Rojda
Ağalar kahveleri içtikten sonra söz nişanı olarak altınlar takılması için tekerar misafirlerin içine girdim.
Bir yanım utançtan ölüyoyordu. Başımı yerden kaldıramıyorum. Sağolsun amcamlarda ne kadar altın varsa hepsini almışlar. Boynum kollarım belim her yerim kısaca altınlarla doluydu. Bir ara taşıyamam diye korktum.
Allah'tan yengem imdadıma yetiştide bizi odadan çıkartıp hocanın yanına gönderdi. Başta sofrada konuştuğumuz gibi altınları mehir alacaktım ama sonradan olan konuşmayla bundan vazgeçtim.
Ben Baran'dan gönüllü olarak sadece talak hakkını istedim. Onuda vermeyeceğini bildiğim için nikah kıyılırken ne verirse kabülümdür dedim.
Bana bütün malını verecek kadar seviyor ama bir talak hakkını çok gördü. Nikah kıyıldıktan sonra tekrar yanlız kaldık. Zaten her fırsatta beni sıkıştırmaya alışmış bir kocam vardı artık.
Ama karşısında eski susan tamam diyen bir Rojda yoktu. Beni rahat bırak darlama dedikten sonra koşarcasına mutfağa gittim.
Odama girip ağlamak istiyorum ama amcamlar hala burdalardı. Annemin seslenmesiyle amcamları yolcu edene kadar hiçbir şey yoktu. Sonunda sıkılan kurşun bana isbet etti. En son duyduğum Baran'ın Rojda diye bağırmasıydı.
Kendime geldiğimde bir hastene odasındaydım. Üzerimde hastane kıyafeti ve kolumda da serum vardı.
Baran
Rojda kollarımda yığıldığında ne yapacağımı bilmeden adını haykırdım ama o uyanmadı.
"Ambulans çağırın hemen!" annemler başımda Rojda diye ağıtlar yakarken şuan soğuk kanlı davranmam gerekti.
"Baba arabayı hazırlasınlar kan kaybına dayanamacak yoksa!" babama emir verir gibi konuştuğumda bende kendime şaşırdım daha önce babama hiç bu ses tonuyla konuşmamıştım ama şuan söz konusu benim sevdamdı.
Rojda kolarımda baygındı. Nabzı normaldi ama kan kaybı oldukça fazlaydı. Allah'tan kurşun karın boşluğuna girmişti.
Bende iyi bir tettikçi olduğum için öldürücü yerleri biliyordum ama şuan kanı durduramıyordum.
Hangi ara hastaneye vardık bilmiyorum Rojda'yı kollarımda arbadan çıkardıktan sonra tüm gücümle bağırdım.
"Doktar çağırın hemen sedye getirin!" hemşireler koşarak sedye getirdiler. İndirmek istemedim ama mecburdum indirmeye.
"Acil ameliyata alıyoruz hemen!" koşturarak sedyenin peşinden bende gittim. Amcamlar diğer arabayla geliyordu.
Ameliyathanenin önüne geldiğimizde bende girmek istedim.
"Malesef Baran bey içeri giremezsiniz izin verir işimizi yapalım!"
"Eyer Rojda'ya birşey olursa hiç birinizi yaşatmam doktor duydunmu beni?" Doktor tehtidimin üzerine hızlıca içeri girdi. Babam beni sakinleştirmek için uğraşıyordu.
"Hemen bana Yusuf'u bulun baba. Ölüsü bizzat benim elimden olacak!"
"Oğlum Yusuf'la ne ilgisi var?" tabi ya bugün Rojda'yı tehdit ettiklerinden haberi yoktu!
"Yusuf sabahki olayın üzerine Rojda'yı arayıp sizi öldürecem demiş baba! Onu hemen bulup bana gertirmezseniz andım olsun Diyarbakır'ı kana bularım!"
"Tamam oğul sen sakin ol Rojda'ya birşey olmayacak. Yusuf'uda kendi ellerimle sana verecem. Sen sadece bekle!"
Ameliyatının üzerinden nerdeyse yarım saat geçmişti bir hemşire hızlıca dışarı çıktı.
"Ne oldu hemşire Rojda'nın durumu nasıl?"
"Acil kan lazım şuan B+ kana ihtiyacımız var!"
"Tamam benim kanım uyuyor. Ne kadar lazımsa alın hemşire Rojda'yı kurtarın!"
Hemen gidip 4 ünite kan verdim. Ayağa kalktığımda hemşire engel olmaya çalıştı ama dinlemedim. Hafif başım dönüyordu ama Rojda'nın yanında olmam lazımdı.
Yaklaşık bir buçuk saatin sonunda doktor çıktı.
"Rojda'nın durumu nasıl doktor!" Hepimiz doktorun başına toplandık. Annemler ağlamaktan helak olmuşlardı. Babam ve amcam bütün Diyarbakır'ı ayağa kaldırmış her yerde Yusuf'u aratıyorlardı.
"Şuan durumu iyi. Kurşun karın boşluğuna denk gelmiş. Biz yinede 24 saat yoğun bakımda tutacağız yarında normal odaya alınır geçmiş olsun."
"Sağolasın doktor." Doktorun gitmesin ardından Rojda'yı sedyeyle çıkardılar.
Yüzü solmuştu. Ama güzelliği hala üzerindeydi. Ah benim gözlerine kurban olduğum kadın sana bunu yapan şerefsizi kendi ellerimle öldüreceğim.
Rojda yoğun bakıma alındığından beli başından bir dakika olsun ayrılmadım. Babamlar sürekli beni birşey yemem dışarı çıkmam için ikna etmeye çalışıyorlardı ama ben sevdiğimi bu halde bırakıp hiç bir yere gitmedim.
Sonunda akşamın 9 da Rojda'yı normal odaya aldılar. Doktor yarım saat içinde uyanır dedikten sonra üzerimden koca bir yük kalktı.