Aslı ve Demir, Kapadokya'nın büyülü atmosferinden sıyrılıp, İstanbul'un kalabalık ve canlı sokaklarına adım attıklarında, içlerinde bir şeylerin değiştiğini hissettiler. Sanki Kapadokya'nın sessizliği yerini, İstanbul'un hareketli ve gürültülü ritmine bırakmıştı. Ama bu değişim, sadece dışsal bir farklılıktan ibaretti. Aslı'nın içindeki heyecan ve merak duygusu, İstanbul'un gizemli havasıyla birleşince, bambaşka bir enerjiye dönüşmüştü.
İstanbul'un tarihi dokusu, Aslı'yı adeta büyülüyordu. Her köşesinde farklı bir hikaye, farklı bir sır saklıydı. Aslı, bu şehrin her zerresinde, aradığı hazineye dair bir ipucu bulabileceğini düşünüyordu. Demir ise, Aslı'nın bu heyecanına ortak oluyor, ama aynı zamanda, tehlikenin de her an kapılarını çalabileceğini biliyordu.
"Demir, bu şehir gerçekten de büyüleyici," dedi Aslı, etrafındaki tarihi yapıları hayranlıkla incelerken. "Sanki her taşın altında bir sır saklıymış gibi."
Demir, Aslı'nın bu sözlerine katılarak, "Haklısın Aslı," dedi. "İstanbul, yüzyıllardır birçok medeniyete ev sahipliği yapmış. Bu yüzden, burada her şey mümkün."
Aslı, Demir'in sözlerindeki imayı anlamıştı. "Ama aynı zamanda, tehlike de her an yanı başımızda olabilir," diye ekledi.
Demir, Aslı'nın endişesini anlıyordu. "Endişelenme Aslı," dedi. "Ben yanındayım. Seni koruyacağım."
Aslı, Demir'in bu sözlerine güveniyordu. Ama yine de, içindeki kötü his bir türlü geçmiyordu. Sanki birileri onları izliyormuş gibi hissediyordu.
Otele yerleştikten sonra, Demir, Aslı'yı güvende tutmak için her türlü önlemi aldı. Ama haritanın sırrını çözmek için de bir uzmana ihtiyaçları vardı.
"Demir, gerçekten de bu harita bir hazineyi mi gösteriyor, yoksa sadece eski bir masaldan mı ibaret?" diye sordu Aslı, kafasındaki soru işaretlerini dile getirirken.
Demir, Aslı'yı izlerken, elindeki haritaya göz attı. "Bazen efsaneler gerçeği taşır, Aslı," diye cevapladı. "Bu harita da onun gibi bir şey olabilir. Bir şeyler bulduğunda şaşırma."
Ertesi sabah, Demir, Aslı'yı otelde bırakarak, İstanbul'daki büyük müzeleri ve arkeoloji merkezlerini araştırmaya başladı. Her yerden harita hakkında yeni ipuçları arıyordu, fakat çoğu bilgi yetersizdi. İstediği uzmanı bulmak kolay olmayacaktı.
Birkaç gün süren yoğun çabaların ardından, aradığı isim nihayet çıkmıştı: Profesör Ahmet Yılmaz. Mısır hiyeroglifleri konusunda uzman, dünya çapında tanınan bir akademisyendi.
Demir, Profesör Yılmaz'la iletişime geçti ve ona haritayı göstermek için buluşma talep etti. Aslı, biraz endişeli olsa da, Demir'in güvenliğe olan titizliğine güveniyordu.
Profesöre gitmeden önce, İstanbul'un tarihi dokusunda kaybolmuş, büyüleyici bir yolda yürüyerek profesörün evine doğru ilerlediler. Aslı, bu yürüyüş sırasında, Demir'in öykülerini ve geçmişi hakkında daha fazla bilgi edinme fırsatı buldu.
"Bazen seninle yolculuğa çıkmak, harita bulmaktan daha eğlenceli oluyor," dedi Aslı, gülümseyerek.
Demir, "Seninle her şey daha güzel Aslı," diye cevapladı.
Aralarındaki bağ giderek güçleniyordu.
Profesör Yılmaz'ın evi, bozkırla çevrili eski bir köydeydi. Profesör, onları sıcak bir şekilde karşıladı. Evin içi eski Mısır eserleriyle doluydu. Aslı, her birine hayranlıkla bakarken, Profesör Yılmaz haritayı inceledi.
"Evet, bu harita gerçekten de değerli," dedi Profesör Yılmaz. "Firavunların gizli mezarlarını gösteriyor olabilir."
Aslı ve Demir, heyecanla birbirlerine baktılar. Yıllarca süren araştırmalarının sonunda, bu kadar önemli bir buluş yapacaklarını hayal bile edemezlerdi.
Ancak, Profesör Yılmaz, haritayı çözmek için daha fazla zaman ve araştırma gerektiğini belirtti. O sırada Demir'in telefonunun çalması, her şeyin seyrini değiştirdi. Magma'dan gelen tehditler, onları hızla yakalayacaklarını ve haritayı ele geçireceklerini söylüyordu.
Demir, telefonu kapatarak Aslı'ya döndü ve gülümseyerek, "Her şeyin iyi olacağına inanıyorum," dedi.
Aslı, kaygılarını bir kenara bırakıp gülümsedi. O an, sadece Demir'in yanında olmak, her şeyin en doğru çözümüydü.