~UNUTULMAZ~

1150 Kelimeler
Sabah başımın ağrısı ile uyandığımda hala işe gidip gitmemek konusunda kararsızdım, gidip onu umursamadan çalışmalı ve hayatıma devam mı etmeliydim? Yoksa buralardan bir müddet uzaklaşıp kendime gelmek konusunda bedenime ve ruhuma izin vererek hayatımda kısa bir süre için yeni bir rota mı çizmeliydim? Bilmiyordum… Kendime gelmek ve gece uyumadan önce ağladığım için acıyan gözlerimin acısını geçirmek ümidi ile duşa girmeyi düşünerek yatağımdan kalkıp odamdan çıkınca tam duşa gireceğim anda annemin çığlığı ile kalakalmıştım. Ne oluyoru? Hızla merdivenlerden aşağıya inerken ağabeyimin de odasının kapısının açıldığını duymuştum, korkuyla salona indiğimde dış kapının açık olduğunu görüp bahçeye çıktım, annem de dahil kimse yoktu. Korkuyla ardımdan hızlıca inen ağabeyime bakıp sordum, “Ne oldu?” Çatık kaşları ile bana doğru hızlıca yürürken bilmiyorum anlamında kafasını sallayıp etrafı incelemiş, ardından karşı bahçede gözleri takılınca olduğu yerde kalakalmıştı. Baktığı yere bakmak adına kafamı çevirdiğimde Feridelerin kapısının açık olduğunu görüp korkuyla büyüyen gözlerimle koşarak bahçeden çıkmak adına ilerledim. Huriye teyzeye bir şey olmuştu… Olmuştu, hissediyordum… Ben hızla bahçeden çıkarken ağabeyim de benim gibi koşarak beni takip etti ve ardımdan açık kapıdan girip salon olduğunu bildiğimiz kısıma yöneldi. Salona geldiğimizde Huriye teyzenin baygınca yattığını annemin ise kolonya koklatarak onu uyandırmaya çalıştığını ve uyandırırken de ağladığını görmüştüm. Gördüğüm görüntüden dolayı girdiğim transtan hızlıca çıkarken ağabeyimin benden önce yanlarına ulaştığı kısıma doğru koşup bağırdım, “Ambulansı aradın mı!?” Annem, bağırışım ile ağladığından dolayı kızarmış gözleri ile bana bakarak cevap vermişti, “Aradım…” bir kaç dakika Huriye teyzeyi ayıltmaya çalışırken açık bıraktığımız kapıdan içeriye giren sağlık ekiplerini görmüş ve ister istemez rahatlayan bedenim ile işlerini yapmalarını izlemiştim. Nabzı vardı… Vardı ama çok zayıftı. Ağabeyimin konuşmasıyla düşüncelerimden ayrılıp ona döndüm, “Hangi hastahaneye götüreceksiniz?” Acil tıp teknisyenleri Huriye teyzeyi sedyeye alırken cevap vermişlerdi, “Şehir hastanesine götüreceğiz…” Ağabeyim başını sallarken endişe ile olayları izleyen ben ise ağlayan annemi yatıştırmaya çalılıyordum, “Anne iyi olacak sakin ol…” demesi kolaydı ama uygulaması bu kadar kolay değildi… Söylüyordum fakat kendim de sakin olamıyordum, “Aradı beni… Asiye yetiş kalbim ağrıyor dedi İpek…” Duyduğum sözlerle bedenime sarılan anneme karşılık verip dolan gözlerimle sıkıca sarılmıştım. Kalp krizi geçirmiş olabilir miydi? Dertli bir nefes alıp sedyeyle çıkan sağlık görevlilerinin ardından ben de annemden ayrılmış ve onları takip eden ağabeyimin ardında annemin koluna girerek takılmıştım. Evin anahtarlarını alıp kapıyı kilitlerken, anahtarı cebime atıp hızlıca ağabeyimin arabasına koştum, annem ben arabaya binmeden durdurdu, “İpek, sen evde kal kızım… Ela uyuyor, onunla kal biz ağabeyinle gidelim. Sana haber veririz…” Asla kalmak istemesem de Ela evde tek kalamayacağı için mecburen kabul etmiştim. “Tamam ama haberdar edin beni… Durumu ağırlaşırsa, Ela’yı komşuya bırakıp gelirim.” Annem başını sallayıp hızla arabaya bindiğinde ambulansın da hareket etmeye başladığını görüp ağabeyimin de arkasından gidişini izledim. İki araç da gözden kaybolunca tuttuğum göz yaşlarımı serbest bırakmış ve fısıldamıştım, “Kardeşim…” Feride duyunca çok üzülecek hatta yıkılacaktı… Aklıma geldikçe çıldıracak gibi olduğum bu durumu biraz da olsa kafamdan atmak adına olumlu düşünmeye çalışıp hızlıca eve yürüdüm. Eve girdiğimde Ela’nın odasına gitmiş, uyuduğunu gördüğümde kendi odama geçerek iyi düşünmeye kendimi itmiştim. İyi olacaktı… Huriye teyze iyi olacaktı. Ben yaşanan olayları aklımda olumlamaya çalışırken çalan telefonum ile dikkatim dağılmış ve istemsizce irkilmiştim. Hızla telefonu elime aldığımda bu olaylar üstüne bir de midemi bulandıran isimi görünce daha da kötü hissettim. Telefon kapanır ümidi ile bir kaç saniye beklesem de, kapanan aramadan sonra tekrar telefonun çalması ile istemeden aramayı yanıtlamış ve telefonu kulağıma dayamıştım, “Efendim Tuğrul ağabey?” Karşımda kısıkça çıkan şakacı bir ses duyunca yüzümü buruşturmadan edememiştim. Zaten moralim bozuktu, bu adamın bu tavırları da hissettiğim üzüntünün tuzu biberi oluyordu, “Kız cimcime, ilk iş gününde uyuya mı kaldın? Hadi kalk işe gel, bekliyorum seni…” İçimden ‘Derdini si…’ demek gelse de kendimi telkin etmiş ve cevaplamıştım, “Tuğrul ağabey bekleme beni, gelmeyeceğim…” Tuğrul söylediğim sözden sonra kısaca sessiz kalsa da bir kaç dakika sonra cevaplamıştı, “Çalışmaktan vaz mı geçtin?” Duyduğum sesin bozulduğunu anlasam da şu an Tuğrul o kadar umrumda değildi ki… Ayrıca dün geceden sonra sesini duymak bile içten içe zulüm gibi hissetmeme sebep oluyordu. Sesimi düz tutmaya çalışarak cevapladım, “Öyle değil… Sabah gelecektim ama Huriye teyze aniden fenalaştı. Hastahaneye kaldırdık, Ela da evde tek olduğu için yanındayım… Bundan sonra Huriye teyzenin akibeti ne olur bilmiyorum ama her halükarda işe gelemem diye düşünüyorum… Hastahaneden çıkınca yalnız olduğu için bir süre ona yardım ederim, sen başka eleman bul kendine.” Tuğrul ağabey bir kaç saniye sessiz kalsa da endişeli bir sesle konuştu, “Huriye teyze mi fenalaştı!? Ne oldu, neden fenalaştı!? Hangi hastahaneye kaldırdırlar!?” Duyduğum bağırışla yüksek sesi kaldırmayan kafamdan dolayı gözlerim rahatsızlıkla kısılsa da cevabımı gecikmeden vermiştim, “Şehir hastahanesine kaldırdılar… Ne olduğunu bilmiyorum, annemlerden haber bekliyorum. Hatta şimdi kapatmam lazım hat meşgul olmasın, ararlasa ulaşamazlar.” Bu soğuk tavrımın onun dikkatini çektiğini çok iyi anlıyordum. Farkındaydı… Benim ona ağabey derken ağabey gibi görmediğimin farkındaydı ama benim gibi o da bozuntuya vermiyor kardeş olduğumuzu sürekli yüzüme vurarak işin içinden sıyrılıyordu… “İpek…” Düne göre oldukça keyifli olan sesinden ve bu seslenişinden ağzında bir bakla olduğunu anladığım için cevapladım. “Efendim?” Ne söyleyecekse hemen söylesin ve kapatsın istiyordum, “Ben… Yani o bebeğin babası değilmişim…” Duyduğum sözlerle gözlerimin büyümesine engel olamazken şaşkınlıkla sessizce kalakalmıştım, “Ne?” “Ne si o işte… Dün sizden çıktıktan sonra kızı sıkıltırdım, kendi itiraf etti… Başkasının çocuğunu bana yamamaya çalışmış.” Duyduğum sözlerle midemin bulandığını hissetmiş ve içimdeki nefretle kendime engel olamadan fısıldamıştım, “İğrençsin… İster babası ol, istersen olma. Umrumda değilsin Tuğrul ağabey… Kapatıyorum.” Cümlem bitince telefonu kapatıp yatağa atmış ve saçlarımı karıştırarak hayal kırıklığı ile mırıldanmıştım. “Böyle midesiz bir adam mıydın sen?” “Ben böyle midesiz bir adamı mı sevdim…” “Ben böyle bir adamı mı seviyorum…” “Bir şeyler yaşadığı bir kadının arkasından böyle konuşan adamı mı seviyorum…” kendi kendime inanamadığım tavırla söylenirken nefretle yüzümü ovuşturdum, “Bir şeyler yaşadığın her kadını böyle kolay silebilen bir adam mıydın sen Tuğrul?” İğrençti… Bu yüzünü senelerce görmek istemesem de aniden kafama dank eden bu tavırları iğrençti… Kendi iç hesaplaşmamadan sıyrılamazken derin bir nefes verip kendime gelmeye çalışmış, ardından da doğrularak az önceki konuşmayı unutmaya çalışmıştım. Ben konuşmayı unutmaya çalışırken aniden çalan telefonumu elime alıp kimin aradığına baktım. Annemdi… Hızlıca aramayı kabul edip heyecanla konuştum, tek temennim Huriye teyzeden güzel bir haber almaktı, “Anne? Güzel bir haber ver lütfen…” benim cümlem bittikten sonra annemin ağlayarak konuşması ile kalakalmıştım, “İpek… Huriye teyzeyi kaybettik… Ferideyi ara Ankaraya gelsin, ama belli etme… Bir de Feride gelirken bir kazaya mahal vermeyelim.” Duyduklarım ile şaşkınlıkla ve dolan gözlerimle mırıldandım, “Ne!?” Annem ağlayarak cevap vermişti, “Hadi kızım, hastaneden çıkarmak ve defin işlemlerini halletmek için Feride’nin onayı gerekiyor… Zaman kaybetmeden ara gelsin, sen de Ela’yı komşuya bırak hastaneye gel. Bekliyoruz…” Ben duyduklarımı kabul etmek istemeyerek cevap verecekken aniden yüzüme kapanan telefonla kalakalmıştım. Şimdi ben bu en zor görevi, Ferideyi çağırmayı nasıl başarıp bu işin üstesinden gelecektim…
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE