bc

Miras Gelin

book_age18+
31.2K
TAKİP ET
352.2K
OKU
HE
confident
bxg
kicking
campus
office/work place
enimies to lovers
musclebear
polygamy
substitute
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Düğüne iki hafta kala nişanlısı cinayete uğrayan Elif, intihar eder çünkü karnında kimsenin bilmemesi gereken bir sır taşıyordur.

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
1.Miras
Elif, Üzerimde yeni gelinlere has utangaçlıkla, bütün gece tek vücutmuşuz gibi sarmaş dolaş uyuduğum adamın kollarından sıyrılıp hızlıca banyoya gittim. Onu tanımıyordum, sevmiyordum ama tam ölmeye çalışırken yaşamak için ikinci bir şans gibi girmişti hayatıma. Nazik biriydi. Canımı hiç yakmamış, beni kendine alıştıra alıştıra kanıma karışmıştı. Karnımda başkasının bebesi varken yaptığımızın yanlış olduğunu bilsem de ona direnmemiştim çünkü Azad benim son umudumdu. Dul bir kadın olarak baba evine dönmek istemiyordum. Annem, bu kirletilmiş halimle eve döndüğüm an beni en çok parayı veren kim olursa ona satacağını söylüyordu. Daha nişanlıyken gebe kaldığım için, ailemin gözünde namussuzdum. Kimse, rızamı almadan, canımı çıkara çıkara bana sahip olup sonra da düğüne iki hafta kala ölen şerefsiz nişanlıma kabahat bulmuyordu. Aynı zamanda halam olan kaynanam, oğlunun karnıma zorla soktuğu bebeği “yavrumdan hatıra” diye illa doğurmamı istemiş ve daha kırkım bile dolmadan beni, büyük şehirli oğluna nikah etmişti. Sevmek, aşık olmak, kendime telli duvaklı bir hayat kurmak zaten benim için artık bir hayal bile olmadığında istemem diyememiştim. Aslında evlendirildiğim adamın bana dokunmaya tenezzül edeceğini sanmıyordum. Sonuçta bakire bile değildim ben. Okumuş, doktor olmuş, hayatı büyük şehirlerde geçmiş biri olarak beni kendine layık görmez, bebek doğana kadar yanında göstermelik tutar sanıyordum. Kaynanam, ikimizi birlikte odaya yolladığında nasıl davranacağımı bilmez haldeydim. Onun da başına dert olduğumu düşünüp usul usul gözyaşı dökerken ağzımdan “Azad abi” lafı kaçtığı zaman beni susturup hakkımızdaki niyetini belli etmişti. Beni yanına layık gördüğü için sevinirken az sonra yaşayacağımı bildiğim dayanılmaz acı için korkuyla titremiştim. Kaç defa tekrar ederse etsin asla alışılmayan bir acıydı. İnsanı canlı canlı ikiye bölünmüş gibi hissettiren bir acı. En azından karnımdaki yavrunun babasız kalmayacağını, büyük şehirde mutlu bir hayatı olacağını düşünüp sabretmek için Allah’tan yardım diledim. Azad abi de Fırat gibi üzerimdekilere dokunmadan sadece donumu çıkarttırıp etimi yara yara içime girecek zannederken dudaklarımı televizyondakiler gibi öpmeye başladığında şaşkınlıktan öleceğim zannettim. Ne söyledikleri, ne yapmamı istedikleri Fırat’a benziyordu. O sesimi kimse duymasın diye elini ağzıma bastırıp başka bir yerime dokunmadan içimi talan eder, sonra da “toparlan, kimse bir şey anlamasın” deyip giderdi. Odama ilk geldiği gece sadece konuşacağız zannederken ne olduğunu bile anlayamadan kendimi altında buluvermiştim. Üstelik içimdeyken başka bir kadının ismiyle inemişti. Sonraki geceler kapımı açmak istemediğimde “bakire olmadığını herkese söylerim, ben yapmadım, kendini başkasına s.tirmiş derim, söz bozulur, patlak halinle ortada kalırsın” diye beni tehdit etmişti. Onun sözüne karşı benim sözümün çöp kadar değeri yoktu. Kimseyi yalan söylediğine ikna edemeyeceğim için canımı yakmasına tekrar tekrar izin vermiştim. Azad öyle değildi. Bana dokunurken değerli bir mücevher gibi hissettirmişti. Annemin döve döve morluk içinde bıraktığı etlerimi iğrenmeden bir bir öpüp okşamış, hayatımda asla hayal edemeyeceğim zevkle aklımı başımdan almıştı. Şimdi aklıma geldikçe bile utandığım şeyler, gelecekte aramız iyi olur diye umutlandırıyordu. Yine de ona karşı çekingenliğim sürdüğü için uyanır uyanmaz banyoda kaçmıştım. Yıkanma işim bitse bile banyodan çıkmaya utanırken içeriden gelen ufak tıkırtılarla daha fazla bekleyemeden utana sıkıla odaya geçtim. Pencereyi açmış, sabah sabah sigara içiyordu. Başını çevirip göz göze geldiğimizde olduğum yerde kala kaldım. Dün gece, yatakta karı koca gibi davranmak için birbirini tanımaya yada sevmeye gerek olmadığını görmüştüm ama şimdi ayakta nasıl davranılır bilmiyordum. Tedirginliğimi fark ettiğinde gülümseyip göz kırptı. “Yanıma gelsene.” Hep böyle yakın davranırsa hiç yabancılık çekmezdim ben, onu mutlu etmek için hayatımı verirdim. Kıçına geçirdiği düştü düşecek gibi gözüken şortundan kalan her yeri çıplak olduğu için kendimi utanmış hissetsem de, lafını ikiletmemek için usul usul açtığı kolunun altına girdim. Elindeki izmariti, cam kenarına basıp toprak zemine attıktan sonra boşa çıkan elini de belime sarıp bedenlerimizi iyice birleştirdi. Tenim tenine sürtündükçe, sanki derimin altında minik karıncalar geziyor gibi gıdıklanıyordum. İki kelime konuşmuşluğum olmayan adamla yıllardır yavukluymuşuz gibi sarılmak beni utandırıyordu. Dün gece dokunuşları altında kıvranırken, elleri en mahrem yerlerimde dolanırken, anın heyecanıyla utanmayı galiba unutmuştum ama şimdi geceden birken utanmalarım da üzerime çöktüğü için yüzüne bakmaya bile cesaret edemiyordum. Kolları arasında olduğum adamdan sanki saklanabilirmişim gibi başımı iyice öne eğmiştim ama bu defa da geceden kalma bedeninden yayılan erkeksi kokuyla içim bir hoş oldu. Karnımın eteklerinde dolanan tatlı sancıyla farkında olmadan derinden iç çektim. Neredeyse hiç tanımadığım adama bir gecede nasıl yandığımı düşünürken yanaklarımın bile kızardığını hissediyordum. Canım hem beni kollarının arasında tutmaya devam etsin, hem de kendi halime kalıp ona alışmama fırsat versin istiyordu. Ben yabancısı olduğum garip hislerle mücadele ederken Azad, benimkinden bin kat bakımlı parmaklarını, nemli saçlarıma çıkarıp usulca okşamaya başladı. İlk kez başı okşanmış birinin mutluluğuyla ağlayacak gibi olurken televizyon adamlarının Türkçesi ile konuştu. “İyi misin, ağrın var mı?” Kollarına hapisli olsam da konuşmaya utandığım için eğik başımı iki yana salladım. Zaten o, sanki ölen kardeşinden miras kalmamışım da beni sevdiği için evlenmiş gibi davranırken ağrıdan ölsem yine gıkım çıkmazdı. Verdiğim sessiz cevap yetmemiş gibi konuştu. “Utanmana gerek yok, kocanım artık.” Söylediği sözlerle, hayat boyu itilip kakılmışlığım sanki zihnimde silinip giderken, kendimi ilk kez değerli biri gibi hissetmeye başladım. Üstelik ellerinde değerlenecek olan tek ben de değildim. Sayesinde, tecavüzle de olsa bir şekilde karnıma düşmüş yavrum ölümden de p.likten kurtulacaktı. Büyük şehirde yetişecek, belki de baba bileceği amcası gibi okuyup büyük adam olacaktı. Ona minnetimin ne çok olduğunu düşünüp utancımı kenara atmaya çalışarak lafını dinlemeye çalıştım. Usul usul başımı kaldırıp gözlerine baktığımda eğilerek dudaklarımdan büyük bir öpücük aldı. Gerçekten de aşık olup evlensek ilk sabahımız daha nasıl olurdu, bilmiyorum. Kalbim, mutluluk denen şeyi ilk kez tadarken bir kez daha utandığımı hissettim. Sevmesem de, nişanlanmayı başka seçeneğim olmadığı için, sırf ailelerin zoru ile kabul etsem de ölmüş nişanlımın abisi ile yeni evli çiftler gibi davranmak ayıp geliyordu. Başımı bir kez daha öne eğdiğimde boynuma sokulup kokumu ciğerlerine doldurduktan sonra dudaklarını dedire değdire konuştu. “Dün gece çok güzeldin.” Ölen benim nişanlımsa onun da kardeşiydi ama Azad, bana bunu hiç hissettirmeden mutlu etmeye çalışıyordu. Kendimi geri çekip durarak ona haksızlık ettiğimi düşünüp ben de ellerimi yumruk yapmayı bırakarak çıplak göğsüne koydum. Dün geceki gibi yine alev alev yanıyordu sanki. Belimdeki tutuşunu biraz daha sıkılaştırdığında uyanmış erkekliği incecik şortundan boylu boyunca karnıma değdi. Acaba gündüz gözüne bir kez daha mı isteyecek diye şaşkınlıkla yüzüne baktığımda komik bir halim varmış gibi keyiflendi. “Seni sevdi.”

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

Unscentable

read
1.9M
bc

He's an Alpha: She doesn't Care

read
752.3K
bc

Claimed by the Biker Giant

read
1.8M
bc

Holiday Hockey Tale: The Icebreaker's Impasse

read
985.1K
bc

A Warrior's Second Chance

read
363.1K
bc

Not just, the Beta

read
350.0K
bc

The Broken Wolf

read
1.1M

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook