Bir kez olsun sadece bir kez olsun şanslı olsaydım. Ne olurdu? , Neler olurdu ? Yeni bir hayat kurabilirdim, kaçabilirdim. Bunu başarıyordum da ..
Zamanın içinde kaybolmuş hissediyordum. Kapısını çalacağınız bu zaman diliminde; beni Nerede ,hangi acının içinde bulabilirdiniz ki !
Öylesine çok yazılmış kaderin içinde ben peki hangisini seçtim. Hangisinin değişmesini sağladım...
24 yaşında olan bir kadın ya da küçük bir çocuk mu demeliyim..! Zamanın uçarak kayboluşunu,seyre daldığını ve o belirlenemeyen his ile daha nasıl acı çektiğini mi söyleyeyim..
24 Yaşında olan o herhangi kişiden biriydim ben de. Mesleği olmayan zengin oruspu dedikleri o zavallı kızdım ben, konağın kapısını çalıp gelen o ailelerin istedikleri o meşhur zengin olan ,o kız işte dedikleri kızdım ben.
Çok korkardım, yaşlısı genci demeden şehrin en zenginleri gelirdi. Bilirlerdi, varisi olduğum bu ailenin kızını hangi şekilde kandırıp alacakları sonrasında ne yapacakları o gelin dedikleri aile üyelerinden biri olacaktım.
Bu yaşıma kadar şaşırmadan edemedim, beni neden evlendirmediler. Evet kesinlikle istemiyordum kimin hangi niyetle geldiğini çok iyi biliyordum. Sorun da buydu kurbanlık koyun gibi beni verip güçlerine güç katabilirlerdi, mirası zengin aileler ile çok yüklü bir şekilde ortaklık yapıp en güçlüleri olabilirlerdi.
Yıllardır bunları düşündüm zaten benden kurtulmak istiyorlardı. Peki neden ellerinde bunca fırsat varken neden benden kurtulmadılar. Neyi beklediler,ne istediler..
Deli göstermek için türlü acıya dayandım. Sırf kendime yeni bir hayat kurmak umudu ile neden bunlara katlandım. Hiçbir planım işe yaramamıştı.
En son gelen bir ailenin oğlunu kabul ettiğimi söylemiştim. Böylece planımı uygulayıp düğün gününden sonra kaçacaktım ama beni o aileye de vermediler..
Kafayı yemek üzereydim,ilk kez birini kabul etmişken Allah aşkına bunların derdi neydi.. Babamın sözünü hatırladım, kızım gözünü hep dört aç derdi. Ama bir bilse hiçbir işe yaramadığını bana ne derdi?
Kesin yeni bir nasihat verirdi ya da nerede yanlış yaptığımı söylerdi. Ama bilmediği şey şuydu karşında ki kişiler normal insanlar değildi..
Kimin ne yaptığını kestirmek mümkün değildi.. Tek istediğim şu hayatta tek istediğim şey bile olmamışken artık hangi dala tutunacaktım bilmiyordum..
Varlıklı bir aile olmamıza rağmen bunu hiçbir zaman hissettmemiştim. Daha doğrusu bunu yaşamama,hissettmeme izin vermemişlerdi..
Sözde Kayaoğlunun biricik tek kız çocuğu ve biricik varisleri iken bu kadar zulüm görmem normal değildi. Yıllardır bunu düşündüm aynı kandandık,büyük hanımın tek kız torunu en küçükleriydim. Üstelik ben bir kız çocuğuydum...
Aynı kandan olmasak bile hiçbir kimse bu eziyetleri çekmeye,yaşamaktan mahrum bırakılacak kadar kötü hissettirilmemeliydi.
Çocukken etrafı karıştırırdım ve bu yüzden çok fazla dayak yemiştim. Sözde evim dediğim yeri karıştırmam,kapıları dinlemem yasaktı. Ama hiçbir zaman bu yasağa uymadım..
Neden bana bu kadar acımasız davranıyorlardı,neden zulüm gören bir tek bendim. Bu yüzden ne kadar ipucu bulmaya çalışsamda , çabalarım hep boş yereydi.
Şimdi karşımda olan bu adam benden ne istiyordu. Neden onunla evlenmeliydim,Kayaoğlu ailesi beni zorla kaçıran bu kişinin elinde oyuncağa dönmeme izin vereceklerini düşünmüyordum..
Her ne kadar aciz davransalarda beni ailemden istemeyen biri ile beni evlendireceklerini düşünmüyordum. Çünkü o kadar varlıklı ,bilinen ve güçlü ailelere beni vermemişlerdi.
Bu adam kim oluyordu da bana karım olacaksın diyordu..!
"Senin kazanman hiçbir şekilde umrumda değil ama beni kullanarak birşeyleri kazanabileceğini sanıyorsan işte orada yanılıyorsun. Sevgili Araf Atabay "
Son sözümle yüzünde anlamlandıramadığım peydah bir gülüş oluştu ve "Sevgili Araf Atabay demek ,hmm sanırım benim izimden gidersen canını çok fazla yakmamak konusunda düşüneceğim."
"Nasıl yani bu senin karın olacağım konusunda ki olumlu bir cevabım olmuyor. Ayrıca senin izinden falanda gitmiyorum,gitmem de.."
"Cık cık cık.. AH..! Sevgili Sara aynı şeyleri tekrarlamaktan hiç hoşlanmam. Sana bir ceza verebilirim,ama beni tanımadığın için bu cezayı kupon gibi düşüneceğim vakti geldiğinde göreceksin."
"YA SEN KAFAYI MI YEDİN ? NE İSTİYORSUN DEDİM SANA BANA ANLATACAKSAN ANLAT YOKSA ŞARTLAR NE OLURSA OLSUN BEN KAÇMASINI İYİ BİLİRİM."
"Bunu düşünmen bile bir hata ve bu bağırmandan dolayı cezanı arttırasım geliyor. İstesem şu an seni karım yapabilirim. Sabrımı zorlama uslu dur..."
Öfkeme daha fazla yenik düşmemek adına sustum. Ve gözlerinin içine baktım orada göremediğim,derinlerde olan bir şey vardı ve bu gözlerimin dolmasına sebep oldu.
Duygularım öyle karmaşık bir hâl almıştı ki artık ağlamalı mıyım ? Yoksa gülmeli miyim? bilmiyordum..
Öncelikle bu adamın huyuna gitsem iyi olurdu ama bunu yapmak bile midemi bulandırıyordu. Planımı uygulamak için dediklerini yapmalıydım sonra nasıl olsa kurtulurdum buradan..
Delinin teki olan bu adamın derdi neydi yakın zamanda öğrenecektim. Üstümden kalkacağını anladığımda rahatlamıştım, vücudumun gevşediğini gördüğünde hızlıca tekrar üzerime eğildi ve kendini bana bastırıp kalkmıştı.
Yüzüm kıpkırmızı olurken ses çıkarmadığım için binlerce kez şükretmiştim. Yüzüme bakarken birşeyler mırıldanmıştı o anın etkisiyle Hım ? demiştim .. Sara yer yarılsın sen de içine gir emi.!
"Tekrar etmeyi sevmem ama sevgili Sara yüzün kızarmış peki gördüğünde ne yapacaksın onu merak ediyorum."
"Neyi gördüğümde" bunu söyleyip bekledim. Gülüp odadan çıkmıştı bu arada kapının kilit sesini de duymuştum. Ne diyordu bu deli herif ya ! Bir dakika ...
Yoksa şey mi demek istiyordu. Ya Allah belanı versin Sara, saf Sara , salak Sara.. Ya ne diyecekti tabi deli sapık herifin teki aferin sana rezilin de ötesindesin şu an
Yavaşça ayağa kalktım ve banyo diye tahmin ettiğim yere doğru yürüdüm. Kapıyı açtığımda karşımda kocaman bir küvet yan tarafında duşa kabin,bir şeye şaşırmıştım odaya göre burası cıvıl cıvıldı.
Sanki derin bir kuyunun içine hapsolmuş peri kızı gibi hissettiriyordu. Açık yeşil tonları buraya bambaşka bir hava katmıştı,Tablolarda buna uyum sağlayacak şekilde çiçek resimleri ve çeşitli figürler ile kaplıydı.
İçerisi deli adamın kokusuna hakimdi ve burayı iyice büyülü bir yer hâline getiriyordu. Sol tarafta kalan aynaya doğru yaklaştığımda yerimden sıçradım. Aynada ki kişi ben miydim?
Rezillik üstüne rezillik şimdi farkettim üstüm başım leş gibi kokuyordu,saçım başım birbirine girmişti ve bu hâlde resmen karşısındaydım ve deli herif bana çirkinmişsin demekte haklıydı aynaya daha da yaklaştım ve sinirlerim bozulmuştu.
Kayaoğlu ailesi yüzünden mahvolmuştum,kendime bakmak şöyle dursun hiçbir şeyde özgür değilken kendime bakamamam normaldi ama toparlayacaktım.
Güçlenecektim ve bunu herkes görecekti. kurtuluşumun ardından ilk yapacağım şeylerin listesinde soy adımı da değiştirmek vardı ve intikam alacağım listenin başına bir yenisi daha eklenmişti. Sevgili Araf Atabay
Dolapları karıştırırken çok güzel kokan yüz havluları ve çeşitli ıvır zıvırları da görmüştüm.Mum, çeşitli tütsüler ve çakmak..
Tütsülerden birini aldım ve üstünde sinir,stres,gerginliğe iyi gelen bir koku olduğunu gördüm. Yıldızlara inanıp daha fazla karıştırmadan tütsüyü yaktım, deli adamın ne zaman geleceği belli olmazdı.
Üstümü de çıkardığımda boy aynasında şöyle bir kendime baktım ve onlar yüzünden kendimden utandım. Bu yaralar nasıl geçecekti,bedenimde ki yaralar geçmeyi bırakalı çok olmuştu ama yinede bu yaraları görmek istemezdim. Ruhumu ve bedenimi onaracaktım, bu yaraları ne olursa olsun geçirecektim.
Küvet su ile dolmuşken üzerine bulduğum çeşitli güzel kokuları ve gül yapraklarını döktüm ve zaman kaybetmeden içine girdim.
Yaşadığım her türlü şey bir bir aklıma gelirken daha fazla göz yaşlarımı tutamadım ilkte sakince göz yaşlarım firar etse de sonrasında ağlayışlarım,haykırışlara ve hıçkırarak ağlamalara dönüştü ve kendime o an yemin etmiştim.
Son kez son kez çok fazla ağlamana izin vereceğim Sara. Bundan sonra senin savaşın yeniden ve bir kez daha yeni başlıyor. Bitmek bilmeyen savaşın yeniden başlaması oyuna yeni düşmanların katıldığını gösteriyordu bu yeniden geçmişe dönüp herşeyi analiz etmek demekti. Ve yeniden savaşın ortasında yaralanmak demekti..
Kafamı suyun içine gömdüm ve birazda suyun içinde ağlamaya ve çığlık atmaya devam ettim. En sonunda küvetten çıktım ve duşa kabine girip en güzel kokulardan bolca sürüp son kez durulandıktan sonra duştan çıktım.
Etrafı bulanık görmem normal olsa gerek,aynanın sol tarafinda olan dolabı açtım ve bedenime uygun kıyafetler ve iç çamaşırları gördüm. Ve düşününce bunların benim için olduğu ortadaydı.. Daha fazla düşünmemek adına takım olanlardan birini aldım ve aldığım gibi geri bıraktım. Çünkü bu iç gösteren iç çamaşırlardı. Deli,sapık herifin bilerek yaptığı ortadaydı..
Günlük birşeyler var mı diye biraz daha karıştırdım. Ve sonunda istediğim gibi normal bir çamaşır bulduğumda hızlıca giyindim. İyice kurulandıktan sonra hemen yaninda ki dolabada baktım ve orada benim için olan spor kıyafetleri gördüm.
Bir şey dikkatimi daha çekmişti burda fazlasıyla büyük bir sweatshirt ve eşofman vardı. Kesinlikle bunlar sapık herifin olmalıydı ama anlamadığım şey neden buradaydı herhalde hizmetliler yanlış yere koymuşlardı ama sırf bu kadar çok ağladığım için ve deli herifi sinir etmek için sweatshirt'ü giymeye karar verdim. Eşofman baya büyüktü bu yüzden benim için olan siyah bir eşofman giydim...
Kapşonluda resmen onun kokusu vardı banyo da ki koku sinmiş olmalıydı çünkü giyilmiş gibi durmuyordu. Dolabı kapattım aynanın sağ tarafında kalan , içinde saç kurutma makinesi olduğunu tahmin ettiğim dolabın kapağını açtım ve tahminim doğruydu.
Saç kurutma makinesini fişe taktım ve saçlarımı kurutmaya koyuldum gözüm dolaba tekrar kaydığında içinde bir kadının ihtiyacı olan herşeyin olduğu ıvır zıvırları gördüm. Saç bakım yağı ; şekil vermek için saç spreyi, saç maskeleri,kremler, kapatıcılar,ruj ve çeşitli makyaj malzemelerinden herşey vardı.
Bu acı çektirilecek birine göre pek aşina olunacak bir şey değildi. Belkide hizmetlileri gerçekten karısı olacağımı sanıyorlardı ya da deli herifin beni burada zorla alı koyduğunu bilmiyorlardı.Bunlarin hepsi evli olan bir çiftin görüntüsüydü. Süstü ve hepsi yalandı..
Yinede işime gelmişti pis pis kalacak değildim bunlar olmasada onun şampuanını falan kullanırdım ama bu adam dersine iyi hazırlanmıştı.
Saç bakım yağını saçlarıma sürdüm ve çöken beni,belki yalan bir süsde olsa kapatıcıları kullandım ve yüzüme renk gelsin diye açık tonlarda olan dudak nemlendiricisini sürdüm. Fazlasına gerek yoktu çünkü bu güçlü görünen biri için bile fazlaydı.
İşimi bitirip gerekli olan şeyleri hallettikten sonra banyodan çıktım ve odada yalnız olmadığımı içeride ki hizmetliyi görünce anladım.
Sanırım uzun bir süre buradaydı,tek duam bu hissimin yanlış olmasıydı yoksa tüm bu haykırışlarımı duymuş olmalıydı...
"Şey üzgünüm efendim odayı hızlıca topladım banyoda olduğunuzu anlamadım yeni gelmiştim." İçimden dualar ettim ve zorakide olsa gülümsedim. Halim yoktu ama karşımda ki kişi bunu bilmiyordu..
Karşımda ki kadını incelediğimde benden yaşça büyük olduğunu anladım. Bu yüzden bana efendim diye seslenmesi beni kötü hissettiriyordu..
Güçlü görünmek zorundaydım bu oyuna katılmamı istiyordu demek, o zaman karşısında güçlü birisini görecekti. Buna hazırdım.
"İlk öncelikle Lütfen, bana efendim demeyin. Adınız nedir? " deyip gülümsedim. Karşımda ki kadın kasılmıştı ve ne yapacağını bilemiyordu. " Şey adım Zeynep efendim . "
Gülümsedim,zor da olsa ona efendim dedirtmeyecektim.Benden yaşça büyük birinin,annem yaşında olan birinin bana efendim demesi beni üzüyordu ve buna gerek yoktu.
"Dediğim gibi Zeynep abla lütfen bana Efendim demene gerek yok." Gözlerimin içine bakmaya bile çekiniyordu Zeynep abla, ya bu deli heriften çok korkuyordu belli ah Zeynep abla ne durumdaydın ki bu deli herifin eline düştün. Zeynep ablaya mı kendimemi üzüleyim bilemedim.. bir nevi aynıydık..
"Zeynep abla lütfen bana bak gerçekten çekinmene gerek yok." Bana çekingen bir şekilde baktı ve gülümsedi " O zaman Hanımım demeliyim"
Şaşkın bir hâlde bakakalmıştım ne hanımı yahu.. " Tamam Zeynep abla şöyle yapalım ben seni anladım De- Yani Araf yanımdayken Hanımım diyebilirsin ama o yokken Sara demen yeterli."
Zorda olsa ikna etmiş gibi hissettim. Zeynep abla biraz daha rahatlamış gibiydi.. "O zaman Sara kızım,Araf Beyim sizi aşağıda bekliyor."
Deli herif ne yani birde ayağına mı gidecektim. Nasıl bir işti bu, ya sabır.!
"Tamam Zeynep Abla ben aşağıya iniyorum. De- şey yani Araf'ı bekletmeyeyim madem" deyip gülümseyip odadan çıktım. Baya gerilmiştim nefes alıp koridora göz gezdirdim ve merdivenleri inmeye koyuldum.