CİWAN “Ulan, bir rahat bırakın lan! Ferzan, sana diyorum, bana bak!” diye haykırdım, öfkem göğsümden taşarak sesime yansımıştı. Merdivenlere zar zor ulaşabilmiştik. Arkama arka arkaya inen yumruklar omurgamdan beynime kadar çınlıyordu. Şerefsizler, saldırmaya doymuyordu. “Vallahi delireceğim, bi’ çekilin artık!” diye bağırdı Berivan, araya dalarak herkesi sertçe itti. O arbededen yararlanarak ben de hızla merdivenleri çıkmaya başladım. “Helal sana be kızım!” diye bağırdım arkamdan. Ama Ferzan, burun kıvırarak alayla gülümsedi. “Çıksana kızım aradan ya! Ne güzel dövüyorduk,” dedi pişkin pişkin. Merdivenin başından arkamı dönüp ona sert bir bakış fırlattım. “Sen yarın bir gün ‘evleniyorum’ falan de de, düğün yap... Bak senin o ağzını burnunu kırmazsam, adımı değiştiririm Ferzan. Hadi,

