim"
Hep beraberr ilerlerken mertin gözleri ara ara beni buluyordu. Masaya yaklaştığımda barışla göz göze geldim gözlerinde ışık vardı. Ardından merte kaydı gözleri gözlerindeki ışık soldu banamı öyle geldi bilmiyyorum ama sanki kıskanmıştı. Bu hali hoşuma da gitmişti. Barışa tekrar baktığımda merte baktığını gördüm ardından bana baktığında göz göze geldik.
Masaya yaklaştığımızda mert bana baktı. Bizimkilerde bana bakınca tanıştırmak durumunda kaldım.
Bizimkilere mertti elimle göstererek
"Bu yüzbaşı mert aynı yerde görev yapıyoruz. Mert gördüğün kişilerde benim ailem ali albayın eşi leyla teyzem, oğlu Egemen ve barış"
"Tanıştığıma memnun oldum" dedi mert gülümseyerek.
"Bende memnun oldum evladım " - leyloş sultan
"Bizde memnun olduk"-egemen barışın bakışlarından dolayı onun adınada söylemişti.
Bizimkiler tanışırken uzun boylu tesettürlü bir hanımefendi yaklaştı. Mert yanına gidip sarıldı. Bize dönüp
"Buda benim meleğim. Annem suzan. Anne bu güzel ailede görev arkadaşım zehra nın ailesi. Bu teyzesi leyla hanım ve oğlu egemen ve bu beyefendi de barış bey "
Suzan hanım bize dönüp
"Tanıştığıma memnun oldum" dedi.
Bizde aynı anda
"Bizde memnun olduk"
Sipariş için garsonun gelmesiyle mert bize dönüp
"O zaman size müsaade edeyim de keyfinize bakın.(bana dönüp gülümseyerek) Görüşüz zehra" dedi.
"Görüşürüz"
Onlar masalarına doğru gidince bende yerime oturdum. Herkez siparişini verince bende mardinin yöresel yemeği olan firikiye söyleyip beklemeye koyuldum. Yemekler gelip yemekleri yemeğe başladığımızda. Leyla teyze
"Benim güzel kalpli çocuklarım. Bu hediyeniz için teşekkür ederim. Böyle bir günde beni yalnız bırakmadığınız için. Sıcacık kalbinizi bana açtığınız ve sevginizi gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim." dedi
Gözleri dolmuştu. Üçümüz birlikte kalkıp bugünün sultanı olan leyloş sultana sarıldık. Tekrar yemeklerimize döndüğümüzde biraz eskilerden biraz yenilerden konuşuyorduk ki yanıma telefonla konuşan mert geldi. O esnada benim de telefonum çaldı.
"Efendim komutanım"
"..."
"Emredersiniz komutanım hemen çıkıyorum."
Telefon görüşmesini bitirdiğimde leyle teyze egemen ve barışı bana bakarken buldum. Ne olduğunu anlamaya çalışıyorlardı.
"Görev emri geldi hemen çıkmam gerek"
"Bu saatte mi gideceksin?" - barış
"Görevin saati olmaz barış bunu en iyi sizin anlamanız gerek."
"Tamam kızım hadi git ama dikkatli ol. Allaha emanet olun hepiniz"-leyla teyze
"Sağ ol leyla teyze."
"Dikkatli olun zehra. İlk fırsatta durumunun haberini ver. Verki merakta kalmayalım." -egemen
"Dikkatli ol zehra" -barış
"Teşekkürler olur dikkat ederim"
Leyla teyzeye sarıldım. Çantamdan arabanın anahtarını çıkartıp
"Ege sana güvenmiyorum. Arabamı hurdaya çıkartırsın bu yüzden sana veriyorum barış. Ben gelene kadar sana emanet."
Cevap vermesini beklemeyip mertle birlikte restoranttan çıktık. Onun aracına binmek durumunda kaldım. Yol boyunca ikimizden de ses çıkmadı. Karargaha geldiğimizde bana dönüp gülümsedi bişey demeden araçtan indik. Ardından onu beklemeden binaya girdim. Acelem olduğu için asansörü çağırdım biraz bekledikten sonra asansör açıldı. İçeri girip 5. katı tuşladım. O esnada mertte asansör bindi. Aynı katta odalarımız olduğu için beklemeye başladı. Asansör 5. kata geldiginde kapı açıldı ve ikimizde çıktık. Mert odasına doğru giderken bende odama girdim. Neyseki dolapta yedek üniformam vardı da üzerimi değiştirmek için eve gitmemiştim. Hemen üzerimi değiştirip odadan çıkmıştım ki koridorun sonunda mertin de üstünü değiştirdiğini ve yanıma geldiğini gördüm.
"Seyit binbaşı nın yanına beraber gidelim diyecektim." - mert
"Olur gidelim."
İkimizde yönümüzü toplantı odasına çevirdik 5 dk sonra toplantı odasının önündeydik içeri girdiğimizde
"Gelin çocuklar. Oturun söyle."-seyit binbaşı
Biz gösterdiği yere geçtiğimizde
"Suriye sınırındaki bir köye baskın vermişler. Bölgedeki jandarma ekibi müdahale etmiş ama köydeki vatandaşları rehine olarak kullanıyorlar. Ve başlarındaki kişi senin gelmeni istiyormuş."
"Benimle ne ilgisi neymiş komutanım."
"Bilmiyorum kızım illaki kuyruğuna basmışsın dır. Şimdi sizden oraya gidip güvenliği sağlamanızı istiyorum"
"Emredersiniz komutanım" - mert +ben
Timle birlikte piste geldiğimizde. Mertin de pistte olduğunu gördüm. Hepimiz helikopterde yerimizi aldığımızda merte dönüp.
"seyit komutanım bizimle niye gelmeni istedi."
"Bilmiyorum oraya gittiğimizde öğreneceğimizi söyledi"-mert
"Anladım öğrenelim bakalım."
Time dönüp
"Sahada ilk defa birlikte operasyon yapacağız. Birbirimizi bu sayede daha iyi tanıyacağız. Daha önce nasıl çalışma biçimini kullandınız bilmiyorum. O yüzden hiç bir sorun istemiyorum. Temiz çalışalım ve dönelim."
"EMREDERSİNİZ KOMUTANIM" -tim
Sabaha karşı köye uzak bir yere gelmiştik. Köyden uzak yerde iniş yapmamızın sebebi hem arazi şartı hemde geldiğimizden haberleri olmaması içindi. İniş yapar yapmaz bozok timinin komutanına geldiğimizi haber vermiştik. Köye yaklaştığımızda geldiğimiz yönün çaprazında bir yerde çatışma sesleri vardı.Biz çatışma seslerinin olduğu tarafa yönelmiştik. Biz olay gerine geldiğimizde teröristler 5 askerimizi sıkıştırmıştı. Bunlar geldiğimizden haberi olan ve daha önce olay için gönderilen ekibin askerleriydi. Bizi bilgilendirmesi ve karşılaması için gönderilmişlerdi. Ama bizden önce büyük bir terörist grubu pusu kurmuştu. Bizim gelmemizle birlikte teröristler bozguna uğradı. Uzun süren bir çatışma sonrası akşam olmuş ve çatışma sonlanmıştı. İşin iyi kısmı ise hiçbir kayıp vermeden teröristleri bitirmiştik. Köye geldiğimizde buraya gönderilen Bozok timinin komutanı(Jandarma yüzbaşı Tarık Balta) geldiklerinde teröristlerle çatışttıklarını daha sonra da rehineleri kurtardıklarını söyledi. Ama rehinelerden öğrendiklerine göre genç kadınların ve kız çocuklarının ayrı tuttuklarını eğer ben gelmezsem gelmediğim süre boyunca bir kadını adamlarına eğlenmeleri için vereceğini söylediğini ben ve timin bu yüzden bu operasyona dahil olmuduğumuzu öğrenmiştik. Ben öğrendiklerini düşünürken
"siz bunu saat kaçta öğrendiniz?"
"saat öğleden sonra 4 gibi öğrendik"-yüzbaşı tarık
"şuan saat kaç?"
"20:48 komutanım" -bozok timinden bir asker.
"Yani 4 saat geçmiş ve 5 olmak üzere. Bu durda 4 kadına tecavüz ettiler."
"Mağlesef öyle benim timimden ve yerel güvenlikten oluşan bir gurup askeri,
iz sürmesi için görevlendirdim. Haber geldiğinde bizde gideceğiz."-yüzbaşı Tarık
"En son nerde olduklarını söylediler mi?"
"köyün kuzeyinde kırk ağaç mevkinde olduklarını söylemişlerdi"-yüzbaşı Tarık
"O zaman bizde o yöne gidiyoruz. Eğer haber gelirse daha erken ulaşırız."
"Çığlık ve bozok timi toplanın kırk ağaç mevkine gidiyoruz."
"Emredersiniz komutanım. "
......
Kırk ağaç mekiğine geldiğimizde sabah oluyordu. Köyden çok uzaklaşmış kayalıkların ve mağaraların olduğu yere gelmiştik .
"Haber geldi. Bulmuşlar ."-Tarık
"Neredelermiş?"
"Ince derenin yamacında ki
mağaradalar."-Tarık
"Toparlanın gidiyoruz."
......
O kadar hızlı olmamıza rağmen yaklaşık 1 saate bahsedilen mağaranın yakınına gelmiştik.
Operasyon için bir plan kurmuş ve plan dahilinde herkesi görevlendirmiştim.
O esnada yüzbaşı tarığın telsizinden
"esker eskerrr yıldırım geldi mi .?"-şehmuz
"Geldi geldi ecelin geldi şerefsiz köpek ."-Tarık
"Sana yıldırım geldi mi diye soruyorum. Eger düzgün konuşmazsan birini daha eğlenmeleri için veririm."-şehmuz
"Tamam tamam ne istiyorsun onu söyle"
"yıldırım geldiyse telsizi ona ver."-şehmuz
Elinde telsizi alıp
"Benim yıldırım"
"Demak geldin ha yıldırım. Ama ne yazık ki geç kaldın. Gelmediğin her saat için biri adamlarımın eğlencesi oldu. Gerçi zorluk çıkarınca öldüler ama hala elimde 15 kadın 10 da kız çocuğu var."-şehmuz
"Beni çağırdığına göre birşey istiyorsun. Ne istiyorsun bana onu söyle."
"Zekisin. Aslında seninle bir usumetim yok. O baban olacak adamla vardı onuda öldürdüm. Ama öğrendim ki intikam için asker olmuşsun. Beni arıyormuşsun."-Şehmuz
Duyduklarım beni geçmişe götürmüştü. Babam kadınlara tecavüz ediyor diye yakaladığında o adamın eline kurşun
sıkmıştı. Eli ampute edilmesi için hastameye kaldırıldığında hastaneden kaçırılmıştı.
1 yıl sonrada babam bir operasyon dönüşü konakladığı karakolda pusuya düşmüş ve şehit edilmişti. O zaman öğrendiğimize göre babamı pusuya düşürenlerin başında şehmuz vardı. Buluttlu düşüncelerimi hemen yok saydım ve öfkem derya deniz olmuş bir sekilde
"Şehmuzzz seni adi köpek. Yanına gelip diğer elinide ben keseceğim."
"Ağır ol askerr ağır ol. O sivri diline hakim olasın. Yoksa bu güzellere yazık olur."-şehmuz
Ben yerimde ileri geri giderken. Tekrar konuştu.
"Şimdi buraya güneş tepeye geleceksin yalnız. Bende adamlarıma rehineleri bırakmalarını söylerim. Eğer gelmezsen yada bir oyun edersen burdaki güzellere yazık olur. O yanındakilerede güvenme onlarlada adamlarım ilgilenir."-şehmuz
Konuşmayı sonlandırdı.
"Tarık güneş tepe ne tarafta?"
"Zehra saçmalama oraya gidemezsin. Gidersen bırakırlar mı sanıyorsun. Bu tuzak görmüyormusun."-mert
"Zeliş bana güneş tepenin konumunu söyle."
Zeliş bir merte birde bana bakıyordu.
"Zeliş senin komutanın benim. İkiletmede söyle."
"Bulunduğumuz yerin güneyinde yarım saat sürer komutanım." - Zeliş
Tam ben hareketlenmiş giderken mert tuttu beni.
"Bırak beni."
Tutuşu dahada sıkılırken.
"Sana bırak beni dedim. O şerefsizin adamları yine bir kadına tecavüz edecek. Ve benim de izlemekten başka bir şey yapamayacağımı söylüyor. "
"zehra anlıyorum seni bende o şerefsizi öldürmek istiyorum ama diğer rehineleri riske atamayız. Şimdi sakin ol bir plan yapalım ve ona sadık kalalım." - mert
"Duymadın mı adam kadınları adamlarına meze edecek."
"Duydum duydum. Ama seni tuzağa çekiyorlar. Sen gidince onları bırakmayacaklar. Şimdi kendine gel gel de timinin başında dur. Eğer felmezsen seni operasyon dışında bırakırım."-mert
"Haklısın ama az.
Cümlemi yarida bıraktım ve sakinleşmeye çalıştım
" Tim benim timim sen sadece yanımızda geldin."
Biraz kırılmıştı tutuşu yumuşadı ve bıraktı. Sonra kendini toparlayıp etrafına baktı bana dönüp
"Beni seyit komutanım görevlendirdi. Neden çünkü senin delilik yapacağını biliyordu. O yüzden gerekirse emir komutayı alırım. Ama ben timinin başında olmanı istiyorum."-mert
Üzerine daha fazla gitmemek için,
"O zaman plan için acele edelim."
_________________
Plan
Oğuzun sabitledigi konum güneş tepedeki beni çağırdığı yer. Zeliş in gözleri dronlar güneş tepeyi gösterirken. Hakanda ihalar için merkezle görüştü. Rehinelerin koruması nı Fırat alırken kemal de bizim korumamızı alacaktı. Önce rehineleri kurtarıp ardından zelişin dronla takip ettiği şehmuza hereket edecektik.
____________________
"Taman o zaman operasyona başlıyoruz."-mert
"gözcü hazırmısınız?"
"Göklerde gözlerimiz süzülüyor komutanim."-zeliş
"oğuz nokta atışı için konumu sabitledin mi?"
"sabitledim komutanım" -oğuz
"Fırat yerinizi aldınız mı?"
"Ben yerimdeyim komutanım" -Fırat
"Ben başka yerdeyim sanki. Bende yerimdeyim komutanım." - kemal
"Çığlık timi çıkıyoruz. "
"Emredersiniz komutanım"
_______
Uzun süren bir çatışma sonrası teröristlerin büyük bölümünü indirmiştik. Geri kalanı geri çekilmeye başlarken rehinelerin başındakiler rehineleri öldürmeye girişmiş ama Fırat temiz atışlar la korumuş kalanınıda biz indirip kurtarmıştık.
Rehineleri Tarık yüzbaşı ya teslim etmiş kaçan teröristleride ihalar halletmişti.
Zeliş ise görevi gereği geride kalmış Şehmuzun takibini sürdürmüştü.
Bizde beenim ve mertin timi ile Şehmuzun peşine düşmüştük. Onlara yetiştiğimizde ise sıcak çatışma yaşanmış çatışma sonrasında da ele geçirmişttik.
İşimiz bittiğinde akşam olmuştu. Geri dönüş için güvenlik nedeniyle sabah gitmeye karar vermiş ve kendimizi güvenli bölgeye atıp dinlenmeye geçmiştik.
Sabah olduğunda hep birlikte bölgedeki en yakın jandarma karakoluna gelmiş ve bizi almaya gelecek helikopteri beklerken dinlenmeye geçmiştik.
Bana ayrılan odaya geldiğimde üzerimi temizlemiş abdestimi almış ve ardından kaçırdığım kaza namazlarımı kılmıştım.
Helekopter piste indiğinde tim bir araya gelmiş beni bekliyordu.
"Yardımlarınız için teşekkür ederim yüzbaşım. Kendinize iyi bakın bir kusurum olduysa hakkınızı helal edin."
"Ne kusuru yüzbaşım. Helal olsun. Sizde hakkınızı helal edin."
"helal olsun."
"Yolunuz açık olsun inşallah"
"Cümleten yolumuz açık olsun inşallah"
Eve dönüş.
______________________