alıntılar
İLERLEYEN BÖLÜMLERDEN ALINTILAR;
❧ ❧ ❧ ❧
"Kırdın beni!" Diye bağırdım ağlayarak. "Öyle kalbimden değil, duygularımı değil. Kaburgalarımı kırdın. Kuştum ben, kanadımdan değil, konduğum dalı kırdın!"
"Kırmak istememiştim."
"Ben de seni sevmek istememiştim!"
"Aden," diyerek ellerini yanaklarıma koydu ve yüzümü yüzüne hizalarken, dolan gözlerle baktı gözlerime. "Aden ben çok özür dilerim."
"Dileme!" diye bağırarak ellerini ittim. Bana dokunmasını, temkin etmesini istemiyordum. "Ben sadece beni sevmeni istiyorum."
"Lütfen ağlama!" dedi, gözlerinden birer damla yaş akarken ama görmemi istemiyor olmalıydı ki aktığı gibi sildi. "Bunu yapma!"
❧ ❧ ❧ ❧
"Aden!" dedi, telefonun karşısındaki ses. Bu Altan'dı. "Seni görmem lazım."
Sen ne diyorsun ya benim seni komple içime hapsetmem lazım.
Kendimi toparlarken başımı evet anlamında aşağı yukarı salladım. Sonra ise bu yaptığımı onun görmediğini idrak ettiğimde, kendimi hızlı bir şekilde toparlayıp, "Tabi!" dedim.
Acaba çok mu hevesli çıkmıştı sesim?
❧ ❧ ❧ ❧
"Aden yenge!"
Etrafıma bakındığımda kimsenin olmadığını görünce kaşlarımı çattım ve arkamı döndüğümde Altan'ın yanındaki adamı, Ozan'ı gördüm. Kaşlarım istem dışı çatılırken, bana doğru gelişini izledim.
"Deminden beri sana sesleniyorum," derken yanıma varmıştı.
"Sen yenge deyince ben, ben olabileceğimi düşünemedim."
"Sensin, sen." dedi. Telaşlı görünüyordu. "Sana ihtiyacımız var."
"Ne oldu?" diye sordum, çatık olan kaşlarım normaline dönerken.
"Altan abi iyi değil, çok hasta. Ne yapacağımızı bilemedik, doktoru da iki saate gelebilirmiş, ameliyattaymış."
"Neyi var?" diye sordum telaşla.
"Çok ateşi var," dedi hızla. "Düşüremedik."
"Bu havada ne ateşi ya!"
Başını bilmediğini gösterir anlamda sağa sola sallarken dudaklarını kemirdi.
"Nerede?" diye sordum.
"Evinde."
"Tamam!" dedim ve koşar adımlarla Altan'ın evinin olduğu yöne doğru ilerledim. Yakındık. Yaklaşık beş dakika içerisinde orada olurduk. Diğer yandan da kendi kendime söylenmeye devam ettim. "Bu havada ne hastalığı ya!"
❧ ❧ ❧ ❧
"Biz küçükken tıp diye bir oyun vardı; bir, iki, üç tıp deyince susuyorduk. Konuşan da kaybediyordu. Hatırladın mı?" Diye sordu Altan ciddi bir ifadeyle.
Muzip bir tebessüm gönderdim ve "Ben o oyunda hep yanıyordum ya!" Diyerek yanıtladım.
❧ ❧ ❧ ❧
"Yaşa be Aden! Çok akıllısın!" Diye bağırdı Şeyma ve ellerini birbirine sürtmeye başladı.
Ona alay dolu bir tebessümle bakış atarken, kaşlarımı çattım. "Akıllı mı?" Dedim, tereddütlü bir ses tonuyla ve gülümsemeye devam ederken, havalı bir edayla konuşmaya devam ettim. "Bu bana bir hakaret canım, akıllı olabilmem için IQ seviyemin daha az olması lazım. Ben bir dahiyim!"
❧ ❧ ❧ ❧
"Ayy! Altan arıyor."
"Dur hemen açma hevesli görünürsün bekle kapatsın bir daha aradığında açarsın."
"Zaten hevesliyim!" dedim ve hiç beklemeden hemen telefonu açıp kulağıma yaklaştırdım. "Altan?"
"Aden?"
❧ ❧ ❧ ❧
"Altan..." diyerek ona sarıldım. "Ağlamıyor olman, üzgün olmadığın anlamına gelmez. Sen gereğinden fazla güçlü bir adamsın."
"Üzgün değilim," dedi elini belime koyarken.
"Üzgünsün." dedim ve ondan ayrılırken hüzün dolu gözlerine baktım. "Seni çok iyi tanıyorum."
❧ ❧ ❧ ❧
"Sen benim başımın tatlı belasısın!"
"Öyleyim."