İLK DATE
Ecrin vizelere hazırlanıyordu, teyzesine böyle demişti. Aslında kendini kandırıyordu. Ders çalışmıyordu. Son iki haftadır mesajlaştığı biri vardı ve artık dayanamamıştı. Tüm korkaklığını bir kenara atıp buluşmak istiyordu.
Evet istiyordu çünkü tüm arkadaşlarının sevgilisi varken o sap sap gezmişti son sınıfa kadar. Son sınıfa geldiğinde yeter artık demişti. Daha önce arkadaşlarının ayarladığı kişiler fos çıkmıştı. Bir çok kişiyle görüşmüştü ama hayalindeki kişiyi bulamamıştı. Tam da umudunu yitirmek üzereyken o tesadüf mucize gerçekleşti. Bir gün bir arama aradı ve genç kız bu yabancı numarayı merak edip açtı. Karşısındaki ses öfkeli bir tonda konuşuyordu.
"Numaranı bulamam mı sandın?"
"Pardon kimsiniz," demekten kendini alamamıştı Ecrin. Adam bir müddet duraksayıp "Yanlış numara, kusura bakmayın." dedi ve kapattı.
Bu hikaye burada bitebilirdi ama Ecrin numarayı merak edip w******p'tan baktığında o güneş gözlüklü fotoğrafı görünce epey havalı diye iç geçirmekten kendini alamamıştı ve o gün karar verdi. Bu yabancıyla tanışacaktı.
Adam bir iki sefer seninle uğraşamam şaka mısın filan dedi baktı kız ısrarcı, o da pes etti ve tamam dedi.
İşte Ecrin'in zafer kazandığı andı o an, ama adam ne zaman buluşmak istese Ecrin hep bir bahane uyduruyor, korkuyordu. Diğer yanı da bu yabancıyla tanışmayı aşırı diliyordu ve, artık bahanelere sığınmayacaktı. Ne olacaksa olsun bu gece, dedi içinden ve o yabancı adama, gece buluşmak istediğini söyledi. Yabancı da seve seve kabul etmişti.
Ecrin, telefonunun ekranına bir kez daha baktı. Mesaj hâlâ oradaydı.
Koralp: "Saat dokuzda oradayım. Mavi gömlek giyeceğim, yakamda da siyah mendil olacak.”
Kalbi, mesajı her görüşünde biraz daha hızlanıyordu. Teyzesi mutfakta tabakları yerleştirirken çıkardığı sesler bile o akşam ona daha yüksek, daha uyarıcı geliyordu. Bu evde her şey saatliydi; ne zaman çıkılır, ne giyilir, kiminle görüşülür… Üniversiteye gelmişti ama hâlâ çocuk muamelesi görüyordu. Aile evinden kurtuldu derken kader ona cilve yapmış ve teyzesinin olduğu il çıkmıştı. Aslında planlıydı. Ailesi kendi ilinde ya da teyzesinin olduğu ili yazmazsa onu üniversiteye göndermeyeceklerini açıkça belirtmişti. Genç kız bu noktada çaresiz kalmıştı.
Teyzesi de boş durur mu? Zaten yalnız kadın seve seve kabul etmişti Ecrin'i. Aslında Ecrin yurtta kalmak istemişti ama teyzesi buna asla müsaade etmedi.
Kapı açılmak üzereyken telefonunu sakladı ve eline kitabı aldı.
"Aferin benim güzel yeğenime. Maşallah ne güzel de çalışıyor."
Teyze," dedi genç kız mahcup bir ifadeyle.
Teyzesi gözlerine baktı. Ne oldu kuzum?
Sema aradı,” dedi, sesi olabildiğince telaşlı ama doğal. “Kaza yapmış. Hastanede. Yanına gelmemi istiyor. Çevresinde kimsesi yok kızcağızın."
Teyzesi çenesini kaşıdı. Sonra yeğenine döndü.
Bu saatte mi?”
“Evet. Yalnız kalmak istemiyormuş.”
Bir anlık duraksama oldu. Ecrin, teyzesi “hayır” derse diye içinden on farklı savunma cümlesi geçirdi. Ama Suna Teyzesi derin bir nefes aldı.
“Çabuk git ama taksiyle... Sürekli haber ver.”
"Tamam teyze."
"Bir de geç kalma."
"Tamam."
Ecrin, kalbinin göğsünden çıkacakmış gibi atmasını bastırmak için ayakkabılarını hızla giydi. Dolabından çıkardığı kırmızı elbise ve topuklusunu bir poşete koyup yanına almayı ihmal unutmamıştı.
Kapı kapandığında Ecrin, bir saniyeliğine duraksadı. Derin derin nefesler alarak rahatladı. Heyecandan içi içine sığmıyordu. Zor kısmı atlatmıştı. Şimdi sıra Sema'larda kıyafetini değiştirmedeydi. İki sokak ilerideydi Sema da.
Genç kız, Sema'nın evine vardığında kapıda karşılandı. İki genç kızın yüzünde suç ortaklarına özgü hafif bir gülümseme vardı.
“Gerçekten yapacak mısın?”
“Çoktan yaptım.” dedi Ecrin kendine güvenerek
"Kızım, sonunda cesur olabildin tebrik ederim. Sonra beni gelişmelerden haberdar edersin."
"Tamam Sema, çekil şimdi hazırlanayım. Beklemesin adam."
Ecrin, kırmızı elbiseyi eline aldığında kumaşın serinliği avuçlarını ürpertti. Elbise, aynada onu tanıyamadığı birine dönüştürüyordu; daha cesur, daha kararlı biri.
Saçlarını açık bıraktı. Hafif bir ruj sürdü ve telefonuna baktı. Koralp yazmıştı.
“Gelince yaz.”
Ondan sonra taksiye binip soluğu o barda almak zor olmadı Ecrin için.
Bara girdiğinde ilk hissettiği şey ses oldu. Müzik, kahkahalar, bardakların tokuşması… Gözleri loş ışığa alışırken kalbi daha da hızlandı. Kapının yanında durup etrafı süzdü.
Mavi gömlekli bir adam gördü. İçgüdüsel olarak ona kilitlendi. "Bu mu?" diye düşündü. Adamın yüzü ona döndüğünde genç kızın içi hafifçe burkuldu. Çok yaşlıydı. Saçları kırlaşmış, gözlerinin çevresi derin çizgilerle doluydu. Bakışlarıyla barı tarıyordu.
Ecrin nefesini tuttu, sonra yakasına baktı. Siyah mendil yoktu. Derin bir oh çekti.
Omuzlarındaki gerginlik bir anda çözüldü. "Değil. Zaten resimde farklıydı."
Genç kız, etrafını süzerken başı dönecek gibi oldu. Kahkahalar sarmaş dolaş kadın ve erkeklerin fısıltısı...
Tam o sırada omzunda bir ağırlık hissetti. Sıcak, kendinden emin bir el.
Genç kız, İrkilerek arkasına döndü.
Göz göze geldikleri an, barın gürültüsü sanki bir perde arkasına çekildi. Karşısındaki adam uzundu. Esmerdi. Yüz hatları keskin ama yumuşak bir ifadeyle dengelenmişti. Mavi gömlek tam üstüne oturmuştu. Yakası açıktı ve oradaydı. Siyah mendil, fark edilmek ister gibi ama asla bağırmadan.
Ecrin’in boğazı kurudu.
Adam hafifçe gülümsedi.
“Ecrin?” dedi.
Evet, ben...” diyebildi sadece.
Genç kızın içinden geçen ilk düşünce şuydu: "Profil fotoğrafındaki gibi değil… Daha çekici. Bu adam gerçek olamaz.."
Adam elini geri çekmedi.
“Ben Koralp.”
O an Ecrin, yabancının elini sıktı, diğer yandan adamı dikkatlice süzmeyi göz ardı etmedi. İki çift çakmak gibi keskin bakışlı ela göz, yeni traşlanmış yüz,belirgin çene hattı, dalgalı siyah saçlar... Kalıplıydı, gömleğinin açık iki düğmesi ve o mis gibi parfüm kokusu... Başı dönecek gibi oldu.
Bunu adam da farketmişti. Pis bir sırıtışla mırıldandı. "Gözlerini benden alamıyorsun."
Genç kız utanmıştı. Ama adam haklıydı. Hem de çok haklı...