Bölüm 3: Aşkın İlk Kıvılcımları

706 Kelimeler
Aslı ve Demir, Kapadokya'nın büyülü atmosferinden sıyrılıp, İstanbul'un kalabalık ve canlı sokaklarına adım attıklarında, içlerinde bir şeylerin değiştiğini hissettiler. Kapadokya'nın sessizliği, yerini İstanbul'un hareketli ve gürültülü ritmine bırakmıştı. Ama bu değişim, sadece dışsal bir farklılıktan ibaretti. Aslı'nın içindeki heyecan ve merak duygusu, İstanbul'un gizemli havasıyla birleşince, bambaşka bir enerjiye dönüşmüştü. Sanki bu şehir, ona yeni sürprizler ve keşifler sunmaya hazırdı. İstanbul'un tarihi dokusu, Aslı'yı adeta büyülüyordu. Her köşesinde farklı bir hikaye, farklı bir sır saklıydı. Yüzyıllardır farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış bu şehir, adeta bir açık hava müzesini andırıyordu. Aslı, bu şehrin her zerresinde, aradığı hazineye dair bir ipucu bulabileceğini düşünüyordu. Belki bir antik eser, belki bir eski harita, belki de bir hiyeroglif yazısı... Kim bilir? Demir ise, Aslı'nın bu heyecanına ortak oluyor, ama aynı zamanda, tehlikenin de her an kapılarını çalabileceğini biliyordu. Magma'nın adamları, onların peşindeydi ve harita, artık sadece bir hazine değil, aynı zamanda büyük bir tehdit anlamına geliyordu. Demir, Aslı'yı korumak için her zamankinden daha tetikteydi. "Demir, bu şehir gerçekten de büyüleyici," dedi Aslı, etrafındaki tarihi yapıları hayranlıkla incelerken. "Sanki her taşın altında bir sır saklıymış gibi." Demir, Aslı'nın bu sözlerine katılarak, "Haklısın Aslı," dedi. "İstanbul, yüzyıllardır birçok medeniyete ev sahipliği yapmış. Bu yüzden, burada her şey mümkün." Aslı, Demir'in sözlerindeki imayı anlamıştı. "Ama aynı zamanda, tehlike de her an yanı başımızda olabilir," diye ekledi. Demir, Aslı'nın endişesini anlıyordu. "Endişelenme Aslı," dedi. "Ben yanındayım. Seni koruyacağım." Aslı, Demir'in bu sözlerine güveniyordu. Ama yine de, içindeki kötü his bir türlü geçmiyordu. Sanki birileri onları izliyormuş gibi hissediyordu. Bu his, Aslı'yı tedirgin ediyordu. Otele yerleştikten sonra, Demir, Aslı'yı güvende tutmak için her türlü önlemi aldı. Kapıyı kilitledi, pencereleri kontrol etti ve odanın güvenli olduğundan emin oldu. Ama haritanın sırrını çözmek için de bir uzmana ihtiyaçları vardı. "Demir, gerçekten de bu harita bir hazineyi mi gösteriyor, yoksa sadece eski bir masaldan mı ibaret?" diye sordu Aslı, kafasındaki soru işaretlerini dile getirirken. Demir, Aslı'yı izlerken, elindeki haritaya göz attı. Harita, yıpranmış parşömen üzerine çizilmişti ve üzerinde, hiyeroglif yazıları ve bilinmeyen semboller vardı. "Bazen efsaneler gerçeği taşır, Aslı," diye cevapladı. "Bu harita da onun gibi bir şey olabilir. Bir şeyler bulduğunda şaşırma." Ertesi sabah, Demir, Aslı'yı otelde bırakarak, İstanbul'daki büyük müzeleri ve arkeoloji merkezlerini araştırmaya başladı. Topkapı Sarayı Müzesi, Arkeoloji Müzesi, Türk ve İslam Eserleri Müzesi... Demir, her yeri tek tek dolaşıyor, harita hakkında yeni ipuçları arıyordu. Ama çoğu bilgi yetersizdi. İstediği uzmanı bulmak kolay olmayacaktı. Birkaç gün süren yoğun çabaların ardından, aradığı isim nihayet çıkmıştı: Profesör Ahmet Yılmaz. Mısır hiyeroglifleri konusunda uzman, dünya çapında tanınan bir akademisyendi. Demir, Profesör Yılmaz'ın adını duyunca umutlanmıştı. Belki de bu profesör, haritanın sırrını çözmelerine yardımcı olabilirdi. Demir, Profesör Yılmaz'la iletişime geçti ve ona haritayı göstermek için buluşma talep etti. Profesör, yoğun programına rağmen, onlara bir randevu verdi. Aslı, biraz endişeli olsa da, Demir'in güvenliğe olan titizliğine güveniyordu. Demir, profesörle buluşmadan önce, her şeyi en ince ayrıntısına kadar planlamıştı. Profesöre gitmeden önce, İstanbul'un tarihi dokusunda kaybolmuş, büyüleyici bir yolda yürüyerek profesörün evine doğru ilerlediler. Aslı, bu yürüyüş sırasında, Demir'in öykülerini ve geçmişi hakkında daha fazla bilgi edinme fırsatı buldu. Demir, askerlik yaptığı dönemlerde yaşadığı maceraları, karşılaştığı zorlukları ve nasıl hayatta kaldığını anlatıyordu. Aslı, Demir'in güçlü ve kararlı bir adam olduğunu biliyordu, ama onun iç dünyasında ne kadar büyük bir boşluk olduğunu da fark etmişti. "Bazen seninle yolculuğa çıkmak, harita bulmaktan daha eğlenceli oluyor," dedi Aslı, gülümseyerek. Demir, "Seninle her şey daha güzel Aslı," diye cevapladı. Aralarındaki bağ giderek güçleniyordu. Profesör Yılmaz'ın evi, bozkırla çevrili eski bir köydeydi. Evin etrafında, zeytin ağaçları ve lavanta tarlaları vardı. Profesör, onları sıcak bir şekilde karşıladı. Evin içi eski Mısır eserleriyle doluydu. Duvarlarda, hiyeroglif yazılarıyla süslenmiş papirüsler, antik vazolar ve heykeller vardı. Aslı, bu eserlere hayranlıkla bakarken, Profesör Yılmaz haritayı inceledi. "Evet, bu harita gerçekten de değerli," dedi Profesör Yılmaz. "Firavunların gizli mezarlarını gösteriyor olabilir." Aslı ve Demir, heyecanla birbirlerine baktılar. Yıllarca süren araştırmalarının sonunda, bu kadar önemli bir buluş yapacaklarını hayal bile edemezlerdi. Ancak, Profesör Yılmaz, haritayı çözmek için daha fazla zaman ve araştırma gerektiğini belirtti. O sırada Demir'in telefonunun çalması, her şeyin seyrini değiştirdi. Magma'dan gelen tehditler, onları hızla yakalayacaklarını ve haritayı ele geçireceklerini söylüyordu. Demir, telefonu kapatarak Aslı'ya döndü ve gülümseyerek, "Her şeyin iyi olacağına inanıyorum," dedi. Aslı, kaygılarını bir kenara bırakıp gülümsedi. O an, sadece Demir'in yanında olmak, her şeyin en doğru çözümüydü.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE