"Neden bu kadar soğuksun?"
Gamze, derin bir nefes verip "Soğuk değilim, seni sevmediğimden o." dedi sinirle.
"Oysa ki tüm kızlar sever beni."
"Etrafındaki kızlar da senin gibi miyop herhalde." deyip, kalkarak sınıfa doğru yürüdü. Sınıftan bile çıkmayacaktı sonunda, o olacaktı. Koray'sa kahkaha atarak, "Ama bu halimle değil, onu söylemeden gittin gördün mü?" diyerek üzerini düzeltip, tuvalete giderek yüzündeki siyah noktaları sildi.
Bahçeye, maç yapmaya çıkarken, kantinden birseyler alan Gamze'ye bakarak geçip gitti. Aleyna henüz zamanı olmadığını söylemişti.
"Ne işler açtı başıma ya, minnacık boyunla." diye söylenerek arkadaşlarının yanına gitti.
Aleyna ise yeni bir telefon alan Miraç'la uğraşıyordu. Sırf yanına gelmesin diye her mesajına cevap veriyordu. Yanına gelmesi sorun değildi, aksine okulun en yakışıklı çocuklarından biri yanına geldiği için gurur bile duyuyordu ama o yanına gelince düşük olan çenesi zamkla yapıştırılmış gibi, bir daha açılmamaya yemin ediyordu her seferinde.
Çıkışta tam ayaklarının dibinde duran arabaya bakıp, gözlerini kocaman açarak "Çüş!" diye bağırdı.
Kapı açılıp da, "Uzatma da bin." diyen Miraç'a bakıp gözlerini devirerek bindikten sonra, "Ezseydin ya, çekinmeseydin." diyerek çantasını arka koltuğa attı. Araba sürdüğüne göre Miraç bir üst sınıfta olmalıydı. Yani, Gamze de bir üst sınıfta olduğuna ve de ikiz kardeşi olduğuna göre.
"Çok konuşma da kemerini bağla." diyerek gaza basan Miraç'la birlikte kafasını iki yana sallayıp kemeri bağladı.
"Bugün de nezaket paçalarından akıyor maşallah."
"Senin de güzellik."
"Nereye gidiyoruz? Evimi sormadığına göre."
"Evdekilere geç kalacağını söyleyebilirsin."
"Ben evdekilere hesap vermeyeli uzun süre oldu." diye mırıldanıp, Miraç'tan istediği cevabı alamayacağını anlayınca arkasına yaslanarak gidecekleri yere varmayı bekledi.
Okuldan çıktıktan sonra karanlık basmaya başladığı için geldikleri yeri tam olarak göremiyordu Aleyna. Miraç arabadan inince, o da inerek etrafa bakındı. Arabanın kapısını kapatmayan Miraç, biraz ilerleyerek bahçenin tüm ışıklarını açtı. Aleyna o sırada gördü büyük bahçeyi ve ortasında duran basket potasını. Gülmekten alamadı kendini o an. Miraç'ın küçük bir çocuktan farkı olmadığını düşündü, her ne kadar ondan büyük olsa dahi.
Arabanın kapısını kapatarak potaya doğru ilerledi ve köşede duran toplardan birini eline aldı.
Miraç gülerek yanına gelirken, az önce arkasını döndüğü potaya topu attı.
"Ben kuralları bilmem yalnız."
"Zaten kurallar aptallar içindir." diyerek potanın köşesinden seken topu tutarak tekrar potaya attı Miraç. "1-0. Acaba kazanınca ne istesem?"
"Ama bu boyla benim kaybedeceğim dünden belli ki. Haksızlık."
"Dizlerimin üzerinde de basket oynayamam ki." dedi Miraç, bir yandan da topu kapmak için zıplayan Aleyna ile dalga geçercesine elini daha fazla yukarı kaldırarak.
"Abartsaydın be." diyerek Miraç'ı iten Aleyna, bir yandan da topu kapmak için zıplayınca yere düşen Miraç'ın tam üzerinde bulmuştu kendini birdenbire.
"Aa. Şey. Bi yerin acıdı mı?" diyerek kalkmaya çalışan Aleyna, tüm sakarlığını konuşturarak dirseğini Miraç'ın koluna çarptı bu kez de. "Ayy! İyi misin?"
"Allah'ını seversen sabit dur." Miraç bir yandan kalkarken, bir yandan da Aleyna'yı kaldırıp gülümsedi. "Sırf kaybedeceğini anladın diye pisliğe yatıyorsun ama yemezler. Tek kolla da yenerim seni ben."
"Vallahi öyle değil ya. Cidden çok mu acıdı?" Koluna bakmaya çalışan Aleyna'dan kolunu çekerek "Yok bir şey." dedi.
"Yoksa bakayım işte."
"İnanmıyor musun sen bana?"
"Ya ne alakası var." derken hâlâ Miraç'ın koluna bakmaya çalışıyordu Aleyna. "Ya anlamazsın şimdi. Sonradan acır. Bakayım işte."
O sırada Miraç'ın kolunu tutan Aleyna, sıyırıp bakınca biraz çizilmiş olduğunu gördü. Morarmıştı da sanki biraz.
"Bir de bir şey olmadı diyorsun. Al işte. Olmuş."
"Bu yarayla ölmem diye tahmin ediyorum." Miraç gülerken, Aleyna hâlâ ciddi bir şekilde kolunu inceliyordu.
"Ya kırılmışsa? Ya liflerin ezilmişse? Ay gittikçe morarıyor gibi bu."
"Gözetim altına da al istersen."
"Hastaneye gidelim bence. Orda alırlar."
"Hep böyle iyilik meleği misin sen?"
"Anlamadım?" Kolunu bırakıp ona baktı Aleyna.
"Herkesi düşünür müsün böyle?"
"Kendim için düşünmeyi bırakalı çok oldu benim. Herkesi düşünmeyi sevmem. Birini düşünmem şartsa, bence sen olmanda bir sakınca yok."
Gülerek "Bence de." deyip omuz silkti Miraç. "En çok da benim için sakınca yok."