Bölüm 7: İlk Arkadaş

1457 Kelimeler
Masamune istediği gibi bir kılıç bulamamıştı. Başka kılıçların da kendisine sadece yük olacağını düşünüyordu. Bu yüzden şimdilik kılıç almaktan vazgeçmişti. Şehirde bir tur atmak ve bu şehri tanımak istiyordu. Pazarlarda dolaşarak halkı kazıklayan tüccarları gördü. Bu şehrin ihtişamı sadece dışardayken vardı anlaşılan. İçeri girdiğinde pek de iç açıcı olmadığını anlıyordun. Masamune pazarları gezmeye bir son verdi ve ara sokaklara daldı. Bir şehrin gerçek yüzünü görmek için ara sokaklardan daha iyi bir yer yoktu. Masamune eskiden yaşadığı kasabada ara sokaklarda çok şey görmüştü. Nöbetçilerin kızlara sarktığından tutun da kapkaç olaylarına kadar bir sürü şey görmüştü. Bazı suçlar onun üstüne kalmıştı. Ne kadar masum olduğunu söylese de kaç kez linç tehlikesi geçirmişti. Şimdimise güçlüydü. Ara sokaklar onun rahatça dolaşabileceği yerlerdi. İnsanlar evlerinin camlarından etrafı seyrediyor, çocuklarsa sokaklarda oyun oynuyordu. Bazı yerlerde çocukların grupça başka bir çocuğu dövdüğünü de görmüştü. Anlaşılan bu şehirde de güçlü olan zayıfı eziyordu. Bu her yerdeki sarsılmaz gerçek bu şehri de etkisi altına almıştı. Masamune büyük bir binanın yanından geçiyordu. Kapıdaki adam iyi giyinimli birinin bu ara sokaktan geçtiğini görünce hemen öne atladı. 'Efendim içeri buyurmaz mısınız? Eminim ilginizi çekecek bir şey bulabilirsiniz.' Masamune adamın konuşmasından burada da bir şeyler satıldığını anladı. İçeride neler olduğunu merak etmişti. Bu yüzden adamı başıyla onayladıktan sonra içeri girdi. Ortamda loş ışık vardı ama karşıdaki kapının altından gelen ışığa bakılırsa orada lambalar yanıyordu. Masamune kapıyı yavaşça açtı. İçeri baktığında sıralanmış koltuklarda oturan insanları gördü. Hepsinin giyimi iyidi. Bu da zengin olduklarını gösteriyordu. Koltukların dönük olduğu yönde bir sahne vardı. Yerden 1,5 metre yüksekteki platformda bir adam vardı. Bum adam izleyenlere bilgi veriyordu. 'Ve şimdiki ise çok güçlü bir erkek. İnşaatlarda çok yardımcı olabilir. Yada bir şeyler taşınırken. Hiçbiri olmazsa sizi sırtında bile taşıyabilir.' Adamın anonsundan sonra iki kişi kollarından tuttukları bir adamı zorla sahneye getirdiler. Adam direniyordu ve iki kişi onu zar zor getirebiliyordu. Adam platformun ortasına gelince durdu. 'Evet! Bunun için 1000 altından başlatıyorum.' Köle taciri olduğu anlaşılan adam açık artırmada köle satıyordu. Ve anlaşıldığı kadarıyla bunun için izni yoktu. Yoksa meydandaki pazarda bu işi daha kolay yapabilirdi. Ama yeraltındaki bir mekanda satıyordu. Masamune kendine aşağı katta boş bir koltuk bulmuş ve oraya doğru yürüyordu. Bu sırada zenginler başlamıştı. '1200 altın!' '1300 altın!' '1500 altın!' 'Evet 1500 altın verildi. Arttıran var mı?' Kimseden ses çıkmıyordu. Ne kadar güçlü olursa olsun bundan fazla para vermek isteyen olmadı. 'Öyleyse köle 1500 altına Bay Jokte' ye satıldı. Arka kapıdan gelen iki tane iri yarı adam köleyi kollarından çekiştirerek salondan çıkardı. Masamune sadece izliyordu. 'Şimdiki parça ise dillere destan bir güzelliğe sahip bir kız. Hepinizin beklentilerini fazlasıyla karşılayacağından eminim. Bu parça için fiyatı 5000 altından başlatıyorum.' Herkes bu kadar yüksek para karşılığı satılacak olan kızı büyük bir merakla bekliyordu. Platformun arkasından bir adam kolundan çekerek getirdiği kızı sahnenin önünde durdurdu. Kız gerçekten çok güzeldi. Adamın dedikleri doğruydu. Butün zenginler ağızlarından salyalar aka aka kıza bakıyordu. Siyah saçları ve koyu mavi gözleri olan kız adamın elinden kurtulmaya çalışıyor ama başarılı olamıyordu. Elleri arkasından sıkıca bağlanmıştı. Masamune içten içe kıza acımıştı. '5500 altın!' İlk arttırma gelmişti. '5800 altın!' '6000 altın!' '7000 altın!' Fiyat çok hızlı bir şekilde yükseliyordu. Masamune kıza gittikçe daha çok acıyordu. Bu kız bu sapıkların elinde heba olacaktı. Kız fiyatın artmasıyla daha çok kurtulmaya çalışıyordu ama nafileydi. Adam çok sıkı tutuyordu. Masamune o an kıza olan acıması sebebiyle bağırdı. '8000 altın!' Masamune çok fazla teklif etmişti. Bütün kristallerini sattıktan sonra eline geçen para 10000 altındı. Ve zaten yaptığı harcamalardan sonra elinde 9500 altın kalmıştı. Onun da 8000' ini teklif etmişti. Bu onun için biraz büyük bir miktardı. '8500 altın!' '8700 altın!' '9000 altın!' Fiyat çok hızlı yükseliyordu. Masamune bu kızı kurtarmak istiyordu fakat bu gidişle parası buna yetmeyecekti. Başka bir yol bulmalıydı. Aklına gelen bir fikirle bağırdı. '9500 altın!!!' Bağırmasından hemen sonra mekana büyük bir öldürme isteği yaydı. İnsanların bunun kimden geldiğini anlaması için ayağa kalktı. Açıkça bu kızı başkası alırsa onu öldüreceğini ilan ediyordu. İnsanlar bu kadar güçlü bir öldürme ile ilk defa karşılaşıyorlardı. Masamune seneler boyunca ezilmişti. Şimdi de bu kız güçsüz olduğu için eziliyordu. Bu adamlar sırf zenginler diye her istediklerini alabileceklerini sanıyorlardı. Masamune öfkelenmişti. Kıza baktıkça kendi eski zamanları aklına geliyordu. Bu yüzden öldürme isteği yaymak zor olmamıştı. Orada bulunan bütün insanların içine korku salınmıştı. Korku bedenlerini ele geçirmiş ve hareket etmelerine izin vermiyordu. Sahnedeki kız bile korkudan dolayı hareket edemiyordu. Masamune öldürme isteği salmayı bıraktı. Sonra da salondaki herkesin duyabileceği bir sesle konuştu. 'Sanırım mesajımı aldınız.' Bu cümleleri sarf ederek salonda bulunanlardan teklifi artıran kişinin kıza dokunmayı bırak buradan sağ çıkamayacağını söylemişti. Bütün insanlar korku dolu gözlerle Masamune' ye bakıyordu. O ise sanki hiçbir şey olmamış gibi tacirin söyleyeceği şeyi bekliyordu. Tacir fazla beklemeden söze başladı. 'B-bu kız 9500 altına genç efendiye satıldı.' Bu lafları duyan zenginler üzüldüler. Çünkü bu güzellikte bir kız her zaman bulunamazdı. Ama bu adamı karşılarına almayı da istemiyorlardı. Kızı tutan adam kızı yine çekiştirerek sahneden indirmeye çalışıyordu. Masamune bunun üzerine konuşmaya başladı. 'Kızı bırak. Eminim kendisi de yürüyebiliyordur.' Bunu duyan adam hemen kızı bıraktı. Kız ise istemeye istemeye yürümeye başladı. Masamune kızla beraber salondan çıktı. Bu kızı serbest bırakacaktı. Sonra da elindeki kristali satmayı düşünüyordu. Çünkü şu anda meteliksiz kalmıştı. Ayının kristali 100000 altın ederdi. Ama içindeki enerji Masamune için önemliydi. Bu kolayca seviye atlamasını sağlayacak enerjiye sahip kristali satmak istemiyordu. Bu düşünceden vazgeçti ve başka işlere bakmayı düşündü. Loş ışıklı koridordan geçerek ara sokağa çıktıklarında kız Masamune' ye yalvaran gözlerle bakıyordu. Bu kadar güçlü bir adamdan kaçmayı denese de faydası olmazdı. Masamune kızı zaten serbest bırakmak için almıştı. Bu kıza acımıştı. Kendisiyle aynı kaderi paylaşan bu kıza acımıştı. 'Gitmekte özgürsün.' Kız Masamune' ye minnet dolu bakışlarla bakarken konuştu. 'Teşekkür ederim.' Sonra arkasını döndü ve ailesinin evine doğru yürümeye başladı. Masamune hancıya bir haftalık parayı peşin vermişti. Han sıkıntı olmazdı ama en yakın zamanda para kazanabileceği bir iş bulmalıydı. Şimdilik iş bulmayı yarına ertelemeye karar verdi. Bugün şehri dolaşmak istiyordu. Böylece akşama kadar şehirde dolaştı. Hava kararmıştı. Masamune handan çok uzaktaydı. Hana doğru yola koyuldu. Daha hızlı olması için ara sokakları kullanıyordu. Hızlı adımlarla ilerlerken duyduğu çığlık sesiyle durdu. Bu sesi tanıyordu. Bu ses salonda bütün parasını vererek özgürlüğüne kavuşturduğu kızın sesiydi. Masamune sesin nereden geldiğini bulmak için durdu. Ses bir arka sokaktan gelmiş olmalıydı. Tüm gücüyle koşarak arka sokağa geldiğinde gördüğü manzara içler acısıydı. Bir evin açık kapısından içerideki iki ceset görünüyordu. Küçük bir oğlan ve bir kadın... Oğlanın kafası koparılmıştı. Kadının ise gövdesinde çapraz şekilde derin bir kesik vardı. Evin içi kana bulanmıştı. Masamune hemen kız bakınmaya başladı. Onu gördüğündeyse öfkelenmemek elde değildi. 12 kişi kızın etrafını sarmıştı. Kız geri geri giderek duvara dayanmıştı. En öndeki lider olduğu anlaşılan kişi ise kızı öpmeye çalışıyordu. Masamune sağ elini avucu öne bakacak şekilde uzattı. Sol eliyle de sağ bileğini tutarak koluna destek verdi. Sonrasında sağ eliyle enerjiyi yoğunlaştırıp bir top haline getirdi. Toptaki enerji yoğunlaştıkça Masamune' nin elindeki baskı artıyordu. Masamune iyi bir şekilde nişan aldı ve topu ateşledi. Sol eliyle destek vermesine rağmen geri tepmeyi tam olarak durduramamıştı. Adamlar daha ne olduğunu anlayamadan enerji topu 4 kişinin kafasında delik açmıştı. Adamlar kızı arkalarına alıp kılıçlarını çektiler. Masamune adamların güç seviyelerini ölçüyordu. En güçlüsü 25. Seviye en zayıfı 15. Seviye savaşçıydı. Aralarında büyücü ya da başka bir sınıf yoktu. Bu işi olduğundan daha kolay yapıyordu. Masamune kılıcını hava kaldırmış adama bakarken büyük bir risk alarak bütün enerjisini gizledi. Sonrada kara büyü kullandı. 'Ölüm Laneti: Yaşlanma...' Masamune bu sözleri sadece kendi duyabileceği bir sesle söylemişti. Bu lanet uygulanan kişilerin güçlerini kullanmasına engel oluyordu. Ve kas gücü de savaşçı becerilerinden olduğu için adamların bütün fiziksel güçleri gitmişti. Haliyle yukarıda tuttuğu ağır kılıçlarını taşıyacak güçleri kalmamıştı. Adamlar kılıçlarını yere indirdi. Ne kadar uğraşsalarda kaldıramıyorlardı. Güçlerinin gittiğini anladıklarında Masamune çoktan harekete geçmişti. Adamların anlık şaşkınlıklarından faydalanan Masamune aralarından geçmiş ve kızı ittirerek hem kendinden hem de adamlardan uzaklaştırmıştı. Masamune adamlara doğru döndü ve aurasını salmaya başladı. Kafalarına odakladığı aurayla adamlar çığlık bile atamadan birer birer kafaları patladı. Masamune özellikle patlama anında oradan uzaklaşmıştı çünkü üstündeki giysilerin kirlenmesini istemiyordu. Hele ki böyle sapık haydutların kanıyla... Masamune yerde ağlayan kızın yanına gitti ve ona elini uzattı. Kız Masamune' nin elini tuttu ve ayağa kalktı. 'İyi misin?' 'Annem ve kardeşim...' Kız ağlamaktan rahat konuşamıyordu. Masamune az önce gördüğü cesetlerin kime ait olduğunu anlamıştı. Ailesini kaybetmiş bu kızın acısını anlayamazdı. O ailesini hiç tanımamıştı. Onun için ailesinin sokaktan geçen bir yabancıdan farkı yoktu. 'Ailen için üzgünüm. Herhangi bir akraban var mı?' 'Hayır yok. Gidecek hiçbir yerim yok...' Masamune bu kıza karşı bir yakınlık hissediyordu. Aynı kaderi paylaşmışlardı sonuçta. Güçsüzken ikisi de ezilmişti. Tek fark Masamune' nin artık güçlü olmasıydı. Çok güçlü... 'İstersen benimle gelebilirsin.' Kız Masamune' nin gözlerine baktı. Bu adam onu birçok kez kurtarmıştı. Başkasına satılmaktan kurtarmış, tecavüze uğrayıp öldürülmekten kurtarmış, şimdi de kimsesiz kalmaktan kurtarıyordu. Bu adam artık güvenebileceği tek kişiydi. Kız başını evet anlamında salladı. 'Senin adın ne?' 'Ben Masamune. Peki ya sen?' 'Ben de Lilith...'
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE