3

1376 Kelimeler
yagmurozer: Pardon? yagmurozer: Duvar kağıdı, delilik falan derken? Sen kimsin? Tanışıyor muyuz? omerkayabasi: Benim kim olduğumu boşver. Amacım kim olduğumu söylemek falan değil. Sadece fotoğrafını çekip duvar kağıdı yapan biri hangi kafayı yaşıyor merak ettim. omerkayabasi: Sana mesaj atmamın tek nedeni de merak. Yanlış anlama yani. omerkayabasi: Sana aşık falan değilim ve seni taciz de etmiyorum. omerkayabasi: O halde, omerkayabasi: Sorumu tekrar soruyorum. omerkayabasi: Gördüğün her telefondan kendi fotoğrafını çekip duvar kağıdı yapar mısın, yoksa bu arada bir gelen bir delilik mi? yagmurozer: Allah'ım kafayı yiyeceğim. yagmurozer: Her şeyi baştan anlatır mısın? yagmurozer: Sen kimsin? yagmurozer: Duvar kağıdı yaptığımı nerden biliyorsun? omerkayabasi: Dün bir kızın kulağımı kanatan bir zil sesiyle alarm kurup, sonra gülümsediği fotoğrafı ekran kağıdı yaptığı bir telefon buldum. omerkayabasi: Bu kızın kim olduğunu çok merak ettim ve küçük bir araştırmadan sonra senin olduğunu buldum. omerkayabasi: Sana ilk yazdığım andan beri soruyorum ama cevap alamadım. omerkayabasi: Cidden gördüğün her telefona böyle yapar mısın? yagmurozer: Canım isterse evet. omerkayabasi: Hayatına karışmak istemem ama eğlencesine yaptığın bu şey sonradan başına büyük dertler açabilir. yagmurozer: Sence bunu umursasaydım yapar mıydım? omerkayabasi: Dünya'yı sadece eğlenmekten ibaret mi sanıyorsun? yagmurozer: Evet. omerkayabasi: Şaka falan yapıyor olmalısın? yagmurozer: Bırak kim olduğunu, adını bile bilmediğim birine bunu söylemek ne kadar doğru olur bilmiyorum ama eğer gerçek dünyadan kaçmanın tek yolu eğlenmekse dibine kadar eğlenmeliyim. omerkayabasi: Benim bunu sana söylemem ne kadar doğru olur bilmiyorum. Başkalarının hayatına burnunu sokan biri olmadım şimdiye kadar ama tesadüfen karşıma çıkan bu olay hiç hoşuma gitmedi. omerkayabasi: Yaptığın şey hoşuma gitmedi. Ya fotoğrafını ben değil de başkası görseydi? yagmurozer: Şimdi onunla konuşuyor olurduk? omerkayabasi: Peki. Yağmur'la kısa ama biraz gergin olan konuşmamızdan sonra dışarıya sesli bir nefes verdim. Yağmur'un ruh hali çok değişikti. Ondan kesinlikle beklemediğim bir şekilde konuşmuştu. Mutlu ve hiçbir şeyi takmıyor gibi görünse de onu üzen bir şeyin olduğu açıkça ortadaydı ve ben, Ben bu şeyi deli gibi öğrenmek istiyordum. Hayatımda ilk defa birinin hayatına burnumu sokmak istiyordum, ilk defa birini merak ediyordum ve ilk defa birinin gerçekten iyi olup olmadığını merak ediyordum. Kim olduğunu bilmeme hiç gerek yoktu. Neyi öldüğünü bilmeme de. Bunların hepsini teker teker tek başıma öğrenecektim. Dünden beri yanımdan ayırmadığım diğer telefonu cebimden çıkarıp ekranına baktım. Attığı mesajların verdiği mesaj açıktı. O hayatını sevmiyordu. Aslında o hayatını değil, hayatını cehenneme çevirenleri sevmiyordu. Çünkü bir insan başka bir insandan kötülük görmedikçe kendi hayatından nefret etmezdi. Onun fotoğrafının olduğu telefonu baş ucumdaki çekmeceye koydum ve ona yeni bir mesaj attım. omerkayabasi: Okulun o telefoncuya yakın mı bu arada? yagmurozer: Beni neden merak ediyorsun? omerkayabasi: Bilmem. Sanırım merak etmek istiyorum. Cevap vermek istemezsen de bir şey diyemem. yagmurozer: Evet yakın gibi bir şey. Ordaki üniversitede okuyorum. Üniversiteli olduğunu zaten tahmin etmiştim ama bunu ondan duymak beni mutlu etmişti. En azından neredeyse benimle yaşıt olan biriydi. Ve, Ve en önemlisi ara verdiğim üniversitemde okuyordu. omerkayabasi: Hangi bölüm? yagmurozer: Veterinerlik okuyorum. omerkayabasi: Kaçıncı sınıfınsın? yagmurozer: 3. sınıf Farkında olmadan takındığım gülümsememi fark ettiğimde bu duruma şaşırdım. Kesinlikle Yağmur'la aynı üniversitede olduğuma, Yağmur'un üniversiteli olduğuna deli gibi sevinmemiştim. yagmurozer: Sen çok soru sordun. Şimdi de biraz ben sorayım. yagmurozer: Gerçekten alarm sesini duyup mu bana mesaj attın yoksa tanıdığım biri misin? Beni kandırmaya mı çalışıyorsun? omerkayabasi: Kızım sen hiç insanlara güvenmez misin? yagmurozer: Hayır? omerkayabasi: Neyse tamam en başından anlatıyorum. Bak şimdi ben de telefoncudayken saat tam 12'ye kurulan bir alarm çalmaya başladı. Alarma bakmaya gittiğimde başta sadece kapattım ama daha sonra dikkatimi çeken bir şey oldu. omerkayabasi: Kocaman gülümsemesiyle ekranda olan sen. omerkayabasi: Nedensizce seni merak ettim ve bulup konuşmak istedim. Durum bu. yagmurozer: Hesabın fake olduğu ortada da gerçek adın ne senin? yagmurozer: Eğer söylemem ayaklarına yatarsan engellerim bu arada. omerkayabasi: Ya başka yerlersen mesaj atmaya başlarsam? yagmurozer: Ben de sen mesaj atmaktan vazgeçene kadar engellerim. omerkayabasi: Hep böyle sinir bozucu bir kız mısındır? yagmurozer: Bilmem öyle miyim? Sinir bozucu olmaktan çok nasıl bir durumun içine düştüğümü öğrenmek istiyorum. yagmurozer: Sonuçta her gün tanımadığım insanlar bana mesaj atmıyor. omerkayabasi: Ha yani normalde atıyor ama hep atmıyor? yagmurozer: Konumuz şu an bu mu? Çarpıtma omerkayabasi: Evet ismim Ömer. yagmurozer: Bir insan neden fake hesabına kendi ismini koyar ki? omerkayabasi: Bence bir insan fake hesabına tam da kendi ismini koymalı. Böyle daha az dikkat çekiyor ve daha az kişi sen olduğunu düşünüyor. yagmurozer: Peki sen okul okuyor musun? omerkayabasi: Evet aynı üniversitedeyiz. Ben de az önce öğrendim. yagmurozer: Şaka falan yapıyorsun herhalde. omerkayabasi: Hayır gerçekten aynı üniversitede okuyoruz. yagmurozer: Peki sen hangi bölümü okuyorsun? omerkayabasi: Ben aile mesleğini nefret ederek okuyorum. Hayallerim hep farklıydı ama babamın zoruyla çocukluğumdan beri Mimar olmaya hazırlandım. Küçücük bir çocukken bile bana sanki Mimarmışım gibi davranıyorlardı. yagmurozer: Bölümün bence çok güzel. Sevmeye çalışmayı denemelisin. yagmurozer: Peki sen kaçıncı sınıfsın? omerkayabasi: Ben de 3. sınıfım ama ara verdim. Şu an okusam mezun olmuştum. yagmurozer: Normal değilsin bence sen. yagmurozer: İnsanlar okuyayım da bitsin şu okul derdindeler ama sen neredeyse sona gelip donduruyorsun. yagmurozer: Değişiksin cidden. omerkayabasi: Sanki sen çok mu normalsin? Attığım son mesaja Yağmur cevap vermeyince soru soran taraf tekrar ben olmuştum. Onu daha yeni yeni tanımaya başlıyordum ve hazır sorulara cevap veriyorken onu daha iyi tanıyacağım sorular sormalıydım. omerkayabasi: Kaç yaşındasın? Üniversiteye direkt geldin mi yoksa hazırlık falan mı yaptın? Attığım mesaj anında görüldü olunca Yağmur'un sohbette bekliyor olması yüzümü gülümsetmişti. Normal bir insanın yapacağı gibi beni merak etmesi güzel bir şeydi. Başta verdiği cevaplardan sonra kesin beni engeller demiştim. yagmurozer: 1 sene hazırlık yaptım. 23 yaşındayım ama 4 ay sonra 24 olacağım. yagmurozer: Sen kaç yaşındasın? omerkayabasi: Ben 24 yaşındayım. omerkayabasi: Doğum günün tam olarak ne zaman? yagmurozer: 4 Kasım'da. yagmurozer: Sen ne zaman doğdun? omerkayabasi: 11 Nisan'da. Yağmur bu mesaja da görüldü bıraktığında ben de daha fazla üstüne düşmeden telefonu kapatıp gözlerimi de ondan sonra kapattım. Yağmur Özer. 24 yaşına girecek, Benimle aynı üniversitede, Veterinerlik okuyor, 3. sınıf Ve doğum günü 4 Kasım'da. Bu kadar çok şeyi bana nasıl söyledi hala şaşkın olsam da benim ona davranma şeklime göre bana davrandığı açıkça ortadaydı. Yani insanlar ona nasıl davranıyorsa o da onlara öyle davranıyordu. Ona fake hesaptan yazmama rağmen ismimi, okuduğum üniversiteyi, yasimi ve doğum günümü bile söylemiştim. Başta gerçek ismimi söylememeyi düşünmüyor değildim ama iyi ki doğruyu söylemiştim çünkü güvenini kırmak istemiyordum. Daha sonra kim olduğum ortaya çıkarsa karşıma geçip 'sana güvenmiştim ama güvenimi boşa çıkardın' demesini hiç istemiyordum. Kapım iki kez tıklatılınca gözlerimi daha sıkı yumup ayağa kalktım. Umarım gelen sırf en sevdiği mesleği zorla okuduğum okula ara verdiğim için sabahtan akşama kadar beni çalıştıran babam değildi. Kapıyı açıp kadrajıma giren telaşlı anneme baktım. Babamla aramın bozuk olmasından en çok yıpranan kişi. "Oğlum senin evde ne işin var? Baban görürse çok kızacak." dedi dolan gözleriyle. Yine kavga etmemizden deli gibi korkuyordu ama ben sadece onun için babamın her dediğine boyun eğiyordum. Sadece o üzülmesin diye bana denilen her şeyi yapıyordum. Annemin kolundan tutup onu nazikçe içeri sokup eğilerek sarıldım. Aramızda çok tatlı bir boy farkı verdi ve ona her sarıldığımda onu güldürmek için dalga geçiyordum. "Bugün yine çok uzunsun tatlım." Annem gülerek benden ayrıldığında koluma da bir şaplak atmayı ihmal etmemişti. "Konuyu dağıtma. Bir şey mi oldu? Neden bu saatte evdesin?" "Bugün kendimi hiç iyi hissetmiyorum anne. Hem Anıl idare eder bugünlük." "Hasta mısın? Neyin var?" Annem telaşla elini alnıma koyup ateşimi ölçmeye başladığında elinden tutup aşağı indirdim. "Hayır anneciğim. Hasta değilim. Sadece biraz yorgunum o kadar. Emre nerde? Hatta benim yerime o gitsin bugün çalışmaya." Emre benden beş yaş küçük erkek kardeşimdi. Bir de dünyalar güzeli 6 yaşında bir tane kız kardeşim vardı. "Emre okuldan yeni geldi. Sen dinlen ben onu gönderirim merak etme." "Kübra nerde onu yanıma göndersene. Çok özledim abisinin aşkını." "Tamam şimdi gider gönderirim. Evde olduğunu bilmiyor. Bilseydi seni bir dakika yalnız bırakmazdı." Kübra bana çok düşkündü ama ben ona daha düşkündüm. Onun için canımı bile veririm dediğimiz sayılı insan olur ya, Kübra benim için tam olarak öyle bir şeydi. Annem odadan çıkınca ben de kendimi yatağıma attım. Biraz mutlu biraz da buruk hissediyordum. Bir de hayatıma yeni biri daha girmişti. Ruh halinin anlık değiştiği, bazen sinir bozucu olan, bazen de insanı baya şaşırtan biri. "Abii" Kübra kapıyı açıp bana doğru koşarken bütün düşüncelerimi bir kenara bırakıp bütün zamanımı onu sevmeye ayırdım. Çünkü o abisinin bir tanesiydi. 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE