Hayatımda ilk kez akşamı bu kadar sabırsız bekledim. Sonunda yalnız kalmıştık. Belki bu davranışlarının nedenini sorabilir veya ağzından laf alabilirdim. Zili çalıp bir adım geride durdum. Anahtarım vardı ama onun açmasını istiyordum. Beni yine eskisi gibi güler yüzle karşılamasını istiyordum. "Hoşgeldin." "Hoşgördük." O soğuk sesinin verdiği hayalkırıklığıyla ceketimi vestiyere astım. Havalar serinlemişti yavaş yavaş. Havalarla pek ilgilenmem ama Mucizenin eskisi gibi benimle ilgilenmemesi canımı çok sıkıyordu! Sofrayı kurar kurmaz odasına gitmeye yeltendi ama artık bende de sabır diye bir şey kalmadı! Bu davranışlarını devam ettirmesine artık izin vermeyeceğim. O yüzden gitmeden önce kolunu yakaladım. "Nereye!" Dediğimi önemsemeyip kolunu kurtarmaya çalıştı. "Kolumu bırakır mısın

