1. Bölüm
Üniversiteye başlıyordum. Okulun başlamasına bir aydan daha fazla bir süre vardı fakat ailem şimdiden kalacak yer bulmam için dırdır edip duruyordu.
Ailem fazla garantici bir yapıya sahipti. Her zaman sağlamcılardı. O yüzden de dırdır edip duruyorlardı.
Çarşamba günü sabahtan otobüse atladım ve okuyacağım okulun olduğu şehre gittim.
Üniversite binasının önündeydim. Heyecanla binaya baktım. Önümüzdeki dört yılımı burada geçirecektim. Acaba yeni hayatım nasıl olacaktı. Yeni arkadaşlarım.
İşletme mühendisliği bölümüne başlıyordum ve her zaman ailemle birlikte yaşadığım için konfor alanımın dışına çıkacaktım.
Üniversite kaydımı yaptırdım. Gerekli evrakları zaten birkaç gün öncesinden hazırlamıştım. Birkaç yere evrak verdikten ve bolca imza attıktan sonra kaydımı tamamlamıştım.
Bir üniversite yurdunda yaşamak istemiyordum. Aslında ilk yıl fena olmazdı arkadaş edinme konusunda ama yine de istemiyordum. Aynı odayı birisiyle paylaşma fikri beni ürkütüyordu.
Okulun kafeteryasındaki ilan tahtasına baktım. Çeşit çeşit ilanlar vardı. Özellikle de öğrenci yurtları broşürleri çok ilgi çekiciydi. Teker teker inceledim.
Bir ilan dikkatimi çekti.
"Geniş ve eşyalı bir oda, sınıfsız wifi, Sıcak su, ısınma ve elektrik fiyatın içinde. Extra masraf yok ve uygun fiyat. Fakülteye çok yakın bir mesafede. Kiralamak isteyen erkek veya kız öğrenciler aranıyor."
Bütün ilanlar içinde en çok dikkatimi çeken buydu. İyi bir konuma sahip olması, odanın içinde wifi olması, eşyalı olması aradığım özelliklerdi. İlanı veren kişiyle konuşmak için aradım.
"Alo."
"Merhaba, Leonardo ile görüşecektim."
"Evet, benim."
"Kiralık oda ilanı için aramıştım. Hala müsait mi bilmiyorum. Müsait ise ilgileniyorum da."
"Onu görmeye gelebilir miyim? Yurt dışından geldiğim için sadece bugün şehirde olacağım."
"Saat iki senin için uygun mu?"
"Evet tamam."
"Sana wattsaptan konum atacağım. İki saat sonra görüşürüz."
Evin sahibi Leonardo'ya karşı ilk izlenimim ne kötü ne de iyiydi. Telefonu kapatır kapatmaz wattsaptan konum gelmişti. Hemen uygulama ile mesafeye baktım. Yirmi dakikalık yürüme mesafesindeydi. Bu benim için harika bir olaydı. Ne olur ne olmaz diyerek birkaç telefon daha yazdım.
Vaktim olduğu için başka bir eve bakmak için aradım. Aradığım üçüncü telefon bana evi hemen görebileceğimi söyledi. Ben de Leonardo ile randevumdan önce birkaç yere bakmanın mantıklı olacağını düşünerek oraya gittim.
Daire çok eskiydi. Sanırım ikinci dünya savaşında bombalanmayan birkaç binadan bir tanesi olabilirdi. Dairenin fiyatının dört yüz elli Euro artı masraflar olduğunu söyledi. Burayı hiç beğenmemiştim. İçime sinmeyen bir şeyler vardı. dört yüz elli Euro olması konusunda bir sorunum yoktu ama fakat odayı sevmemiştim. Fakat mecbur kalırsam bu odayı tutacaktım. Odayı tutup tutmayacağımın kararını verdiğim de gün içinde onu arayacağımı söyledim.
Başka bir daireye daha baktım. Orası ilk baktığım yerden çok daha iyiydi. Orası da fiyat olarak ilk baktığım yere yakın bir fiyat söylemişti.
İki eve baktıktan sonra saatime baktım. Leonardo ile randevu vaktim yaklaşmıştı. Navigasyon açarak wattsaptan bana gönderdiği konuma doğru yürüdüm.
"Hedefinize ulaştınız. Hedefiniz sağda." Dedi Navigasyon. Bir hata mı yapmıştım? Leonardo yanlış bir yerin konumunu mu göndermişti bana? Etrafıma dikkatlice baktım. Navigasyonun gösterdiği yer etkileyici dubleks ve dışarıdan kocaman gözüken etkileyici bir evdi. Acaba doğru mu gelmiştim. Burası doğru olsun diye dua ettim. Sözleştiğimiz saatten on beş dakika önce gelmiştim ama daha fazla bekleyemedim.
Dubleks evin kapısını açmak için saçlarının tamamı ağırmış, gözlüklü, oldukça hoş bir bey çıktı. Çok yaşlı görünmüyordu, gözaltındaki morluklara rağmen en fazla elli yaşında olmalıydı. Bana baktı ve gülümsedi.
"Alex"
"Evet. İki saat önce konuşmuştuk kiralık ev için."
Leonardo kibar bir biçimde beni içeriye davet etti. Dubleks evin kapısından girdiğim de onu gördüm. O da beni karşılamaya gelmişti. Leonardo'nun karısı Katy'iydi.
Otoriter ciddi bir ses tonuyla "Merhaba" dedi.
Leonardo değil ama Katy beni korkuttuğunu kabul ediyorum. Çok güzel bir kadındı. Kırklı yaşlarının başındaydı tahminen. Kocasından çok daha genç görünüyordu. Uzun boylu, kahverengi saçlı, iri gözlü, dudakları dolgun ve etli, Bol gömleğinin altında ise büyük göğüslerini saklıyor gibiydi. Giydiği kot pantolondan harika kalçaları görünüyordu. O popoyu görür görmez ona aşık oldum. O küçük ve mükemmel kalçalardan değildi, hayır, büyük, yuvarlak ve geniş kalçalı bir popoydu bütün vücuduna yakışıyordu.
Önce giriş katını gösterdiler, çok geniş bir salonu, geniş bir mutfağı, küçük bir banyosu vardı. Banyonun içinde bir de klozet.
Arka bahçeye çıktığımızda büyük bir havuz ve koca bir bahçe ile karşılaştım. Ev büyüleyiciydi. Ben aslında basit bir öğrenciydim ve basit bir odada kalmam lazımdı. Tamam ailem çok varlıklıydı ve fiyat hiç sorun değildi. Benim o evde yaşayamayacağımı göze alamayacağım açıktı.
Evin giriş katı büyüleyiciydi ama sanırım bu evi tutmayacaktım. Yine de dolaşmak istedim. Evi tutmayacak olsam da, Katy'nin kalçalarının her attığı adımda hareket ettiğini görmek için ne gerekiyorsa yapmaya devam ettim.
Bahçeyi gezdikten sonra dubleks evin ikinci katına çıktık. Merdivenlerden yukarı çıkıp odaların bulunduğu alana geldik. Orayı kısaca bir gösterdikten sonra, üçüncü kata çıkan merdivenleri çıkmadan önce Leonardo bana, "Eğer tutmaya karar verirsen 3. Kat burası tamamen senin olacak."
Üçüncü kata çıktığımda gözlerime inanamadım. Etkileyici bir çatı katı odasıydı. Gözümle şöyle bir süzdüm ve ortalama kırk metrekare vardı oda belki de biraz daha fazla. Arka taraftaki ormanlık ve dağ tarafına bakan da bir balkonu.
Leonardo anlatıyordu ama dinlemiyordum. Sadece orada yaşamayı hayal ediyordum. Sabah uyanır uyanmaz balkona çıkıp güzel soğuk havayı ciğerlerime doldurduğumu düşündüm.
Gece yatmadan orada ders çalıştığımı, kitap okuduğumu hayal ettim.
Bu fikri sevdim. Ev hayallerimin de ötesinde mükemmel bir yerdi.
"Vay, bu harika... Ve burası benim odam mı ?" -Evet.
"Eh, bunu seviyorum, ama fiyat hakkında konuşmadık tüm bunlar bana ne kadara mal olur?"
Katy, "Giderler dahil altı yüz euro, dedi.
Bu fiyat üniversitenin içindeki yurt kadar pahalı değildi. Öbür harabe evlere göre de fiyatı uygundu. Aşağıya geri döndük; "Hala sona sakladığım son bir sürprizim daha var, bahçenin diğer tarafında altı metre uzunluğunda üç metre genişliğinde küçük kapalı bir havuz var."
Her şey mükemmeldi. Bunu ailemle konuşmam gerekiyor. Bir sorun çıkacağını düşünmüyorum.
"Hangi fakültedesin?"
"Mühendislik. İşletme mühendisliği okuyacağım. Buraya yeni geldim."
"Evet evimizin hemen yanı."
"Bir şey daha sormak istiyorum. Burada kaç öğrenci yaşayacak. Burası çok büyük."
"Kaç öğrenci gibi?" Katy bana sordu.
"Bu evde bir çok oda olduğunu söylediniz. Kaç kişi olacağımızı bilmiyorum. O yüzden sordum."
"Fark ettin sandım. Benim hatam. Katy ve ben burada yaşıyoruz. Bizim evimiz. Biz sadece çatı katındaki odaya bir öğrenci istiyoruz."
"Yani seninle yalnız mı yaşayacağı m?" heyecanımı saklamaya çalıştım. Umarım Leonardo ve Katy fark etmemişti bu heyecanımı.
"Evet, senin odan var ve sonra evin geri kalanını kullanabilirsin, tabii ki, bahçe, kiler, arkadaşlarla küçük bir parti yapmak istersen, havuz... Ne düşünüyorsun?"
"Şey..., eeeh, bana çok iyi geliyor, doğrusu..."
Çok şanslı bir günümdeydim sanki. Böyle bir şey beklemiyordum. Buraya gelirken, böyle bir seçenek aklımın ucundan bile geçmezdi. Üstelik kültürlü hoş kibar ve sevecen görünen evli bir çiftle yaşamak... Böyle bir ev lükstü. Fiyatı da o kadar pahalı görünmüyordu. Aslında tam aradığım şey buydu. Fakat böyle bir şey aklımın ucundan bile geçmezdi. Diğer öğrencilere katlanmak zorunda kalmayacaktım. Yurtta yaşamak yerine, kendime ait geniş bir odam olacaktı.
Bahçede oturup biraz sohbet ettik. Beni biraz daha yakından tanımak istiyorlardı. Ailemin ne iş yaptıklarını, benim daha önce hangi okullara gittiğimi tek tek anlattım. Sanırım ailemin şirketini tanıyorlardı.
Saatime baktım. Sohbeti çok fazla uzun tutup onların canını sıkmak istemiyordum. Aslında ben de sıkılmıştım. Ailem bana üniversite de belli bir para yollayacaklardı. Hesap yaptığım da kalan para bana fazlasıyla yeterdi.
Aslında tutup tutmama konusunda biraz kararsızdım ama yine içimden bir ses tutmamı söylüyordu.
"Tamam, sizin için de sakıncası yoksa, ben odayı tutmak istiyorum. Ben buralı değilim. Akşama döneceğim. Size depozito bırakmak isterim. Banka hesabına mı göndermem gerekiyor?"
Bunu neden söyledim bilmiyorum. Sözleşme yoktu ve ben direk para ödemeyi teklif etmiştim.
Leonardo ve Katy birbirlerine baktılar. Sanırım onların üzerinde iyi bir izlenim bırakmıştım. Tamamen ikna olmuşa benzemiyorlardı.
Leonardo bana döndü. "Kendi aramızda konuşup, odayı sana verip vermeyeceğimizi teyit edeceğiz, tamam mı?" dedi.
Ayağa kalktım. İkisiyle de tokalaştıktan sonra; "Sizin aramanızı bekliyorum."
Biraz üzülerek ayrıldım oradan açıkçası, böyle bir yerde yaşayabileceğim için bu kadar şanslı olacağımı düşünmemiştim. Ailemin yanına dönmeden önce birkaç daireye daha baktım. İçlerinden bir tanesi hiç fena değildi, ama tabiki Leonardo ve Katy'nin evini gezdikten sonra hiç birinin bir çekiciliği yoktu.
Acıkmıştım. Bir festfoodçuda hamburger yiyordum. Otobüsün kalkmasına daha sürem vardı. Kalacak birkaç yer bulduğumu söylemek için ailemi aradım. Ailem her zaman olduğu gibi seçimi bana bırakmışlardı. "Sana göndereceğimiz aylık parayla istediğin gibi kullanabilirsin." Dediler. Ailem benim her zaman olduğu gibi kendi ayaklarımın üzerinde durabilmem için bana şans tanıyorlardı.
Yemeğimi bitirirken cep telefonum çaldı. Leonardo adını görür görmez heyecanlandım. Kalbimin çarpmasını yoğun bir şekilde hissediyordum.
"Alo. Leonardo."
"Katy ile görüştük. Bizimle yaşaman konusunda her hangi bir sorun göremiyoruz. Depozito alacağız senden ve sözleşme bir yıl olacak. Senin için de uygunsa, önümüzdeki hafta sözleşmeyi imzalaman ve depozitoyu ödemen için seni arayacağım, tamam mı?"
"Evet, evet, elbette, harika..."
"Pekala, gelecek hafta seni arayıp detayları söyleyeceğim."
"Harika, çok teşekkür ederim."
Telefonu kapattım ve rahat bir nefes aldı m. Sonra diğer daireleri arayıp o daireleri tutmayacağımı haber verdikten sonra, ev bulduğumu söylemek için ailemi aradım.
Üniversiteye başlamak için daha bir aylık zamanım vardı. Otobüse bindim, biraz sarhoş olup kızlarla takılmak için Ailemin yaşadığı yere geri döndüm.
Sadece 18 yaşındaydım. Çok fazla eğlenmek, kızlarla birlikte olup vakit geçirmek ve sarhoş olmak istiyordum. Aynı zaman da ders çalışmak ve okulumu zamanında bitirmek için de oldukça fazla vaktim olacaktı.
Önümüzdeki yıl, bu harika evli çiftle özellikle Katy ile aynı evde yaşamak ilginç olacaktı.