Kötü Haberler

2481 Kelimeler
Attığı her adım, her bakış insanın ensesinde bir ürperti hissetmesine neden olurken, Luca ne ona kaçamak bakışlar atan adamları ne de cüretkar bir şekilde gözlerini diken kadınları umursamayarak onun için açılan yolda yürüyerek, barın arkasında kalan merdivenlere yürüdü ve üst katta ki odasına çıktı. Kendisi için açılan, odasının kapısından girer girmez üzerindeki ceketi çıkarıp rastgele koltuğa attı ve koltuğuna otururken beline yerleştirdiği silahı çıkarıp masasına bıraktı. "Kaç yer kaldı?" diye sordu sıkılmış bir şekilde. Sabahtan beri onun kontrolünde olan tüm mekanları tek tek geziyor, teftiş ediyordu. Bir nevi kendi alanını belli ediyordu. Bu bölgenin ona ait olduğunu unutanlara seve seve, gerekirse zorla hatırlatırdı. Simon, Luca' nın fırlattığı ceketini kenara çekip koltuğa oturdu. O da çok yorulmuştu. "Son iki yer kaldı. Bir gece klübü, bir de restaurant." Luca ağır ağır başını sallarken, Simon çoktan kontrol için getirilen dosyaları incelemeye başlamıştı. Kapı hafifçe çalınıp içeri adamlarından biri girdiğinde ikisininde bakışları ona döndü. Koruma, Luca' ya yaklaşıp kulağına eğilerek konuşmuş ve geri çekilerek onun arkasındaki yerini almıştı. Luca' nın yorgun ve gergin yüzü giderek sertleşirken masanın üzerindeki ellerini sıkmıştı. "Alfredo burada, aşağıya inip uzaktan izle." dedi Simon' a. Simon, hemen Luca' nın isteğini yerine getirerek aşağıya indiğinde yukarıdaki işleri de Luca devralmıştı. Yarım saat kadar sonra Simon' un, tıpkı kendisininki gibi gergin bir yüzle odaya girdiğinde Luca derin bir nefes aldı. Oysa bu gecenin sakin geçmesini ummuştu. "Yanındaki adamları ile baya dağıttı, şimdide kabarık hesabı ödemeden çıkmak istiyorlar." Simon' un sözlerinin sonlarına doğru, Luca' nun masaya inen sert yumruğu onu bir an tedirgin etmişti. Luca' nın burun delikleri aldığı öfkeli nefeslerle genişlerken koltuğundan kalkıp Simon' ın karşısına geçti. "Kim lan o piç?Kim? Kendini ne sanıyor?" diyerek bağırdı. Simon, Luca' nın yakıcı öfkesi karşısında sessiz kalmayı tercih ederken, Luca hızla masaya dönüp üzerine bıraktığı silahını aldı." Gel benimle, belli ki konuşmakla halledemeyeceğiz." Alfredo ve adamları hâlâ içmeye devam ederken, müzik sesinin giderek kısılması ve onlara doğru gelen adamlar ile duruşlarını düzeltip her an hazır bir pozisyon aldılar. Luca, yukarıdaki öfkesini ifadesiz bir maskenin arkasına saklayıp parmağındaki, babasından kalan yüzüğüyle oynarken sakince Alfredo ve adamlarının önünde durdu. Luca sessiz kalıp bakışlarını karşısındaki adama dikerken, Alfredo bu bakışlardan rahatsız olup konuştu. "Demek şimdiden dolaşmaya başladın." Luca tek kaşını tehditkâr bir şekilde kaldırıp konuştu. "Benim olan benimdir Alfredo, korumam gerek. Yoksa buralara sahip olmak isteyen çok fazla aç köpek dolaşıyor." Luca' nın yaptığı ima, Alfredo' yu öfkelendirirken rahat oturuşunu bozup bir kolunu dizine dayayarak öne doğru eğildi. "Sözlerine dikkat et Guerra, o aç köpeklere yem olma sonra." Alfredo' nun açık tehdidi Luca için son nokta olmuştu. Hiç kimse, ama hiç kimse onu ölümle tehdit etmeye cüret edemez. Arkasına götürdüğü iki eli adamları için işaret sayılırken, Alfredo daha ne olduğunu anlamadan yanındaki 10 adamdan 7' sinin başına silah dayanmış, kalanlar ise onun etrafını sarmıştı ama nafile. Onlar da diğer herkes gibi Luca' nın böyle zamanlarda ne kadar acımasız olduğunu duydukları için yavaşça Alfredo' dan uzaklaştılar. Bir anda etrafı sarılan Alfredo, böyle bir hakareti beklemediği için öfke ve şaşkınlıkla artık arkasında olmayan adamlara bakıyordu. "Ne yaptığınızı sanıyorsunuz lanet olası herifler!" Luca karşısındaki adamın korkusunu gizleme çabasına alayla güldü ve silahını çıkarıp onun alnına dayadı. Sıkılmıştı bu çocuk oyunundan, karşısındaki çocuğunda oyunun bittiğini anlaması gerekiyordu. "Ne o, yoksa adamların olmadan karşıma dikilemeyecek kadar korkak mısın?" Alfredo' nun gözlerini kin ve nefret bürürken, karşısındaki adamın canını yakmaya yemin etti. "Sen bana ait olanı aldın benden, siktir ol git Guerra!" "Burada sana ait olan tek şey şu işe yaramaz adamlar." diyerek kısa bir bakışlar onun adamlarını işaret etti. "Geber Luca! Bu bölge bana aitti!" Luca başını hafifçe sol omuzuna doğru yatırdı. " Dediğin gibi, ait-ti. Artık değil ve şimdi pisliğini toplayıp buradan gitmen için sana 10 saniye veriyorum. Ve unutma bu sana verdiğim son şans, seni bir daha çevremde görmek istemiyorum." Alfredo, önce ona alayla bakan Luca' ya, sonra mekanın içinde onun rezil oluşunu izleyen insanlara, son olarakta Luca' nın adamları tarafından tutulan kendi adamlarına baktı. Lanet olası herif onu rezil etmiş, itibarını zedelemişti. Sıktığı dişleri çenesinde ağrı yaparken öfkeden kızaran yüzünü Luca' ya çevirdi. "Görüşeceğiz Guerra!" dedikten sonra bir an bile duraksamadan çıkışa ilerledi. Luca giden adamın arkasından bakarken başını sağa sola salladı. Öyle bir babanın böyle aptal bir mirasçısı olması ne büyük şanssızlıktı. Bir an aklına bir gün kendisininde tüm işlerini devredebileceği bir çocuğunun olma fikri düştü. Onun çocukları asla böyle bir karaktere sahip olmayacaktı, asla. Merdivenleri tırmanırken zihninde beliren görüntüyle hafifte olsa gülümsedi, sarışın bir kız çocuğu. Sonra silkelenip kendine geldi, tanrı aşkına ne ara Eva ile yapacağı çocukları düşünecek seviyeye gelmişti. "Lanet olsun!" diye fısıldadı, işi çok zordu. Ertesi gün Luca' nın yapması gereken çok fazla işi vardı. Öğlen saatlerine kadar çalışma odasından hiç çıkmayarak sadece kahve ile çalışmaya devam ediyordu. Aynı şehirde, başka bir çalışma odasında Alfredo bir türlü geçmek bilmeyen öfkesiyle dört dönüyordu. Tam anlamı ile ısırmaya hazır kurdurmuş bir köpek gibiydi. Kapısı çalınıp odaya adamlarından biri girdiğinde masasına geçip oturdu. "Umarım işime yarayacak bir şeyler bulmuşsunuzdur." " Evet efendim." Masasına bırakılan dosyayı önüne çekip ilk sayfayı açtı. Gördükleri ve okudukları keyfini yerine getirirken ayağa kalkıp dosyayı tekrar adamına uzattı. "İcabına bakın. Görüntü almayı da unutmayın, benden bay Guerra' ya küçük bir hediye." dedi, genişçe sırıtırken. Hemen sonra çalışma odasından çıkıp gideceği küçük tatil için hazırlandı. Dile getirmese de hem Luca' nın öfkesinden hem de onun sebep olduğu rezilliğin bir süre unutulması için uzaklaşması gerekiyordu. Sonraki gün Luca hâlâ çalışma odasında dosyalarla boğuşurken kapıyı çalmadan içeri giren Simon ile dikkatini ona yöneltti. Simon, oldukça gergin bir surat ifadesiyle Luca' a yaklaşıp elindeki zarfı ona uzattı. " Alfredo' dan." Luca bir anda gerilen ifadesi ile zarfı alıp içindeki CD yi çıkardı. İçinde büyüyen endişeye engel olamazken, bunu asla yüzüne yansıtmadı ve CD yi Simon' a fırlattı. " Tak şunu." Simon CD ile birlikte masanın çevresini dolaşıp Luca' nın bilgisayarına taktı. Simon tüm bunları yaparken, Luca hızla telefonuna satılıp Eva' yı uzaktan izlemeleri için bıraktığı adamını aradı. Ancak telefonu açan hiç kimse olmadı. Telefonu kulağından çekerken bilgisayar ekranında, Eva' nın şirketinin giriş kapısı belirince ekindeki telefonu hızla duvara fırlattı. Görüntü devam ederken, kalp atışları öfkeden değil korkudan atıyordu. Hayatı boyuncu 2. kez kaybetme korkusunu tüm hücrelerinde hissediyordu. " Lanet olası Piç! Yemin ederim, ölmek için bana yalvaracak!" Ekrandaki görüntü devam ederken girişe yaklaşan Eva' nın arabasını fark etti. Hemen sonra da tüm güzelliği ile şirketten çıkan Eva' yı gördü. Tanrım! Eğer onu kaybetmiş ise bu şehirde taş taş üstünde bırakmayacaktı, o adamın tüm soyunu kendi elleriyle gömecekti. Eva başı önüne eğilmiş bir şekilde onu bekleyen araca yaklaşırken kameranın önünden geçen araç ile Luca nefesini tutmuştu, ancak yine de kaçırdı gözlerini ekrandan. Eva' nın beyazına kırmızı karıştığını görmek istemiyordu. Çenesini o kadar çok sıkıyordu ki diş kökleri ağrımaya başlamıştı. Özellikle bilgisayarında gelen silah seslerinden sonra... "Kurtulmuş!" Simon' un sevinçli nidası ile hızla bilgisayar ekranına odaklandı. Simon görüntüyü geri alırken içindeki duygular yerini umuda bırakmıştı. "Bak, çok az görünüyor ancak onu çeken koruması hayatını kurtarmış olabilir." Luca belli belirsiz görünen olayı tam anlamadığı için hemen kalktı koltuğundan. Çekmecesinden silahını ve özel eşyalarını alırken Simon' a döndü. "Uçağımı hazırlat, hemen! Ayrıca o Alfredo piçini hangi deliğe girerse girsin bul ve benim selamımı ilet." diyerek çıktı odadan. Eva' yı görmesi gerekiyordu, görmeli ve iyi olduğundan emin olmalıydı. "Elbette dostum, sevgili Eva' ya selamlarımı ilet ve ona bir buket çiçek al, kadınlar çiçekleri sever." Simon fırtına gibi odadan çıkan Luca' nın arkasından gülerek bağırdı. Bunca yıl sonra aşık olacağını hiç tahmin etmezdi. Eva, Jack ve onun ardından Anna ile yaptığı konuşmadan sonra huzursuz bir uykuya daldı. Biricik geliyordu ve onu nasıl inandıracağını hâlâ bilmiyordu. Uykuya daldığında odadaki Jack' in varlığı ile biraz olsun dinlemeyi umdu, zira sevgili dostu geldiğinde onu çetin bir sorguya çekecekti. Ne kadar uyuduğunu bilmiyordu ancak saçlarını okşamaya başlayan ve devam eden ağırlık geri çekilmezken yavaşça açtı gözlerini. Zihninde Biricik ya da Jack' in gelmiş olmasından başka bir ihtimal yoktu. Gözkapakları birbirinden ayrıldığında bulanık gören gözleri birkaç kırpışta daha net görmeye başladı. "Sen...!" şaşkınlıkla çıkan ses tonu, yeni uyandığı için oldukça kötü çıkıyordu. Luca bir süre uykusunda izlediği Eva' yı düşündüğünden daha iyi görmenin rahatlığıyla gülümsedi. "Nasılsın Eva?" diye sordu, bakışları ara ara onun sargılı koluna kayıyordu. Bir daha böyle bir şeyin olmasına asla izin vermeyecekti, asla! Eva, " Sizin ne işiniz var burada? Jack nerede?" dedi gözlerini odada gezdirirken. Bir kez daha bu adamla yalnız kalmıştı. " Ondan biraz izin istedim, kapıda bekliyor." diyerek açıkladı Luca, o adam hâlâ sinirlerini bozuyordu. Eva başıyla hafifçe onaylarken bakışlarını kaçırıp boş odada gezdirdi. Luca sessiz kaldığı için tekrar bakışlarını ona çeviren Eva, onunla göz göze geldiğinde içinden bir küfür savurdu. " Geldiğiniz için teşekkürler bay Guerra..." " Luca. Benim adım Luca, lütfen bu gereksiz resmiyeti kaldır." Eva derin bir nefes alıp verdi. "Böylesi daha iyi. Sizin bir süre burada olmayacağınızı sanıyordum." Luca bu sefer daha geniş gülümsedi. Hâlâ niyetini anlamamış mıydı? "Doğru, beni bekleyen çok fazla işim vardı. Ancak hiçbiri senin kadar önemli değil." dedi bir kez daha ona olan ilgisini açıkça dile getirirken. Luca' nın açık sözlülüğü Eva' nın sinirlerini bozmuştu. Belli ki vazgeçmeye niyeti yoktu bu adamın, o zaman açık konuşmalıydı. "Bakın. Sizin aklınızdan geçenleri tam olarak bilmiyorum ancak bana ilgi duyduğunuzu görebiliyorum. Ancak sizin göremediğiniz şey benim hayatımda hiç kimseye yer olmadığı. Özellikle bir erkeğe." "Neden?" diye sordu Luca rahat bir tavırla, belli ki Eva sonunda onunla konuşmaya karar vermişti. Güzel dedi içinden, en azından kendine yeni bir yol çizerdi, ona yaklaşmak için yeni ve sağlam bir yol. Ve o an Eva sinir ve alay karışımı bir gülüş sergilemiş, Luca sadece fotoğrafta gördüğü manzara karşısında dumura uğradı. Bu kadının her zaman gülmesi gerekiyordu. "Neden mi? Benim hakkımda zaten her şeyi biliyorsunuz, her şeyi duydunuz. Daha neyin ısrarını yapıyorsunuz? Ne sanıyorsunuz beni, yatıp kalktığınız kadınlardan mı?" "Seni hiçbir zaman onlarla bir tutmadım Eva, bunu da nereden çıkardın?" Luca' nın da sinirleri bozuluyordu, neydi bu kadının derdi? Ne sanıyordu onu? "Nereden mi? O kadınlarla sadece konuşmak veya gezip dolaşmak için bir araya gelmediğiniz ortada." "Evet, onlarla bunların hiçbirini yapmadım. Hiçbirini ben çağırmadım, bugüne kadar her zaman onlar bana geldi. Ama ben, seni görüp tanıdığımdan beri hayatıma hiç kimseyi sokmadım." "Sorun da bu zaten, hayatından çıkardığın o kadınların sana verdiği hiçbir şeyi ben sana veremem. Uğraşma artık benimle, çıkma karşıma. Ben hayatıma kimseyi alamam anla beni, diğerleri gibi dokunamam sana, bana dokunmana izin veremem, dayanamam buna. Hâlâ kabuslarımda üzerimde yabancı eller dolaşırken yapamam bunu. Ne yapacaksın ki benim gibi biriyle, nereye kadar gitmeyi düşünüyorsun." dedikten sonra boğazını sıkan hıçkırıklarını serbest bıraktı. "Her şeyi aşsam, tüm bunları yapsam bile sana bir gelecek vaat edemem, hiçkimseye yapamam bunu. Kim...kim çocuk bile doğuramayan bir kadını ne yapsın?" sesi giderek kısılırken bir elini sıkışan kalbine attı. "Uzak dur benden, yalvarırım uzak dur." Odadaki sessizliği Eva' nın ağlayışı keserken, hemen sonra duyulan sert kapı sesi Eva' nın daha çok ağlamasına neden oldu. Bakışlarını kucağından kaldırıp odada yalnız olduğunu fark ettiğinde rahatlaması gerekirken içinde büyüyen karanlığa kapılıp kayboldu. Luca' nın hızla odadan çıkıp gitmesinin ardından Jack odaya girmek istemiş ancak hem onun öncesinde duydukları hemde şimdi içeriden yükselen Eva' nın ağlayışı onu durdurmuştu. Yerine tekrar otururken Eva' nın yalnız kalıp bu kendi başına aşmasını bekledi. Tahmin ettiğinden bile fazla konuşmuş, dile getirmediği konuları açmıştı. Eva tüm o ağlayışlardan sonra yorgun düşüp uykuya daldığında, Jack ancak girebilmişti odaya. Sessiz adımlarla yatağa yaklaşıp Eva' nın ıslanmış gözlerine hafif bir öpücük kondurdu. Keşke bunlar yaşanmamış olsaydı, keşke o her zaman deli dolu bir genç kadın olabilseydi. Biricik taksiden inip hastaneye giriş yaparken bir yandan da Anna' yı arıyordu. Anna telefonu açtığında danışmanın hemen önünde durdu. "Neredesin Anna?" "Evdeyiz efendim." "Güzel, yarım saat içinde hastaneye geliyorsunuz." diyerek kapattı telefonu. Danışmadan öğrendiği odaya hızlı adımlarla yürürken hâlâ ilk haber aldığı an kadar korkuyordu. Sonunda aradığı odayı bulup hemen içeri girdiğinde yatakta, solgun yüzü ve sargılı kolu ile yatan Eva' yı görmek sinirlerini alt üst etti. Onu hastane yatağında görmekten nefret ediyordu. Bakışları koltukta yatan Jack' e döndüğünde gözlerinde gelip geçen dalgalanma ona hiç de iyi davranmayacağının kanıtıydı. Tekrar Eva' ya döndüğünde sessiz adımlarla yürüyüp yataktaki boşluğa oturdu ve onun serum takılı eline uzandı. Diğer elini kaldırıp Eva' nın saçlarını okşamaya başladığında onun sıçrayarak uyanması içini yaktı. Her ne olduysa, çok korkmuş olmalıydı. "Biricik" Eva' nın şaşkın sesinin aksine onun ki şefkat doluydu. "Eva, nasılsın?" Eva, Biricik' e belli etmesede büyük bir rahatlama yaşamıştı. Bir an tekrar onun geldiğini düşünmüştü. "İyiyim." dedi gülümsemeye çalışarak. "Küçük bir sıyrık, merak etme." "Küçük ve ya büyük fark etmez, benim için çok değerlisin bilmiyor musun?" "Biliyorum, lütfen üzülme bak iyiyim." Biricik hafif çatılı kaşları ile arkadaşının yüzünü ve ifadelerini incelemeye başladı. "Nasıl oldu bu, bana gerçeği anlat Eva." "Önemli bir şey değil, gerçekten. Sadece şanssızlık, bilirsin, son günlerde herkes silah taşıyor. Nerede, ne zaman bir olay çıkacağını kestiremiyoruz." Biricik olayın iç yüzünü bilmiyordu ancak bu anlatılanlara inanacak kadar da aptal değildi. "Peki, yalnız mıydın? Kızlara yanından ayrılmamalarını söylemiştim." "Sadece biraz yalnız kalmak istemiştim. Hadi bırak artık bunu konuşmayı, ben iyiyim ve gereken her şey yapıldı. Sen nasılsın, Doruk hâlâ koşuyor mu peşinden?" Biricik ile konuşurken konuyu değiştirmenin tek yolu Doruk' tur. Biricik' in yüzünde bahar çiçekleri gibi açan bir gülümseme oluşurken hülyalı bakışları Eva' nın kaslarını merakla kaldırmasına sebep oldu. "Bir şey olmuş, ne oldu söyle hemen." Biricik üzerine eğildiği Eva' dan uzaklaşıp duruşunu gururla dikleştirdi. "Sanırım buraya gelmeden saatler önce sevgili olduk." Eva, ilk kez içten bir şekilde genişçe gülümsedi ve neşesini ağzına kapattığı elinin arkasına gizledi. "Aman tanrım! Bu doğru mu? Onu sevdiğini söyledin mi?" "Evet." İki arkadaş, Jack' in arada çıkardığı homurtular ile aynı konu üzerinden konuşmaya devam ederken kapının çalınması ve Anna ile Lora' nın gelmesi konuyu kapatmıştı. Biricik neşeli halini geride bırakıp her zaman ki soğuk ve duygusuz haline büründü. Kızların gelişi ile uyanan Jack kendine gelmeye çalışırken, Biricik yerinden kalkıp kızlara döndü. "Dışarıda konuşalım mı?" dedikten sonra Eva' ya döndü. "Ben hemen geliyorum." diyerek çıktı odadan. Kızlar Eva' ya tedirgin bir bakış atıp dışarı çıkan Biricik' in peşine takıldılar. Bu kadının bakışları bile tetikte olmak için yeterliydi. Biricik, Eva' nın yattığı odadan yeterince uzaklaştığında kızlara döndü. "Evet kızlar, sizi dinliyorum." dediğinde kızlardan herhangi bir hareket gelmemesine sinirlendi. "Sanırım kimin için çalıştığınızı hatırlatmama gerek yok." "Evet efendim." Kızlardan aynı anda aldığı karşılık bozulan sinirlerini biraz olsun yatıştırdı. "Eva' nın yanında kim vardı?" Anna biraz öne çıkıp kendini belli ettiğinde, Biricik Lora' ya döndü. "Sen aşağıda bekleyebilirsin." diyerek Lora' yı gönderdi ve Anna ile yalnız kaldı. "Evet Anna, seni dinliyorum." Jack ve Eva odada beklerken Biricik' in bu işi daha fazla kurcalamamasını istiyordu. Aslında gerçeği söyleyebilirlerdi ancak o zaman Biricik uzun bir süre burada kalır ve yıllardır hayalini kurduğu aşkına biraz daha gecikirdi. İşte bunun olmasını istemiyordu Eva, en azından içlerinden birinin mutluluğu bulmasını istiyordu. Odanın kapısı yavaşça açılıp Biricik başını içeri doğru uzatınca ona döndüler. "Jack, bana doktorun odasına kadar eşlik edebilir misin?" Eva ve Jack kısa süreli bir bakışmadan sonra, Jack kalkıp Biricik' in yanına, dışarı çıkmıştı. Dışarıda yapılan oldukça sert itişli kakışlı konuşmadan sonra Jack uzun süre morarmış bir şekilde kalacak vücudunun belirli bölgeleri ile ağrı kesici bir krem almak için aşağıya indi. Biricik ise Luca' nın oteline doğru çoktan yola çıkmıştı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE