Mizgin'im görmüş
Mardin hiç görülmemiş bir güne uyanmıştı. Böyle birgün ne yaşanmıştı ne de bir daha yaşanacaktı. Tüm Mardin bu güne konuşacaktı yıllarca.
Ateş Ağa gözleri sinirden kıpkırmızı bir halde karşısında diz çökmüş kadına bakıyordu. Ateş Ağa "Bulamadınız lan mı o iti?" diye sordu sağ kolu Adem'e. Adem "Her yeri arıyoruz ağam. Ama soysuz hangi deliğe saklanmışsa bulamıyoruz." dedi. Ateş Ağa elindeki silahı havaya kaldırıp tüm şarjörü havaya sıktı. Ateş Ağa "Bu size son uyarımdır. Eğer o Güven iti bugün karşıma gelmezse, Taşkın aşiretinin soyunu kuruturum. Eli bastonlusundan, beşikteki eniğine kadar hepsini öldürürüm." dedi. Adar Ağa "Yapamazsın, oğlum masumdur. Senin oruspu karın onu ayarttı. Namussuz kar..." Adar Ağa sözünü bitiremeden, Ateş Ağa adamın boğazına sarıldı. Öyle bir sıkıyordu ki, adamın gözleri kıpkırmızı oldu.
Bir ses "Bulduk ağam, Antep te yakalamışlar." dedi. Ateş Ağa, Adar Ağa'nın boğazını bıraktı. Adam bembeyaz olmuştu, zor nefes alıyordu. Ateş Ağa "Getirin soysuzu, ibreti alem tüm Mardin'in gözünün önünde derisini yüzeceğim." dedi. Adar Ağa "Yapamazsın, Mardin'in ağası olsan bile yapamazsın." dedi. Ateş Ağa "Ulan oğlunu karımın koynunda yakaladılar. Değil derisini yüzmek, lime lime ederim o soysuz köpeği" dedi. Yaren "Ateş yalvarırım yapma. Bebeğimi.." dedi. Ateş Ağa birden Yaren'in saçlarına yapıştı. Ateş Ağa "Lan sen hala mı yalan söylüyorsun? O itin piçini bana yamayacaktın değil mi?" dedi. Yaren "Hayır, senin bebeğin. Çocuklarım üzerine yemin ederim, Güvenle ilk kez bir..." dedi. Ateş Ağa, Yaren'e öyle bir tokat attı ki, neredeyse boynu kopacaktı. Ateş Ağa "Sakın çocuklarımın adını ağzına alma. Birde yemin ediyor kahpe" dedi.
Herkes korkudan nefes bile alamıyordu. Ama Adar Ağa oğlunu düşündü. Birşeyler yapmazsa oğlu ölecekti. Ateş Ağa kimseyi dinlemezdi, tek çaresi vardı, ağaları toplamak. Onları ikna edebilirse, oğlunu ölümden kurtarır sürgüne razı olmalarını sağlayabilirdi. Adar Ağa "Ağa meclisini toplayacağım. Kararı onlar verecek" dedi. Ateş Ağa "Lan oğlunun yaptığı şerefsizliğin cezasını bilmez misin? Ağalar ne diyecekte oğlunu ölümden kurtaracak" dedi. Adar Ağa "Oğlumun hakkı ölüm bile olsa, kararı ağalar meclisi verecek" dedi. Ateş Ağa, Adem'e "Toplayın meclisi. O ikisini tüm Mardin'in gözleri önümde öldüreceğim. Ateş Kadim'e ihanet etmek ne demek herkes görecek. Şu orospuyu da götürün kapatın" dedi.
Adar Ağa hemen gidip tüm ağalarla konuşmaya başladı. Onları sürgün kararı için ikna etmeye çalışıyordu. Herkesin kirli çamaşırları vardır. Adar Ağa da bunları kullanmayı iyi bilirdi. Başta karşı çıktılar. Kimse Ateş Ağa'nın öfkesini üzerine çekmek istemiyordu. Hesaba katmadıklari şey ise, Adar Ağa'nın haklarındabbu kadar şey bilmesiydi. Bazılarının öyle sırları var ki, ortaya çıkmaları sadece kendilerini değil, aşiretlerini de yok ederdi. Ateş Ağa'nın yandaşlarıyla konuşmadı, sürpriz yapacaktı ona. Mardin'in ağasıyım diye geçiniyordu. Bakalım kararına karşı çıkıldığinda ne yapacaktı?
ATEŞ
Duyduğumda beynimden vurulmuşa döndüm. Karım, sevdiğim kadın başka bir adamın koynunda. Önce inanmadım, Yaren'i takip ettirdim. O şerefsizle buluşmuş. Meğer ev tutmuşlar, hepimizi ayakta uyutup aşığıyla buluşurmuş. Güven deden itle. . Evde kıstırdım onları. İkisini de orada vuracaktım. Ama kaçtı it. Adamlarımı hemen peşine taktım. Onu bulup bana getireceklerdi, ben de Mardin'in gözleri önünde onları infaz edeceğim.Üstelik hamileydi orospu. Hemen bayılttım kahpeyi, doğruca hasteneye gittik. Babalık testi yaptıracaktım. Bayıltmasam, ortalığı ayağa kaldırır, bebeğin benim olmadığını biliyorsa. Şimdi onunla uğraşamam. Eğer benim bebeğim değilse, yaşamak için hiç şansı kalmaz.
Kapıma dayandı Adar denen şerefsiz. Lan oğlu karımın koynunda yakalandı, evi basılan benim. Oğlunu kaçırıyor, zaman kazanmaya çalışıyor. Sanki farkında değilim. Anladım, anladım ama belli etmedim. Tüm adamlarım o iti arıyordu. Yakalamışlar iti Antep'te. Adar Ağa'nın rengi attı. Oğlunu öldüreceğimi biliyordu. Ağa meclisini toplamak istiyor. Aklı sıra ağaları ikna edecek, oğlunu sürgüne gönderecekti. Ama müsaade etmem. Önce şu test sonucu bir çıksın bakalım bir. Pusat ve Mizgin'e de test yaptırdım.
Anam çocukluğumda başlamıştı, Yaren senin karın, aşiretimizin hanımağası olacak demeye. Kendi yetiştirdi, şimdiyse geldiğimiz yere bak. Bir elimde sigara, bir elimde silah. Mardin Kalesi'nde durmuş öfkemi dizginlemeye çalışıyorum. Şimdi napıcam, nasıl devam edicem? Çocuklarım, onlara ne söylücem? Analarını sorduklarında ne cevap vericem? Mizgin seneye okula başlıcak. Pusat'ım daha 2 yaşında. Nasıl anasız büyütücem? Anam durmaz bana kız bakar hemen di mi? Ulan 30 yıldır tanıdığım kadına güvenemezken, nasıl yapıcam?
.............
Adar Ağa hemen gidip tüm ağalarla konuşmaya başladı. Onları sürgün kararı için ikna etmeye çalışıyordu. Herkesin kirli çamaşırları vardır. Adar Ağa da bunları kullanmayı iyi bilirdi. Başta karşı çıktılar. Kimse Ateş Ağa'nın öfkesini üzerine çekmek istemiyordu. Ama hesaba katmadıklari şey Adar Ağa'nın haklarında bu kadar şey bilmesiydi. Bazılarının öyle sırları vardı ki, ortaya çıkmaları sadece kendilerini değil, aşiretlerini de yok ederdi. Ateş Ağa'nın yandaşlarıyla konuşmadı tabi ki, sürpriz yapacaktı ona. Mardin'in ağasıyım diye geçiniyordu. Bakalım kararına karşı çıkıldığinda ne yapacaktı?
Ateş Ağa öfkeden köpürüyordu. Böyle birşeyin olması mümkün değildi. 8 yıllık karısı ona nasıl ihanet ederdi. Üstelik o adamdan hamileydi. Severek evlenmişti Yarenle. Bugüne kadar ne kalbini kırmış, ne de aldatmıştım. Ama Yaren, ona ihanet etmişti. Üstelik 2 çocukları vardı. Nasılda sevinmişti tekrar hamile olduğunu öğrendiğinde. Yeniden baba olacaktı. Ama o itinde bebek. Ateş Ağa ihaneti öğrendiği ilk an Yaren'i bayıltıp hastaneye götürüp test yaptırmıştı. Herşeye rağmen bebeğin onun olması istedi. Ama değildi. Ama gene de şükrediyordu, oğlu ve kızı onun çocuklarıydı. Yoksa değil Mardin'i tüm Dünya'yı yakardı.
1 günde haber tüm Mardin'e yayılmıştı. En büyük yıkım ise Kadim Konağı'ndaydı. Yaren sadece Ateş Ağa'nin karısi değil, aynı zamanda dayısınında kızıydı. Anne ve babası öldüğünde ona halası sahip çıkmıştı. Kendi kızı gibi büyütüp, Ateş'iyle evlendirmişti. İşte Dicle hqnımağayı en çok öfkelendirende buydu. Bir başkası yapsa inan bu kadar kahrolmazdı. Ama kendi kızı dediği yaptı. En büyük acıyı kendi kanı verdi.
Dicle hanımağa bit yandan Yaren'e beddua ederken, bir yandan da torunları için ızdırap çekiyordu. Şim onlara ne olacaktı. Annlerinin günahını onlara nasıl anlatacaklardı. Torunu Pusat daha 2 yaşındaydı. Mizgin ise 7 yaşında, daha yeni okula başlamıştı. Gözünü yere dikmiş sadece olanlara bakıyordu. Halası yanına gelip onu ve kardeşini alıp odaya götürmek için ellerini tuttu. Dicle hanımağa "Boyun devrilsin Yaren, ocağımı söndürdün. Ateş'ime nasıl ettin bunu? Nasıl başka adamlarla..." Mizgin birden Dicle hanımağanın ağzını eliyle kapattı. Mizgin "Sus duymasınlar, kardeşim ölücek" dedi. Dicle hanımağa "Ne dersin sen? Kim Pusat'ıma bişey edebilir?" dedi. Mizgin "Annem söyledi, eğer konuşursam kardeşimi ölücekmiş" dedi. Herkes dondu kaldı bir anda. Dicle hanımağa "Ne zaman, ne zaman dedi" dedi. Mizgin "Kardeşim doğduğunda mevlütte. Benim odamdaydı. Hatta yanında bir abi vardı, annem dedi. Eğer gördüklerini söylersen, kardeşin ölür dedi. Abinin elinde silah vardı. Şimdi kardeşim ölecek" dedi. Mizgin hem anlatıyor, hem de ağlıyordu. Dicle hanımağa "Ar bi te keve, heta mirine qa tu rindiye nebini, ölümüne kadar rahat yüzü görmeyesin, rokedi Tavıke Nebine.(Ateşler de yanasın, ölümüne kadar rahat yüzü görmeyesin, bir lokma ekmek bulamayasın, bir daha gün yüzü göremeyesin)" diye bağırarak yerinden fırladı.
Birden yanındaki korumanın silahını kaptı ve havaya 2 el ateş etti. Narin "Ana ne yaparsın, bırak o silahı" dedi. Dicle hanımağa elindeki silahla yürümeye başladı, merdivenden indi. Dicle hanımağa "Kapıyı aç" dedi. Koruma "Ağamın emri var. Açamam hanımağam" dedi. Dicle hanımağa silahı adamın göğsüne dayadı "Aç dedim, acımam o kahpeyle seni de vururum" dedi. Adam çekilmeyince silahı adamı bacağına sıktı. Adam yere düşünce kapıyı açıp içeri girdi ve kapıyı ardından kilitledi. Narin kapıda "Ana aç kapıyı. Nolursun aç, bak cezasını abim verecek" diye bağırıyordu.
Birden Ateş Ağa konağa girdi. Dicle hanımağa eline silahı aldıkları anda haber vermişti korumalar. Ateş Ağa "Nolur burda? Anam nerde" dedi. Kardeşi Dilan "Anam silahı aldı, Yaren yengemi vuracak" dedi. O an silah sesi geldi. Ateş Ağa, Yaren'in konulduğu odaya gitti. Annesi bir elinde silah, diğer elinde Yaren'in saçlarını tutmuş. Yaren "Yapma ana. Bebe..." dedi. Dicle hanımağa "Bana ana demeyesin. Seni ben büyüttüm, Ateş'im için, aşiretimize hanımağa ol diye büyüttüm. Sen ne ettin, başka heriflerin altına yattın. Halen bebeğim der kahbe" dedi.
Ateş Ağa anasının öfkesini bilir. Yaren ölümü haketti. Ama bunu anası değil kendisi yapmalı. Ateş Ağa "Ana bırak onu. Cezasını kendim verecem" dedi. Dicle hanımağa "Bilmiyosun oğul. Bu kahpe seni yıllardır aldatırmış. Mizgin'im görmüş, Pusat'ın meclüdünde. Odasına erkek almış. Konuşursan kardeşin ölür demiş. Mizgin'im 2 yıldır bu aşifte yüzünden sus pus olmuş oğul" dedi. Halen Yaren'in saçlarıni bırakmamıştı. Ateş Ağa duyduklarıyla öfkeden deliye döndü. Bu orospu kızını tehdit etmiş. Üstelik onu aşığıyla görmüş. Kızı 2 yıldır içine kapanmıştı. Demek bu orospu yüzündendi.
Ateş Ağa Yaren'i anasının elinden aldı, bir tokatla yere serdi. Ateş Ağa "sen, sen benim çocuklarımı tehdit edersin ha. Sen benim evimde, kızımın gözünün önünde aşığını koynuna alırsın ha" dedi.