Tehlikeli Sular

1053 Kelimeler
Merdivenlerden inmeden önce bir oda dikkatimi çekmişti. Yaklaşık 3 oda daha vardı ama tüm kapılar siyah iken sadece o kapı beyazdı.. Aklıma not etmiştim o , oda ile sonra ilgilenecektim. Etrafı mis gibi kokular sarmıştı o an fark etmiştim.. Çok acıkmıştım, umarım bu sapık herif yani Araf mı demeliyim ? beni aç bırakmaz. Gösteriş yapan birine göre fazlasıyla iddialı davranıyordu. Beni mahvedecek biri için bana bu kadar iyi davranması beni çok şaşırtmıştı. Belki bunlar bir başlangıçtı. Çevresinde ki insanların gözünü boyamak amaçlı bana iyi davranıyor olabilirdi. Ne demişti Karım olacaksın gibi şeyler zırvalamıştı.. Onu ilk gördüğümde kimseyi umursamayan,katı kuralları olan biri gibi görünüyordu. Belki de bunlar dışarıya karşı takındığı bir tavırdı.. Yine de gerçekten böyle biri olduğunu düşünmüyordum. Çünkü intikam isteyen birine göre bu kadar iyi davranması mümkün değildi. Kendini hatırlatan vücud ağrılarım ile son birkaç basamakta durdum kaldım. Yemekten sonra mutlaka bir ağrı kesici almalıydım.. Zeynep ablanın bana bu konuda yardımcı olacağına emindim çünkü Araf'a söylemek gibi bir saçmalık yapamazdım. Her ne kadar bu evde tutsak olsam ve karısı olsam da beni düşmanı gibi görüyordu ve acı çekmem ona zevk verecekti. Son basamağı inecekken karşımda Araf belirdi. Al işte en son görmek istediğim kişi normal olarak karşımdaydı.. " N'oldu iyi misin ? " şaka gibi dalga geçiyor olmalıydı. Eş rolünü çok güzel oynuyordu rolü için ona puan bile vermeyi düşünmüştüm, ama keşke gerçekten iyiliğimi düşünse diyemeden de edemedim.. "Sence, yani iyiyim acıktığım için sanırım tüm vücudum alarm veriyor. " diye bir saçmalık uydurdum benim açımdan bir nevi doğruydu.. "Yemek hazır sen gelmeyince,kontrol etmek için yukarı geliyordum. Geldiğine göre bir problem yok hadi Karıcığım yemeğimizi yiyelim." Karıcığım kelimesini bastırarak söylemişti. O an farketmiştim, mutfak ve salon birleşikti. Salon kocamandı ve mutfakla bir olması kötü durmuyordu.. Yemek masası aşina olunamayacak kadar büyüktü ama yine de güzel bir uyum yakalanmıştı. Salonda kahve tonları hakimdi ve hoş görünüyordu. Dış kapı sağda kalıyordu ve koyu bir tona sahipti ve fazlasıyla büyük bir kapıydı. Ama dikkatimi çeken şey masanın karşısında duran o , olağanüstü piyano olmuştu ve gerçekten piyanoyu görünce ağzım açık kalmıştı.. Çok güzel bir piyanoydu ve bu uyuz adamın evinde ne işi vardı anlam veremedim.. Kesinlikle çok fazla yönü vardı ve Araf'ı tanımak mümkün değildi.. Tam onun hakkında ki düşüncelerime karar vermişken, başka bir şey ile beni şaşırtıp düşüncelerimde yanılmama ya da haklı olmama sebep oluyordu. Hep piyano çalmak istemiştim,Araf'ın piyano çaldığına emin olmuştum. Müzik notaları buradan bile belli oluyordu.. Bu şartlarda olmasaydık kesinlikle ondan ders alırdım. Masaya tam karşısında olmak üzere oturmuştum, çünkü sadece iki sandalye vardı ve ikisi karşılıklıydı. Zeynep Abla tabağıma servis yaparken çok üzülmüştüm. Kendim yapabilirdim,evimizde hizmetliler vardı ama hiçbir zaman buna alışmamıştım. Bu yüzden " Zeynep abla ben servis ederim " dedim. Araf tabağından kafasını kaldırıp hızlıca Zeynep ablaya döndü ve kızgın olduğunu anladım. Ne olmuştu ki birden .. "Tanıştınız sanırım,Sara sen karışma bu onun görevi. Sen yemeğimizi servis et ve bugün erken çık." o an yutkunmadan edemedim. Zeynep ablanın gözleri dolmuştu ve hızlıca çantasını alıp çıkmıştı. Kesin ağlıyordu şimdi o kadar kırıldım ki ve sofrada yaprak sarması bile vardı. Resmen yemeği boğazıma dizmişti. Gerçekten burada en azından yemek yerken rahat olabileceğimi düşünmüştüm. Çünkü sadece bir yemek yiyecektim ne gibi bir sorun olabilirdi ki.. "Neden böyle davranıyorsun,senin yüzünden kadın ağlıyordu. Ve kaç yaşında kadın neden bu şekilde konuşup, kalbini kırıyorsun. Alt tarafı bir yemek ve ben servis etmek istedim.. Abartılacak bir şey yok.." Aniden bana bakması ile korksamda belli etmemeye çalıştım. Masadan kalktı ve tüm masanın üzerinde ki yemekleri yere savurdu. O an çığlık atmadan edemedim.. Cidden delinin tekiydi. "Sana kendimi yeterince belli ettim sanıyordum ama yanıldım bundan sonra ben istediğimde yemek yiyeceksin şimdi çık yukarı " Gözlerim dolmuştu, hemen pes edecek değildim." Bak beni buraya hapsettin nerde olduğumu bile bilmiyorum ve benimle bir türlü konuşmadın. Ben burada kalmak zorunda değilim ya da bunları yaşamak zorunda değilim. Derdin neyse açıkla ve zaten bana açıklamak zorundasın. " Bir hışımla yanıma geldi ve kolumu sıktı. "Bak Sevgili karıcığım, yarın evleneceğiz ve resmi olarak karım olacaksın. Burada benimle beraber yaşayacaksın bunu en başından söylemiştim beni aynı şeyleri tekrar etmekle sınama bu yüzden cezanı artırdım." dedi ve hızla beni duvara doğru yapıştırdı. Sırtımın acısı ile inledim. "Sanırım zor dilden anlıyorsun ve seviyorsun nasıl ilerlememi istersin.Senin ailen , senin ailen " derken yutkundu ve devam etti. "onlar ve doğal olarak sen hayatımın bitmesine sebep oldun. " "Ben büyük bir hamle yaptım ve seni kaçırdım çünkü oyunumun içinde en büyük rolü sen oynuyorsun. Gerçekleri öğrenmen için henüz erken bu yüzden " deyip beni duvara iyice yaslayıp üzerime eğildi ve "yerinde olsam uslu dururdum çünkü ben bile ne yapacağımı artık bilemiyorum." Üzerimden çekildi ve beni bıraktı. O an geçip gitmek istedim ama başımın dönmesi ile ona doğru çarptım ve kafam göğsüne çarpmıştı. "Artık bir şeyler yesen iyi olacak , başıma daha fazla bela olmanı istemem. " dedi ve ceketini alıp dışarı çıktı. Harika bu koca evde iyice yalnız kalmıştım. Bir yandan ne kadar iyi olsa da bir yandan kötü hissediyordum. Artık birileri ile konuşma ihtiyacı duyuyordum ve şu an Zeynep abla burada olsaydı çok iyi olurdu. Ağlayarak masaya doğru gittim ve yemekler ve kırılan tabak, çanaklar birbirine girmişti. Bu yüzden mutfağa doğru ilerledim. Allah'tan tencerede az da olsa yapılan yemeklerden kalmıştı ve hiç tabağa koymadan yedim. Tencereyi bitirdiğimde yemeklerin ne kadar lezzettli olduğunu farkettim. Uzun zamandır böyle güzel yemek yememiştim.Gerçekten Zeynep Abla işinin ehli ve hakkını veriyordu. Ekmek aramıştım ama bulamamıştım. Bu yüzden tencerenin dibine parmağımı bandırıp yalamıştım. Ne yapayım,uzun süre aç kalınca insan böyle oluyordu.. Kendime az da olsa gelmiştim ve bunda Zeynep ablanın katkısı büyüktü. Çünkü bu kadar lezzettli yemek yaptığı için daha fazla yememe sebep olmuştu. Ah keşke şu an burada olsa ve karşılıklı çay içebilseydik diye içimden geçirdim. O an aklıma gelmişti ki salona doğru ilerledim. Yarın sabah Zeynep abla geldiğinde burayı böyle görmese iyi olurdu. Çok üzülürdü ve onun yüzünden kavga ettiğimizi düşünüp daha çok harap olurdu.. Hızlıca kırılan tabak ve çanakları toplayıp, çöpe attım. Yemekler için de yapabileceğim bir şey yoktu ve onlarıda çöpe atmak zorunda kalmıştım çünkü içlerine cam parçaları kaçmış olabilirdi. Resmen cânım yemeklere yazık olmuştu. Etrafı güzelce toplamıştım. Olayın izleri yok olmuştu resmen.. Herşey geçerdi ama kalp kırıklıkları için yapacak bir şey yoktu. Keşke kırılan kendimiz için de herşeyi toplamak böyle kolay olsaydı diye geçirdim içimden ve o an aklıma gelmişti. Sahi yukarıda beyaz kapılı bir oda vardı değil mi ? Araf gelmeden evvel gidip baksam çok iyi olacaktı..
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE