Araf'a baktığımda Onun gülüşü, yıllar boyu içinde biriktirdiği öfkeye sızan bir çatlak gibiydi. Her bakışı, karanlığının içine istemeden düşen bir ışık parçası. Ama bu, kaderini değiştirmezdi. O yüzük parmağındaki halka ne olursa olsun, intikamını almadan bu oyunu bitirmeyecekti. Onun gözlerinde geçmişin izlerini görebiliyordum. Sertti, mesafeli ve bazen fazla sessizdi. Ama dokunuşları... dokunuşları hiç öyle değildi. Her kelimesi kafamı karıştırıyor, her bakışı kalbimde yankılanıyordu. Bir şeylerin yanlış gittiğini hissediyordum ama artık çok geçti. Nişanlanmıştık. Ve o, adını bilmediğim bir felaketin kıyısında olduğunu hissediyordum. Araf ise her şeyi planlamıştı. Bu bir oyundu. Yüzündeki tebessüm sahte, kalbindeki karanlık gerçekti. Ama ne zaman ona baksa, içinde bir şey çatlıyordu. B

