3.BÖLÜM:İLK DEFA

1172 Kelimeler
....GEÇMİŞTEN BİR GÜN... 7 AĞUSTOS 2014 ''Acıktım'' diye fısıldadım Ayşe'nin kulağına doğru. Başını bana çevirdi. Kaşları hafifçe çatılmıştı. ''Acıktın mı?'' Şaşkınca söylemişti. Gülümsedim hızla kafamı aşağı yukarı salladım. Ellerimi çenemin altında birleştirdim. ''İyi de daha yemek yiyeli bir saat bile olmadı'' Omzu silktim. Kimin umurundaydı ki... Sadece yemek yemek istiyordum. Sadece yemek yemek istiyordum. Sadece yemek yemek istiyordum. ''Acıktın demek öyle mi? Peki ne yemek istersin?'' Gülümsedim. Kocaman bir gülümseme ile çok sevgili dostuma bakıyordum. Düşünürmüş gibi yapmaya başladım. Oysa ki ne yiyeceğime çoktan karar vermiştim. Çenemi düşünürcesine kaşıdım. ''Pizza mı yesek?'' Ayşe'nin kaşları çatıldı. Bana doğru iyice yaklaştı.Ne söyleyeceğini tahmin edebiliyordum ama genelde böyle durumlarda onu kafayı çok takmıyordum.Bazen ciddi anlamda canımı epeyce sıkacak sözler söyleyebiliyordu. ''Delirdin mi sen?'' Başımı olumsuzca salladım Ayşe'nin yüzünde sinsi bir gülümseme oluştu. Saçlarını geriye savurdu. Bana doğru iyice sokuldu.Gülmememk için yoğun bir mücadele içersindeydim. ''Öğlen makarna yedik ve bir saat sonra pizza mı yemek istiyorsun'' Hızla kafamı aşağı yukarı salladım. Gözleri kısıldı. Bir şey demeden bir süre beni izledi.Bakışları rahatszı ediciydi.Elimi gözlerinin üzerine kapadım.Gözlerinin üzerindeki elime küçük bir tokat attı. ''Tamam yiyelim. Nerde yemek istersin?'' Ellerimi birbirine vurdum. Çok ses yapmış olacağım ki etrafta ki insanlar bana baktı. Sessizce özür dileyip Ayşe'ye döndüm. ''Fark etmez nerde yiyeceğimiz. İstersen öğlen yediğimiz yerde yiyebiliriz. Temiz bir yere benziyordu'' Tabi ki de nerde yiyeceğimiz fark ederdi. Deli miydim ben önce makarna bir saat sonra pizza yiyeyim. Hiç acıkmamıştım. Zaten nasıl yiyeceğime dair hiçbir fikrim yoktu. Ayşe enseme sert bir tokat attı. Kaşlarını çatmış öfkeli gözlerle bana bakıyordu. ''Bir haftadır bizim sayemizde zengin oldu o kafe biliyorsun değil mi?'' Omzu silktim. Umurumda değildi. Doğru söylüyordu bütün paramı bu ara o kafeye dökmüştüm ama hiçbir şey umurumda değildi. Sadece gitmek ve onu görmek istiyordum. Derin bir nefes aldım. Yüzü gözlerimin önüne gelmişti. İstemsizce gülümsedim. ''Lütfen gitmek istiyorum'' Ayşe derin bir nefes bıraktı. Sandalyesini bana biraz daha yaklaştırdı. Ellerimi kavradı. Nelere söyleyeceğini çok iyi biliyordum . Sadece gi,tsek olmaz mıydı?Her an her dakika onu görmek istiyordum.Ordan bakınca kendimi kaptırmış gibi duruyor olabilirdim ama ben kendimi biliyordum.Duracağım yeri biliyordum.O kadar da salak değildim.İşler çığırından çıkarsa dururdum. ''Sence de kendini çok çabuk kaptırmadın mı? Kimdir nedir bilmiyoruz tanımıyoruz etmiyoruz. Bence biraz ağırdan al gerçi adamın hiçbir şeyden haberi yok ama..'' İmayla bana baktığında gözlerimi devirdim. Bıkkınca ofladım. Biliyordum haklıydı ama ben daha önce hiç yaşamamıştım daha önce hiç böyle duygular tatmamıştım. Kalbim onu görünce farklı çarpmaya başlıyordu ve benim kalbim daha önce kimseye karşı böyle çarpmamıştı. O adamın beni deli gibi heyecanlandırmasının sebebi de buydu zaten. Hayatımda ilk defa başıma böyle bir şey gelmişi ve ben bu duyguyu çok sevmiştim. ''Lütfen ben onu görmek istiyorum.'' Derin bir nefes aldım. Gözlerim kapandı.Yüzü gözlerimin önünde canlandığında yüzümde hafif bir tebessüm oluştu. ''Sürekli'' Yanaklarımın alev aldığını hissediyordum. Elimin tersini yanaklarıma bastırdım. Gözlerimi sıkıca yumdum. Ayşe'nin bıkkın oflamaları duyuyordum ama umurumda değildi. Kalbim deli gibi atıyordu. Elim yavaşça kalbime gitti. Bu hız neden beni bu kadar mutlu ediyordu. Ayşe'nin elini alıp kalbimin üzerine koydum. ''İlk defa böyle atıyor'' diye fısıldadım. Yüzümde ki gülümseme ile Ayşe'ye baktım. Gülümseyerek uğraştığı işinin başına geri döndü. Ben ise elim kalbimde hala öylece duruyordum. ***************************** ''Bıktım buradan '' söylenerek kafeden içeri giren Ayşe'ye öpücük attım. Derin bir nefes aldım. Gözlerim her yerde onu arıyordu. Gözlerimi sıkıca birbirine bastırdım. Gülümseyerek açtım. Ellerimle hafifçe yanaklarıma vurdum. Derin bir nefes bıraktım. Üstümü düzeltip içeri girdim. içeri adım atar atmaz gözlerim her yerde onu aramaya başlamıştı çoktan. Ayşe bana seslendiğinde onun oturduğu tarafa doğru yöneldim. Yürürken bile sürekli etrafa bakınıyordum. ''Düşeceksin şimdi'' Ayşe gülerek bana bakıyordu. Çantamı sandalyeye asıp üzerimde ki ceketi çıkarıp sandalyenin bir köşesine koyum. Ayşe'nin karşısına geçip oturdum. Gözlerim hala etrafta onu arıyordu. Dudağımın kenarını dişledim. Ayşe'ye doğru eğildim. ''Görebiliyor musun sen?'' Ona değil etrafa bakınıyordum. Garson bize doğru gelmeye başladığında önüme döndüm. Ayşe bu durumdan oldukça keyifli bir şekilde bana bakıyordu. Garson kız bizim önümüze gelip oldukça kaba bir hareketle menüleri önümüze koyduğunda onu umursamadım. Rastgele menüden bir şey seçip işaret parmağımla gösterdim. Ayşe' de siparişini verdikten sonra garson kız uzaklaştı. Onun gitmesi ile birlikte hızla arkama dönüp boş olan kafeyi taramaya başladım. Zaten buraya geldiğimde de sınırlı sayıda görebildiğim adamı şimdi hiç göremiyordum. Bıkkınca ofladım. ''Nerde bu çocuk ya?'' Ayşe gözlerini kocaman açtı. ''Çocuk mu ne çocuğu be bildiğin kocaman adam o'' Ofladım. İlla bir şey söyleyecekti ya. İlla bir şey söyleyip canımı sıkacaktı. Omuz silktim. Şu an onu kafama takamazdım. Sadece tek bir şey istiyordum. En azından bir kere de olsa onu görebilmek istiyordum. Ayşe oflayarak elini masanın üzerinde birleştirdiğinde ağzından küçük bir çığlık koptu. Gözlerim ona kaydı kafedeki tek müşteri biz olduğumuz için garson kız bizi umursamamıştı bile. ''Noluyor Ayşe?'' Yüzünü buruşturup bana baktı. Ardından kolunu havya kaldırdı. Beyaz gömleğinin kolları bariz tozla kaplıydı. Gülmemek için dudaklarımı sıkıca birbirine bastırdım. Fakat Ayşe'nin yüz ifadesine daha fazla dayanamayacaktım. Elimi ağzıma kapadım. Ayşe ters ters bana baktı. Ardından peçetelikten hızla peçete çekip aldı. Kolunda ki tozları silmeye çalışıyordu aa pek de başarılı olamıyordu hatta daha da kirletiyordu. Oflayarak bana baktı. Ardından arkamda bir noktaya gözlerini kitleyip elini havaya kaldırdı. ''Bakar mısınız?'' Arkama dönüp oldukça umursamaz davranan garson kıza baktım. Eline defterini ve kalemini alıp bize doğru geldi. Masamızın önüne gelip yükünü tek bacağına verdi. Hiçbir şey söylemeden bize bakmaya başladı. Bu durum Ayşe'yi daha da çok sinirlendirmişti. Dudağımın kenarını dişlemeye başladım. Ayşe sinirlenince çok da normal bir insana dönüşmüyordu. ''Kollarımın halini görüyor musunuz?'' İki kolunu havya kaldırıp kıza çevirdi. Kız bariz bir şekilde oflayıp Ayşe'ye banane dercesine baktı. ''Nasıl bir müessese burası. Hiç mi silmiyorsunuz burayı. Zaten neden boş olduğu belli böyle bir yerde kim yemek yer ki?'' Kız hafifçe burnunu çekip gülümsedi. İşaret parmağı bir benim bir Ayşe'nin üzerinde hareket etti. Yüzünde havalı bir gülümseme vardı. ''Siz yiyorsunuz. Yaklaşık bir haftadır her gün saat başı buradasınız'' Ayşe'nin gözleri yerinden fırlayacak gibiydi. Hızla ayağa kalktığında sandalyesi geriye düştü. İki eliyle masaya oldukça sert vurdu. Eminim ki elleri çok acımıştı. Hiç çaktırmadan kıza diklenmeye devam etti. ''Bu ne cüret'' Dudaklarımı birbirine bastırdım. Yavaşça ayağa kalkıp Ayşe'nin elini tuttum. Gözleri bana döndüğünde başımı olumsuzca salladım. Kaşlarım çatılmıştı. Oflayarak elini sertçe çekti. ''Niye kimsenin gelmediği belli. Her gelen müşteriye bu şekilde davranıyorsanız tabi kimse gelmez. Kapanmanız yakındır ki bence kapanmanız da lazım'' Garson kız tabi tabi dercesine kafasını salladığında gözlerimi kıstım. Bu hareket Ayşe'yi daha da sinirlendirmişti. ''Bana patronunu çağır hemen!'' İşaret parmağını kıza doğru uzatmış, kaşlarını çatarak konuşmuştu. Kız ellerini beline koyup bıkkınca bana baktı. ''Hey sana diyorum hemen bana patronunu çağır'' Ayşe artık durdurulamaz bir haldeydi. Kızın üstüne doğru yürümüş ve kendisine bakmasını sağlamıştı. Kız üstünde ki siyah gömleğin kollarını katlamaya başladığında istemsizce Ayşe ile göz göze geldik. Başımı olumsuzca salladım. Ama Ayşe beni zerre takmayıp o da beyaz gömleğinin kollarını tıpkı kız gibi katlamaya başladı. Ofladım. Bir bu eksikti. Biz buraya ne için gelmiştik ve şu an olanlar neydi. ''Ayşe hadi gidelim.'' Sesim oldukça gür çıkmıştı fakat ikisi de beni duymuşa benzemiyordu. Omuzlarım düştü. Ağlamak istiyordum. Böyle bir şey yaşanmamalıydı. Tüm bu olanlar olmamış olmalıydı. Hiçbiri yaşanamamış olmalıydı. Kız ve Ayşe burun buruna sayılacak konuma geldiklerinde gözlerimi sıkıca yumdum. Derken nefesimi kesen o ses yankılandı kulaklarımda, ciğerlerimde ,kalbimde... ''Ne oluyor burada?''
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE