Kurşun-2

1488 Kelimeler
Rojda Yengemin mehirle ilgili soruları beni bitirmişti sonunda. Hayır anlamıyorum bana evlenmek istiyor musun diye sormuyorlar ama iş mehire gelince sormak akıllarına geliyor. "Bilmiyorum yenge." Ben evliliğe hazır bile değilken onların derdi mehirdi. "İstediğin bir şey yokmu? Altın , ev ,konak araba gibi?" "Yok yenge." Sanki altın vs. bana mutluluk verecek zannediyorlar. "Sen ne diyorsun Baran?" O konuşmasa olmaz zaten. Neden herşey erkeklerin istediği gibi oluyor ki? Bu topraklarda erkek isterse her şeyi yapar ama kadın hiç birşey yapma hakkına sahip değil neden ya? "Bana kalsa düğünde takıcağımız altınlar ve gelen bütün altınları gelinine vericem. Ayrıca hakkım olan konağın yarısınıda vereceğim." Ay sanki ben senin konağını istiyorum. Konağınıda altınlarınıda başına çal. "Sen ne dersin Hatice uygunmu sizin için?" Aaa evlenirken uygunmu diye sorsaydınız ya yenge! "Rojda kabul ederse uygundur abla!" Ben evlenmek istemiyorum ki mehiri kabul edeyim. Anlaşılan ben kabul etmeyene kadar bu konu uzuyacak. "Tamam yenge benim için uygundur." Sonunda ben kabul edince konu kapandı. Amcam ve babam tekrardan salona girdiler ama yüzleri asıktı. "Hazırlığa başlayın düğün bu hafta içinde olacak." Amcamın sert sesi ile neye uğradığımı şaşırdım. Her şeyi geçtim neden bu kadar erken düğün yapılıyor. "Esma ve Cihan'ın düğünüde berabermi Boran?" "Yok Emine onlarkini gelecek ayın içinde yapacağız." Amcam bir şeyi kesin bir dille söylüyorsa bizede kabul etmek düşerdi. Bu eskiden beli gelmiş bir kural. İç sesim inşallah Yusuf'un bu erken düğünle alakası yoktur diyordu ama kesin onunla ilgili olduğunu anlayacak kadarda akıllıydım. "E hadi herkes yemeğini yediyse oturma odası geçek diğer aşiret ağaları gelir şimdi." Babamın yönlendirmesiyle amcamlar oturma odasına geçtiler ama bir kişi hariç. "Rojda!" Rojda diyen dilini atlar depelesin. "Efendim Baran abi!" "Kızım biz seninle konuşmadık mı abi meselesini?" kızım biz senle ayyy tekrar ederken bile üşendim. "Ben senin kızın değilim!" "Bende senin abin değilim!" O zaman neden neden şimdiye kadar öyle davrandı ki galiba bu sormazsam hiç bir zaman öğrenemiyecem. "O zaman neden bugüne kadar bana abi muamelesi yaptın. Madem beni seviyordun neden söylemedin, neden bana anlatmadın?" "Söyleyemedim!" Söyleyemedim ne kadarda açıklayıcı değilmi hayatı mahvolan benim ama söyleyemeyen o nede garip. "Neden söylemedin seni istemiyeceğim için korktun mu Baran abi?" "Bana en başında abi gibi bakan sendin. Ben seni sevdiğimde sen daha 15 yaşındaydın Rojda. Çocuktun nasıl söyleyeceğimi bilmiyordum!" Çocukmuşum ne de büyük bir neden değilmi? "Bu söylediğin bir neden değil Baran abi hatırlatırım Yusuf bana sevdiğini söylediğinde ben 15 yaşındaydım. Sen korkak gibi kaçtın benden ama o beni sevdiğini her zaman dile getir." "Bir daha o adını ağzından duyarsam Rojda senin için hiç iyi olmaz anladın mı?" Tehditleri yetmiyor bide kolumu sıkıyor kim bunu yapacak hakkı veriyor ona ya? "Kolumu bırak bana dokunma hakkını kim veriyor sana?" "Sen hala olanların farkında değilsin herhalde. Yaklaşın bir saat içinde benim dinen karım olacaksın!" "O zaman konuşursun ama bana dokunma hakkını ben sana vermediğim sürece dokunamazsın Baran abi!" "Bana abi dememen için ne yapmam lazım Rojda görmüyormusun halimi?" Asıl o benim halimi görmüyormu kukla gibi ellerinde oyuncak oldum. "Asıl sen benim halimi görüyormusun? Elinizde oyuncak oldum ya! Her şeyden önce benim bir kalbim var ama sen benim kalbimi hak edecek adam değilsin!" "Yapma böyle Rojda izin ver seni dünyanın en mutlu kadını yapayım." Dünyanın en mutlu kadını öylemi benim bu dünyada mutlu olmam imkansız. "O zaman bana talak hakkını vermeni istiyorum!" "Sen ne diyorsun Rojda bu dediğin imkansız!" "Hani beni mutlu edicektin. Sen beni sadece kendine bağlıyorsun zincirle o zincerlerde evlilik ama unutmaki Baran ben seni hiç bir zaman kalbime kabul etmeyeceğim!" Baran Rojda söylediği sözlerle kalbime bıçağı saplayıp arkasına bakmadan gitti. Bazı yerlerde haklı ama benimde haklı olduğum yerleri neden anlamakta ısrar ediyor. Sonunda aşiretin diğer ağaları geldi. Oturma odasında yapılan berdelle ilgili fikirlerini veren vardı. Yusuf'un babasıda utanmadan hayırlı olur inşallah dedi. Tabi oğlunun yaptığı şerefsizlik ten haberi yok hala. Babam sonunda boğazını temizleyip söze girmek için oturuşunu düzelti. "Biliyorsunuz ki ağalar buraya kardeşimin kızı Rojda'yı oğluma istemek için geldi. Lafı uzatmanın gereği yoktur. Allah'ın izniyle peygamberin kavmiyle kızın Rojda'yı oğlum Baran'a istiyorum." Amcam da oturuşunu düzelti ve babamdan onay alırcasına başını saladı. "Oğlun Baran'a güvenim sonsuzdur abi. Ama unutmayın Rojda benim tek kızım ve gözbebeğim. Allah aralarında huzuru eksik etmesin. Verdim gitti!" Oh be üzerimden kilolarca yük kalktı. 4 senedir beklediğim sevdam şimdi benim olmuştu. Rojda Baran'a ettiğim sözden sonra arkama bakmadan mutfağa koştum. Misafirler gelmeye başlamıştı. Bizim buralarda kız istenirken kız sadece kahve dağıtmak için salona girerdi. Bende bu yüzden mutfakta annemden kahve yapmamı söylemesini bekliyordum. Baran'a söylediğim sözler benimde yüreğimi acımıştı. Aslında bana daha iyi davransaydı belki bu fikre daha çabuk alışırdım. Ama o beni sevdiği halde benden uzak durmuş. Belki de böylesi daha iyiydi. Bir Yusuf vakasıyla daha karşı karşıya kalmak istemiyorum. "Rojda annen kahveleri yapmanı söyledi." Yardımcı kızın konuşmasıyla daldığım düşüncelerden sıyrıldım. Zaten herşeyi hazırlamıştık sadece ocağa alıp pişirecektim. Tabi beni bu zamanda Esma yanlız bırakırmı? Bütün kahveleri hazırlıyıp tepsiye koydum. Bizde damadın kahvesi ayrı verilmezdi. Zaten bunlar yeni nesil adetleri olduğu içinde buralarda fazla yapılmazdı. "Abimin kahvesine tuz atmıyacakmısın?" Benim güle oynaya gelin gidiyormuşum gibi bir halimmi vardı ki kahveye tuz atayım! "Atmayacağım Esma sen abimin kahvesine atarsın." "Hayatta olmaz hayatında bir kere evleneceksin her şeyi yapki ilerde yapmadın diye mutsuz olma!" Hayır sanki ilerde mutlu olacağımı nerden biliyordu? "Boş ver Esma ilerde kahveye tuz atmadım diye üzüleceğimi hiç düşünmüyorum!" "Hayır izin vermiyorum. Kızlar bana tuz karabiber ve pul biberi verin!" Hadi tuzu anladımda biberler ne alaka. Herhalde abisine olan sinirinimi çıkartmak istiyor? "Esma abartma biber filan atmıyacaksın!" "Yengeme bak sen sözlüsünede kıyamazmış!" Sonunda benide çıldırttılar bunlar. "Ne alakası var canım. At at bol bol at da içsin!" Kahve tepsisini alıp oturma odasına kadar yürüdüm. Bi ara dökülecek gibi oldu. İçeriden duyduğum sözler beni üzdü. Babam benim gözbebeğim olduğunu söylüyordu. Gözbebeğinsem neden bana sormadın baba demek istedim. Ama burada bu kadar ağanın içinde konuşmam doğru değildi. Odaya girdiğim anda bütün gözler beni buldu. Kafamı kaldırmadan bütün ağalara tek tek tepsiyi uzattım. Kimi sadece başıyla selam verdi, kimide hayırlı olsun dedi. Baran'ın kahvesini verirken istemsizce gerildiğim için ellerim bir ara titremeye başladı. Elimin titremesini fark edince ufak bir tebessümle kahve aldı. Kahveyi alır almaz hızlı adımlarla salonu terk ettim. Şimdiden üzerime dikilen gözlerden yorulmuştum. Ama daha gecenin bitmesine çok vardı. Baran Ela gözlüm kahveyi verirken nasılda kuş gibi titriyordu. Bir an ona sarılmamak için kendimi zor tutuyorumdum. Sonunda ağalar kahvelerini içince sıra altınları takmaya geldi. Bizim buranın adetindendir. Sözde geline altınlar takılır. Bende sözlüm için en güzel işçilikli altınları almıştım. Hepsinin en iyisini hak ediyordu. Rojda yanımda melek gibi durup anneme altınları takması için yardım ediyordu. Normalde benim için altınların hepsi aynıydı ama Rojda'nın üzerinde çok daha güzel görünüyordu. "Baran siz yan odaya geçin hoca sizi bekliyor oğlum." Annemin lafı üzerine usulca kafamı salladım ve Rojda'yla salondan çıktık. Hala bana sinirli olcak ki tek kelime etmiyordu. Hocanın olduğu odaya girdik. Hoca içeride dua okuyordu bizim geldiğimizi görünce başıyla selam verdi. Bende aynı karşılığı verdim. İki dakika sonra annemlerde gelince nikah için hocanın karşısına oturduk. Zaten gelmeden önce abdestimi aldığım için ben hazırdım. Rojda'nın başının üzerine beyaz tülbent örttü yengem. Beyaz tülbentin içinde kanatsız melek gibi duruyordu. Hoca benim dikkatimi çekmek için boğazını temizledi. "Mehir olarak ne istiyorsun kızım?" "Damat ne verirse kabulümdür!" Neden şimdi böyle söylediki yemekte mehir için konuşmuştuk. Anlaşılan benden talak hakkını bekliyordu ama veremezdim. Eğer verirsem beni bir gün bırakacağını biliyordum. "Yazın hocam kilosu kadar altın ve kendi şahsıma ait bulunan bütün tapuların yarısı." Aynı anda odada bulunan herkesin azından bir şaşırma sesi çıktı. Hocanın mehiri yazmasıyla dualar başladı ve beklediğim soruyu sordu. "Sen Boran'dan olma Emine den doğma Baran Demir, Salih'ten olma Hatice den doğma kızı Rojda Demiri karılığa kabul etinmi?" "Ettim." Hoca aynı soruyu üç sefer tekrar edince Rojda'ya sormaya başladı. "Sen Salih'ten olma Hatice den doğma Rojda Demir, Boran'dan olma Emine den doğma oğlu Baran Demiri kocalığı kabul ettinmi?" "Ettim" aynı soruyu oda üçkere cevaplayınca hoca dua etmeye başladı. "Allah kattında karı koca oldunuz. Allah evliliğinizi huzurlu hanenizi bereketli kılsın inşallah." Herkesle beraber amin dedik ve hocayı geçirmek için babamlar hocayla bereber kalktılar. Annem ve yengemde babamların peşinden odadan çıktılar. "Rojda bakma bana böyle gözlerine kurban olduğum." Bana düşmanmıyız gibi bakıyordu. Halbuki benim yaptığım tek şey onu sevmekti. "Tamam Baran artık nikahda kıyıldığına göre beni biraz rahat bırakırmısın?" "Rojda izin ver seni mutlu etmek için çabalıyayım. Sen böyle bütün ipleri baştan koparırsan biz bir yere gelemeyiz." "Baran şuan sadece yanlız kalmak istiyorum. Lütfen artık beni darlama." Rojda'm arkasına bakmadan bir kez daha beni odada tek başına bırakmıştı. Ben ne yapacağım şimdi. Direk üzerine gitsem daha kötü olur. Nerden başlayacağımı bile bilmiyorum. Ama artık onu mutlu edecek şeylerden başlamam lazımdı. Babamlar gelen ağaları kapıda uğurluyordu. Bütün ağalar gidince bizde gitmek için kapıya çıktık. Ela gözlüm yüzünde tebessümle babamın elini öptü. "Allah utandırmasın kızım. İstediğin bir şey varsa çekinmeden söyle." "Sağol amca olursa söylerim." Babamdan sonra annemin elini öptü. "Benim ay yüzlü kızım Allah sizi utandırmasın. Eviniz bereketli huzurlu olur inşallah." "Sağolasın yengem." "Yarın gelinlik bakmak için sabaha hazırlan kızım bir an önce halledelim." "Tamam yenge." Rojda kapının önünden çekilirken bir el kurşun sıkıldı. Kafamı çevirmemle Rojda'nın kollarıma bayılması bir oldu. "Rojdaaa"
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE