Hikayesi ATHENA
author-avatar

ATHENA

bc
Ağa'nın Nilüfer Çiçeği
Güncellenme zamanı Jul 28, 2026, 06:16
#2026TR/İLLE DE SEN ❤ ​⚠️ ÖNEMLİ OKUYUCU UYARISI ⚠️ ​Bu hikaye, yetişkin okuyucular için tasarlanmıştır ve +21 yaş sınırı içeren detaylı içeriklere sahiptir. Hikayenin ilerleyen bölümlerinde; ​🔞 Yoğun ve betimleyici cinsel sahneler, ​🔥 Arzu ve tutkunun sınırlarını zorlayan temalar, ​⛓️ Sert ve müstehcen dil kullanımı yer almaktadır. ​Eğer bu tür içeriklerden rahatsızlık duyuyorsanız veya yaş sınırının altındaysanız, okumaya devam etmemeniz önemle rica olunur. Hikayedeki karakterler ve olaylar tamamen kurgusaldır. 🚫🔞⚡ ​Keyifli ve heyecan dolu okumalar! 😉🔥 Bazı kadınlar kaderlerini seçmez. Ama bazıları, kendileri için çizilen kaderi paramparça eder. Nilüfer, İstanbul’da kendi ayakları üzerinde duran, geleceğini emeğiyle kurmuş genç bir kadındır. Ancak bir gecede, aşkın, törenin ve kanla yazılmış kuralların hüküm sürdüğü Antep’e geri sürüklenir. Bir kaçış… Bir berdel… Ve pazarlık masasına yatırılan bir hayat. Aşiretler hesap yaparken, ağalar güç tartarken, anneler kızlarını korumak için başka kızları ateşe atarken… Nilüfer, kurban olmayı reddeder. Karşısında iki yol vardır: Ya zalimin karısı olacak… Ya da herkesin sustuğu yerde, aklıyla oyunu bozacaktır. Aslan Hançer… Bir aşkın ardından kendine mezar sessizliği seçmiş bir ağa. Gücün zirvesinde ama kalbi geçmişte kalmış bir adam. Nilüfer için bir sığınak mı, yoksa başka bir sınav mı? Bir anlaşma… Bir sahte evlilik… Ve abi–kardeş kalmaya yemin eden iki insan. Peki ya evlilik… Bu yemini taşıyabilecek mi? Birbirlerini abi ve kardeş olarak gören Nilüfer ve Aslan, aynı çatı altında kalmaya devam ederken gerçekten öyle kalabilecekler mi? Yoksa suskunluk, mesafe ve kaçılan bakışlar, yerini tehlikeli bir çekime mi bırakacak? Verdikleri söz ne olacak? Sözlerini tutabilecekler mi? Yoksa asıl savaş, birbirlerine değil… kendi kalplerine karşı mı verilecek? Ağanın Nilüfer Çiçeği, töre ile vicdanın, güç ile özgürlüğün, kadın bedeni üzerinden kurulan düzen ile bir kadının iradesi arasındaki ölümcül çatışmayı anlatıyor. Bu bir aşk hikâyesi değil sadece. Bu, hayatta kalma, direnme ve kendi duygularından bile kaçmak zorunda kalan iki insanın hikâyesi. Ve unutma: Nilüfer, koparıldığı yerde solmaz. Kök saldığı yerde… düzeni değiştirir.
like
bc
KONAĞIN DUL HANIMAĞASI (+21)
Güncellenme zamanı Jul 18, 2026, 01:05
#2026TR-AşkKanunu Yeni yarışmamız AŞK KANUNU için yazmaya başladığım hikaye... Ağa'nın Nilüfer Çiçeği'nden Toprak'ın hikayesi... Hikayemiz pek yakında burada. ....................................
like
bc
AĞA'NIN GÜNÂHSIZ GELİNİ (+21)
Güncellenme zamanı Apr 4, 2026, 05:34
Ben Anka. Babası doğumunun şerefine 40 gün fakir doyuran Anka. Çok sevdiği babasını daha 3 yaşında kaybeden Anka. Sırf evladından ayrılmamak için, annesi amcasıyla evlenen Anka. 4 kardeşini daha doğmadan annesinin karnında kaybeden Anka. 8 yaşında annesi gözlerinin önünde ölen Anka. Kendi evinde hizmetçi olan Anka. 19'umda üvey abimin sevdasının bedeli olarak tecavüzcüsüne berdel edilen Anka. Kocası olan adamın hiç sevmediği Anka. Sevmediği adama kadınlık yapmak zorunda bırakılan Anka. Kısır olduğu için zulüm gören Anka. Kocası kızkardeşini kuması yapan Anka. Kendi eliyle büyüttüğü kardeşinin ihanet ettiği Anka. Cehennem azabını Mardin' in kavuruculuğunda yaşayan Anka. Yandıp kül olan Anka. Ben Anka, küllerimden doğup, gerçekten yaşamaya başlayan Anka. Ateş, karısının ihanetini öğrendiğinde Mardin'in erkeklerinin yapmayacağı bir şey yaptı. Aşireti topladı. Ama karısının ölüm emrini vermektense... karısının aşığına kuma olmasını sağladı. Çocuklarını da karısına göstermedi. Ama hayatı bir günde değişti Ateş'in. Anka'yı gördüğü anda... vuruldu. Kimseye... karısına bile duymadığı tutkuyu duydu Anka'ya. Avluya gelince korumaları fark ettim. Biraz bekleyip gölgelerden ilerledim. Baktım Amberim merdivenin başında duruyor. Siktir! Üstünde pembe bir sabahlıkla nasıl da kışkırtıcı görünüyor. Korumalara görünmeden arkadan merdivenlerin demirlerinden tırmandım. Tam odaya giriyordu ki, beline sarılarak duvara yapıştırdım. Kapıyı da arkadan kilitledim. Kimsenin bölmesine izin vermem. Kollarıma almamla titremeye başladı. Ona bu kadar yakın olmak öyle zor ki. Konuşmak için gelmiştim oysa. Ama şimdi bacakları belimde yatağına yatırıyordum. Offff! Kadınlığı nasıl da sürtünüyor sikime. Şimdiden taş gibi oldum. Öpmeye doyamıyorum. Dizlerimin üzerine doğrulduğumda elleriyle soydu. Parmaklarını tenimde hissetmek, yanıyorum ulan. Hem de alev alev. Sabahlığının önünü açtığım da güzel manzaramın tadını çıkardım. Atletinin askıları düşmüş, göbeği açılmıştı. Şortu iyice yukarı kalkmış, kalçaları ağız sulandırıcıydı. Elimi kadınlığına koyduğumda nefes alışlarıyla bile boşalabilirdim. İçine girmek için kendimi zor tutuyorum. Öyle bir aktı ki elime oluk oluk. Tadı inanılmaz güzel. Ömrüm de böyle lezzetli birşey tatmamıştım. Artık dayanacak gücüm kalmadı. İçine girmem gerek. Elimi kemerime götürdüm. "ANKAAA! ANKAAA! ÇIK DIŞARI! ANKAAA!" "Siktir." Duyduğun sesle irkildim. Kim lan bu şimdi? Anka rüyadaymışçasına gözlerini araladı. Sesi anlamaya çalışıyordu. "Seni görmesinler. Git lütfen." Hem nefesini toplamaya çalışıyor. Hem de üstünü başını. Biraz önce altımda zevkten inleyen kız, şimdi korkudan titriyordu. Haklıydı, burada olmam doğru değil. Ben de kardeşimin odasında biri görsem, Allah korusun. Düşünmek bile istemiyorum.
like
bc
CEO'NUN FİRST LADY'SI (+21)
Güncellenme zamanı Feb 4, 2026, 04:22
Yanacaksam da…Senin cehenneminde yanayım.Arin Derin Yücesoy, zekâsıyla kendi imparatorluğunu kurmuş, fazla kilolarını bir kusur değil bir taç gibi taşıyan, asi ruhlu bir yazılım dehası.Ama hiçbir kod, kalbini Ender Demirkan' dan koruyamayacaktı.Ender Demirkan, soğukkanlı bir CEO, her hareketiyle güç ve ihtiras kokan bir adam.Aşk yıllardır aşık olduğu sevgilisi Damla'nın kendisini kuzeni Gökhan' la aldattığını öğrendiğinde "İNTİKAM" yemini etti. Ve en büyük kozuysa yıllardır kendisine aşık olan sevgilisinin üvey kız kardeşi Arin' di.ENDERYüzü kapının karanlığında bile aydınlandı. Bir adım yaklaştım. Elimi uzatıp yanaklarını okşadım. Dolgun yanakları elimi dolduruyordu. Başparmağım dudak kıvrımına değdiğinde nefesi titredi. Hafifçe eğildim önce hafif bir dokunuş, sonra nefesini kesecek keskinlikte dudaklarına kapandım.Kapıyı arkadan itip kilidin klik sesini duydum. Sırtını duvara yasladım. Aramızda hava kalmadı. Soluğu dudaklarından çektikçe başka bir şey düşünemez oldum. Ellerim belinden sırtına, oradan omuz başına çıktı. Kumaşın altındaki o kıvrımlı hatları parmaklarımı yaktı. O, kollarını boynuma attı. "En... der" Adım, kısık bir inilti gibi ağzımda eridi.“Devam edeyim mi?” diye fısıldadım, dudaklarına değerek.Başını küçük bir “evet”le salladı. Gözlerini kapadı.Boynuna indim. Çenesinin çizgisinden kulak memesine, oradan köprücüklerine kadar uzun, sabırlı bir hat çizdim dilimle. Derisinin tuzu dilime değdikçe, içimdeki frenler birer birer boşalıyordu. Okyanus kokusu o temiz, serin, sarhoş eden nefesi saçlarından üzerime çöktü. Bir an ellerimi bel oyuntusuna koydum. O da başını kaldırıp boğazını bana açtı. Arkamızdaki duvar ısındı. Nefeslerimiz koridorun sessizliğini yerle bir edecek gibiydi.“Ender…” Şefkatle yanan bir kıvılcım gibi aktı adım onun ağzından.Ellerim belinden sırtına çıktı. Dudaklarım göğüs oluğuna indi. Ellerimle göğüslerini okşamaya başladım. Bir de kumaş olmasa... Gözlerinin içine bakıp "Tadına bakmak istiyorum." dedim. Saçlarımdan parmaklarını çekti ve elbiseyi omuzlarından düşürdü. "Ne istersen veririm." dedi.Kendimi biraz geri çekip elbisenin yere düşüşünü izledim. Karanlıkta pek görünmese de anında göğüslerine yapıştım. Dantelli kumaş üzerinden yalamaya başladım. Tamamını tükürüklerime boğdum. Tekrar yukarı çıkıp dudaklarıyla buluştum. Bacaklarını ovarken birini belime doladım. Sertleşen penisimi ona bastırdım. Hafifçe sürtünmeye başladım. Artık akıl kalmamıştı bende. Kalçalarını tutup havaya kaldırdım. Duvara dayayıp, penisim tamamen kadınlığına temas ediyordu. Kulağına yaklaşıp "Sabrımı siktin Arin. Seni istiyorum." diye fısıldadım. "Sana aitim. Sormana gerek yok." dedi.Kendini bana çoktan teslim etmişti. Kollarıma aldım. Birkaç adımda yatağa vardım. Pencereden sızan ışıkla ayan beyan gözlerimin önündeydi. Üzerinde beyaz bir çamaşır takımıyla bana bakıyordu. Kendini tamamiyle bana bırakmıştı. Ellerimi sırtına götürüp kopçasını açtım. İşte dip diri göğüsleri tam karşımdaydı. Doymak istercesine öpüp, dişlemeye başladım. Yatağın kenarındaki tahta hafifçe gıcırdadı. Odanın karanlığında tek ritim... tek bir kalp atışında birleştik.Ellerim kalçalarında oynuyordu. Ama kadınlığına asla dokunmadım. Kendimi engel olamayıp, erkekliğimi ona bastırdım. "Enderrr..." Fısıltısı inanılmaz seksiydi. Hafif vuruşlarla ikimizi de sona getirdim. Ellerimin altında kıvranıyordu. İkimizdr nefes nefese boşaldığımızda kendimi yanına attım. "Aklımı yitiriyorum. Seninleyken kendime hâkim olamıyorum Arin."Canın yanıyorsa, durmana gerek yo...""Hayır. Burada değil, böyle değil." dedim. Yeniden üzerindeki yerimi aldım. "Hazır olmadan olmaz. Senin için mükemmel olması gerekiyor. Özel olması gerekiyor." dedim. Yeniden dudaklarından öptüm. Bir süre daha birbirimizin dudaklarında kaybolduktan sonra kopmayı başardık. "Biraz daha kalırsam, sözlerim lafta kalacak. İçine gömülmemek için kendimi zor zapt ediyorum." dedim. Yataktan kalkabildiğimde saçları darmadağındı. Dudakları öpülmekten şişmiş, rengi koyulaşmıştı. Gözleri şehvetten koyulaşmıştı. O da kalktığında odadan çıkmak için kapıya yöneldim. Peşimden gelirken, dayanamadım. Duvara dayayıp, dudaklarında kana kana içtim.“Benim…” Kelime ağzımdan dua gibi düştü.“Zaten.” diye fısıldadı. “Zaten seninim.”Zor olsa da odadan çıkmayı başardım. Tenime kadınımın kokusunu sinmişti. Odama girdiğimde kendimi anında duşa attım. Su bedenimden aktıkça gözlerim kapandı. Arin' in yataktaki hâli gözlerimin önünden gitmiyordu. Alnımı duvara yaslayıp, penisimi ovmaya başladım. Arin aklıma geldikçe acı çeker gibi zonkluyordu. Ellerimi bacak arasında hayal ederek hızlandım. Sonunda fayansa boşaldığında rahatlamışçasına sırtımı fayanda dayadım.Nasıl bu hâle gelmiştim ben? Daha üç gün öncesine kadar Damla için ölürken, ondan başkasını düşünemezken, şimdi Arin' in hayali bile boşalmama yetiyor. Bu gece emin oldum. Arin' in tüm ilkleri bana ait. Benim... benim kadınım.
like
bc
TEHLİKELİ DOKUNUŞ (+18)
Güncellenme zamanı Oct 29, 2025, 16:42
Gömleğinin üstteki düğmesine başparmağımı götürdüm. Tık. Sonra ikincisi. Tık. Bakışları gözlerime mıhlanmıştı. Nefesi boynuma çarpıyor, her solukta parfümünün kahveli sıcaklığı içime doluyordu. “Ya sen çıkarırsın.” dedim dudak kenarıma yerleşen bir gülümsemeyle, “Ya da ben parçalarım.” Cümleyi bitirirken, dün gece dudaklarımı bıraktığım yere kulağının altındaki o küçük girintiye yumuşak bir öpücük kondurdum. Teni ürperdi, omuzları hafifçe titredi. “Okula… gitmem… gerek.” diye kekelerken nefesindeki titremeyi hissettim. Düğmelerin geri kalanını sabırla açmaya devam ettim. Tık, tık, tık… Kumaş iki yana açıldığında altında kar gibi beyaz, ince işli, tamamen dantelden bir sütyen göründü. Gözlerimi kaçırmadım ama ellerimi uslu tuttum. Yeniden kulağına eğildim. “Dersinin başlamasına daha iki saat var.” dedim alçak sesle. “Üzerini değiştirmene yeter, bence.” Beline sarıldım, kendime doğru çektim. Göğsü göğsüme yaslandığında kalbi avuçlarımda atıyormuş gibi hissettim. “Dün gece ne düşündün?” diye sordum, gözlerinden hiç ayrılmadan. “Kucağımdayken ne hayaller kurdun? Sana dokunduğumu mu, yoksa… daha fazlasını mı?” Sözlerim havada asılı kaldı. Cevap yerine gözleri kapandı. O an, oda da yankılanan tek şey nefeslerimizin ritmiydi. Avuçlarım belinden sırtına kaydı. Parmak uçlarımı dantelin kenarında gezdirdim. Çenesinin kıvrımına bir öpücük, ardından çene çizgisinden kulak memesine kadar minik, sabırlı dokunuşlar… Kolları omuzlarıma dolandı. İnce tırnakları gömleğimin yakasında tutunacak bir yer aradı. Göğsüme değen kalp atışlarını hissettim. Ritmi benimkine karıştı. “Beni delirtiyorsun.” diye fısıldadım, yüzümü saçlarının arasına gömerek. Kahve ve bal… Sanki her nefeste daha da sarhoş oluyordum. Boynunun kıvrımına dudaklarımı bastırdım, dantel askıya takıldım. Dişimle hafifçe çektim. Derin bir inilti döküldü dudaklarından. O ses bütün damarlarıma ateş gibi yayıldı. “Elimden kaçamayacaksın, Gülce.” dedim boğuk bir fısıltıyla. Belinden kavradığım gibi kucağıma aldım. Bacakları anında belime dolandı. Yatağa doğru adımlarken, gözlerini gözlerimden ayırmadı. Yatağa vardığımızda gömleğini omuzlarından kaydırdım. Onu yatağa yatırdım, kendim de üzerine kapandım. Avuçlarım iki yanına dayalıydı, nefesim dudaklarına değiyordu. “Bak bana…” dedim alçak bir sesle. Gözlerini açtı, bakışlarında hem korku hem arzu vardı. Dudaklarımı önce boynuna, sonra köprücük kemiklerine indirdim. Dantelin kenarından dilimi geçirirken tüm vücudu gerildi. Sütyen askısına bir kez daha dişimle takıldım ve bu kez tamamen aşağıya indirdim. Göğüsleri önüme açıldığında derin bir nefes aldım. Birini avucuma alıp, diğerini dudaklarıma götürdüm. Dilimle yavaşça çevresini çizdim, ardından ucunu ağzıma alıp emmeye başladım. Gülce’nin sırtı kavislenip yukarı kalktı, ağzından boğuk bir inilti koptu. “Emir…” dedi fısıltıyla ama beni durdurmadı. Diğer göğsüne geçtim, aynı tutkulu öpücükleri oraya da kondurdum. Ellerim belinde geziyor, parmaklarım kalçasının hatlarını takip ediyordu. Taytın üzerinden hissediyordum sıcaklığını. “Bunu da çıkarayım mı?” diye sordum kulağına eğilip. Cevap veremedi, dudaklarını ısırıp gözlerini kapattı. Sessizliği onay saydım. Ellerimi beline götürüp taytını yavaşça aşağı indirdim. Bacaklarının hatları ortaya çıkınca nefesim hızlandı. Öne eğilip dizlerinden başlayarak kalçalarına kadar dilimle iz sürdüm. Teninin tuzlu tadı dilime doldu, bacak kaslarının titrediğini hissettim. “Bu hâlini kimse görmemeli…” dedim karanlık bir tonda. İç çamaşırının üzerinden parmaklarımı gezdirdim, ıslaklığı hemen hissediliyordu. Gülce’nin nefesi boğazında düğümlendi, elleri saçlarıma gitti. Parmaklarını bastırdığında daha da ileri gittim. Diliyle çamaşırın üzerinden en hassas noktasına dokunduğumda Gülce bir an başını yastığa gömdü, sesini bastırmaya çalıştı. “Bırak kendini.” dedim hırıltıyla, “Ne hissettiğini duymak istiyorum.” Çamaşırını yavaşça kenara çektim ve dilimle çıplak tenine dokundum. Gülce’nin bacakları istemsizce omuzlarıma dolandı. Elleriyle saçlarımı kavradı, kıvranarak inledi. Her dokunuşumda bedeni daha da gevşiyor, ama bir yandan daha fazlasını istiyordu. Bir süre böyle devam ettikten sonra parmaklarımla onu destekledim, dilimle hareketlerimi hızlandırdım. Gülce’nin nefesi kesildi, bedeni titremeye başladı. Son bir iniltiyle birlikte başını geriye attı, dudaklarından boğuk bir ses çıktı. Defalarca vajinasını yalayıp yuttum. Doruk noktasına geldiğinde dudaklarımla tüm sularını içtim. Titreyerek boşalmasını zevkle izledim. Her anında kesik kesik "EMİR!" diye inliyordu. Tamamen boşalıp rahatladığında yavaşça yukarı çıktım, dudaklarımı boynundan dudaklarına kadar gezdirdim. Sonunda dudaklarını yakaladım. Öpücüğüm aç, derin ve sahipleniciydi. Taş gibi olan penisimi vajinasına dayadım. Pantolonum üzerimde olsa da onun için nasıl da çıldırdığımı hissetmesini istedim. Kendimi ona sürpmeye başladım. “Şimdi git giyin.” dedim alçak sesle, alnımı alnına yaslayarak. “Ama bil ki o hâlini bir daha kimse göremeyecek. Sadece ben.”
like