Elif, El alemin gözünde gururumu kurtaracağım derken söylediğim yalan yüzünden günlerdir kaçtığım, saklandığım Azad’ın pençesine düşmüştüm. Canıma hiç acımadan, bana yaşattıklarını hiç umursamadan kalbimle oynayıp zaten az olan aklımı bütün bütün başımdan alıyordu. Karşısında ateşe düşmüş kar tanesi gibi eriyip gitmemek için elimi demin düştüğümde derinden sancıyan karnıma koyup Azad’a güvenmenin bana ne kaybettirdiğini, kendime hatırlatıp durdum. Bir yanım, o da böyle olsun istemezdi, bak ne kadar üzgün deyip onu affetmem için bahaneler üretirken diğer yanım onun üzüntüsü yatağa kadardır, seni bir altına alsın üzüntüsü kederi kalmaz, sonra da yine itip kakmaya başlar diyordu. Kendimde ona bağırıp çağırıp uzaklaştıracak dermanı bulamadığım için yumuşak, sevgi dolu tavırlarıyla, narin

