İstanbul, Ekim 2012. El ele tutuşarak yürüyüş yolunda ilerlerken İstinye beni durdurdu. "Salıncakta sallanmak ister misin papatyam?" Gülümsedim. "İsterim!" İki koca ağaç arasına kurulmuş salıncağa otururken arkamda beni itmeye başladı İstinye. O ben ve manzaramız. Hafif bir rüzgar esiyordu üzerimize. "Öyle çok mutluyum ki," Gökyüzüne doğru uçarken mutluluktan teşekkür ediyordum sanki. "Sen varsın yanımda, ve ben hiç olmadığım kadar özgürüm." Durdurup belimden sarıldı kolları. Yan döndüğümde yüz yüze geldik. "Seni daha çok mutlu edeceğim Tarabya. Birlikte daha çok mutlu olacağız." "Biliyorum İstinye, unuttun mu sen beni mutluluktan ağlatan adamsın." Gözlerimde birikip taşan küçük gözyaşlarımı elinin tersiyle silip yanağımı öptü. "Sen yine de ağlama." Sarılıp başını omzuma koyduğ

