İstanbul, Eylül 2012. Sabah uyandığımda penceremden sıza güneşin ışıkları tül perde olmasına rağmen yüzüme vuruyordu. Uykulu, mahmur gözlerimi ovalarken esnedim, yatağımda doğrularak oturduğumda kollarımı açarak gerindim. Ardından hareketsizce yerimde dururken anlamsız bakışlarımı odamın içinde gezdirdim. Zihnim bir şey oldu diye fısıldadı, ne oldu ne oldu diye kendime sorarken dün aklıma geldi. Dün... Ben... İstinye. Dudaklarımdan ansızın bir tebessüm yeşerdi, huzura dönük bir gülümsemeydi bu. Onu görmüştüm. Duymuştum. Kokusunu da biliyordum artık. Sesini de. Her şeyini. Biz kavuşmuştuk İstinye ile. Bugün ne yapacağım ne yapacağım derken okula gideceğimi hatırladım, gülüşüm sönüverdi. Haftaya olan sınavım bugüne alınmıştı nedeni ise araya Kurban Bayramı'nın girecek olmasıy

