AŞK HERKESE YAKIŞMAZ!
pasajın atlında herkes bir şarkı bıraksın.
GÜZEL KADIN
Bir hafta sonra
Bilinmezliğe doğru
"Defne, güzelim beni duyuyor musun?"
Kendime geldiğimde efendim, diyerek başımı kaldırdım. Onu karşımda durmuş bana bakarken yine nereye uçtun der gibi bakıyordu. Onur benden cevap alamayınca kollarını göğüsünde birleştirerek bakmaya devam etti. Bense hala saf gibi ağzı bir karış açık ona bakıyordum.
"Diyorum ki istemiyorsan eve dönmek zorunda değiliz."
Sorusu yeni aklıma dank edince etrafıma bakmaya başladım. Onur beni evden uzakta tatil köyüne getirse de bir türlü kendime gelemedim. Onur da tam da bu yüzden bana dönmeyi teklif etmiş bense dün kabul etmiştim. Aslında buradan ayrılmak istemiyordum. Burasına tam olarak adapte olamasam da alışmıştım. İlk gün zor geçse bile ondan sonraki günler bir düş gibiydi.... Şimdi bu rüya bitsin istemiyordum. Gidecek olmamız beni tarifsiz acılara sokuyordu, ben henüz hazır değildim. Gitmeye hazır değildim. Geriye döndüğümüzde olabileceklerden korkuyordum. Huzursuzluğum artarken sıcak nefesle irkildim. Onur saçlarımı geriye doğru çekerken omzuma küçük bir öpücük bıraktı.
"Gitmemiz gerekiyor güzelim, biraz daha geç kalırsak işlerimi yetiştiremeyeceğim. Yine de her şeye rağmen seni de zor duruma sokmak istemiyorum. Eğer hazır değilim diyorsan geri dönmeyiz. "
Cevabımdan önce Onur beni etrafımda döndürdüğünde kollarının arasına almıştı. Aslında yaklaşımı tuhaf gelse de bir haftadır beraber uyuyorduk. Ben hala alışamasam da o çok doğal şekilde bana sarılıyordu. Özellikle o ilk gece beni kollarının arasına alıp saatlerce sarılmış uyumamı beklemişti.
"Neyin var, bu sabah bir başkasın?"
Ona korkularımdan bahsetmeli miydim? Hayır, Defne, ona bildiği şeyler üstünden boşa çene çalmayacağım. Onur, sürekli olarak konuşmaktansa bazı şeyleri göstermek yanlısıydı. Onun çok konuşan kadınları sevmediğinden emindim. Bu yüzden sevmediği şeyleri yapmak istemiyordum "Hiç, yalnızca buradan ayrılacağım için üzgünüm." Bunu söylerken yalan konuşmuyordum, burayı gerçekten çok özleyecektim
"Üzülme, yine geleceğiz. Sana söz."
Onur son sözünden sonra çenemden tatlı şekilde öptüğünde yine midemde kelebekler uçuşmaya başlamıştı. Tam karşılık olarak ona sarılacaktım ki benden hızlıca ayrılıp gitmeliyiz, demişti. Ona anlayışla gülümsediğim de çantamı elimden almıştı.
"Anlaşılan burayı satın almam gerekecek."
Onur odaya göz atarken ona gözlerimi kısarak baktım. Ciddi mi söylüyordu. Onur gitme vakti dediğinde tuttuğu elimi sıkarak beni çekiştirmeye başladı. Bende büyük bir merakla arabaya kadar ciddiyetiyle ilgili sorular sormuştum. Bana bebeğimiz doğduğunda bir süre gözlerden uzaklaşır buraya yerleşiriz demişti. Bebeğimiz demişti. Onun bu denli kısa sürede bebeği benimsemesine hayret ediyordum. Dünya üstünde böyle bir adamın olması şanstı. Ve bana denk düşmesi beni yeryüzündeki en şanslı kadın yapıyordu. Öyle ki ilk ay bebekle yakından ilgilenecek olması bile düşündükçe beni mutlu kılıyordu. Bizi özellikle de varlığına bile alışamadığım bebeğimi benimsemesi hoşuma gidiyordu. Öyle ki iyimserliği karşısında her gün daha fazla seviyordum. Daha fazla!
Sorularım tükendiğinde yol boyunca uyumaya çalışmıştım. Gece gözüme bir türlü uyku girmeyince çok geç saatte uyuyakalmıştım. Bu yüzden hala uykum vardı. Elimde olsa tüm günlerimi uyuyarak geçirebilirdim Günler sonra ağabeyimle karşılaşma olasılığım beni bir hayli geriyordu. Gerginliğin verdiği etkiyle bir ara uykuya dalmıştım. Kısa bir an için içim geçerken sarsıntıyla gözlerimi araladım. Yollar fena şekilde kilit görünüyordu. Oturduğum yerde huzursuzlanarak elimi karnıma götürdüm.Tekrar gözlerimi kapattığımda derin bir iç çekmiştim. Bizimkiler yalnızca evlilik karşısında bu denli tepki verdilerse bebekten haberleri olduğunda kıyametleri koparacaklardı. Özellikle abim kıyametleri koparmakla kalmayacak zavallı Onur'un üstüne bir hayli gidecekti.
Allah'ım düşündükçe karnım daha fazla ağıyordu. Eğer ki abim evlenmeden önce Onur'dan hamile kaldığımı öğrenirse bu defa Onur'u öldürürdü. Evlenmek başka bir şeydi evlenmeden önce birlikte olmak başka bir şeydi. Abimin nasıl kardeşime göz koyarsın diyerek Onur'a saldırdığı an gözlerimin önüne geliyordu da kesin bu defa saldırının boyutu şiddetlenecekti.
"Gerilme bu kadar evimize geldik."
Evimiz. Ağabeyimin hemen evinin yan dairesi benim evim olacaktı. Bu yaptığımız çılgınlıktı. "Sakin ol, artık burası ikimizin evi olacak. Kimsenin bize söz söylemeye hakkı yok. Sen benim karımsın." Onur güç vermek ister gibi elimi tutup sıktığında derin bir nefes aldım. "İyiyim." Değildim ama iyi olmak zorundaydım.
Onur ile beraber arabadan indiğimizde bana elini uzatmıştı. Başımı kaldırıp dördüncü kata baktıktan sonra uzanıp elini tuttum. Bu saate abim evde olmazdı. Yine de onunla karşılaşma ihtimali karşısında titriyordum. Onur ile beraber apartmana giriş yaptığımızda her an dönüp kaçmak ister gibi bir adım geriden gidiyordum. Onur anlamış gibi beni kendine çekiştirirken onu da daha fazla yarı yolda bırakmak istemiyordum. O benim için bunca zahmete katlanırken benimde güçlü durmam gerekirdi.
Asansöre bindiğimizde kapıda bizimkilerle karşılaşmamak için dualar etmeye başladım. Asansör dördüncü katta sallanır gibi olunca Onur belimden tutup bir şey yok. demişti. Gerçekten yok muydu? Neden asansörün bir anda arızalandığını da anlamamıştım. Onur tekrardan bir şey yok dediğinde sonunda asansör kapısı açılmıştı. Kısa bir anlığına korku yaşasam da bir şey olmamıştı.
Asansörden en son çıktığımda abimlerin kapısına baktım. Şükür ki görünürlerde kimse yoktu. Kimselere görünmemek adına hızlıca yürürken Onur'a çarptığında başımı kaldırdım. Ben görünmeden içeriye girelim diye düşünürken o da beni izliyordu. Onur, bana inanamıyor gibi bakarken gözlerimi kaçırıp dudağımı dişledim.
Yine de Onur durumuma üzülmüş olmalı ki ses çıkarmadan çantayı yere bırakıp anahtarları çıkarmıştı. Onun hareketlerime kızmayacağını bilsem acele et, derdim ama korkumdan sesimi çıkaramıyordum. Ondan korktuğum için değil, sesim çıkarda bizimkiler sesimi duyar diye korkuyordum. Sonunda kilit sesini duyduğumda derin bir nefes aldım. Onur'un arkasından hızla içeriye girdiğimde kapıyı bir an önce kapatması için ona bakıyordum ki kaşları çatık gözlerime baktı. Bu hali bana mesajlar veriyordu. Bana özetle kendine gel, diyordu.
"Buradan sonra yalnızsın Defne, ben şirkete geçiriyorum, sen keyfine bak olur mu? Bir sorun olursa da sakın ola aramaktan çekinme." Tamam, dediğimde gel buraya, diyerek yanına çağırdı. Neden çağırdığını anlamazken ürkerek yanına gittim. Onur, gitmeden öce beni kollarının arasına çektiğinde vücudumun gevşediğini hissettim. "Şu saatten kimsenin sizi üzmeye gücü yetmez. Artık yanında olduğumun farkına var istiyorum. Ben bu yola her şeyi göze alarak çıktım. Karşımıza nasıl engeller çıkarsa çıksın hepsini aşacağımıza dair inancım tam. Sen yalnızca bana güvenip sırtını daya, gerisini ben halledeceğim."
Sözleri karşısında gözlerim dolduğunda boğazımda koca bir yumru oluştu. Onur'a biraz daha sıkı sarılırken saçlarımdan öpüp geri geçildi. "Ağlama daha fazla Defne, sana ağlamak yakışmıyor. Benim tanıdığım Defne, dünyanın en güçlü kadınıdır. O kadın nereye gitti?" Onur yüzümü avuçlarken gözyaşlarım çoktan ellerini yakmaya başlamıştı. Uzanıp yanaklarımdan öptüğünde gerçekten gitmesi gerektiğini söylemişti. Gitmeden önce de dudağıma veda busesi bırakarak evden çıkmıştı.
Kapalı kapıya kısa bir süre baktıktan sonra ellerimle göz yaşlarımı silerek eve döndüm. Evin dizaynı tıpkı abimlerin evi gibiydi. Yan daireden hiç farkı yokken ufak tefek değişikler gün yüzündeydi. Eve yani yeni evime bakarken burada hemen abimin burnunun dibinde nasıl yaşayacağımı düşünmeden edemedim.
"Yeni evim! Yeni evimiz..."
Bebeğime yeni evimizi tanıtırken gözlerimden kalpler çıkmasa da bir şekilde mutluydum. Bir zamanlar ben buraya birkaç kez gelmiştim ve hala evi tam olarak gezememiştim. Alt kata hızlıca göz atarken sıra üst kata gelince heyecanlanmıştım. İlk odaya girdiğimde burası yatak odamız olacak düşüncesi beni heyecanlandırmaya yetmişti.. Odada gezinirken bir aile fotoğrafı aradım ama hiçbir yerde olmadığı gibi burada da yoktu. O gün Onur kendince bir şeyle anlattığında düştüğü duruma çok üzülmüştüm. Bir adam nasıl karısını hiç acımadan öldürürdü? Karısını, oğlunu annesine nasıl kıyardı? Hala hapiste olsa da Onur yakın bir tarihte çıkacağını söylemişti.. Acaba yüzsüzce oğlunun karşısına çıkar mıydı? Onur öyle bir babam yok dese de sanki o adam bir gün karşımıza çıkar düşüncesiyle irkilmiştim.
Odamıza son kez baktığımda gülümsedim. Şatafatlı olmasa da yatak odası gayet hoştu. Başımı uzatıp banyoya baktığımda bu adamın nasıl bu kadar düzenli olduğuna bir kez daha şaşırmadan edemedim. Öylesine çok titizdi ki düzensizliğe tahammülü yoktu gibiydi, aksine bende çok dağınık bir o kadar da pasaklıydım. "Bundan sonra pasaklı bir kız olmak yok Defne, artık evlendin ve yakında tatlı bir bebeğin olacak. Kocanın titizliğini de ekstra hesaba dahil edecek olursak dikkat etmelisin." Kendime telkinler verirken acıktığımı fark ettim.
Bebeğimi aç bırakmaktan korkarak aşağıya indiğimde mutfakta küçük bir keşfe çıkmıştım. Dolap ağzına kadar doluydu sanki birileri bizim için alışveriş yapmıştı. "Üzümünü ye bağını sorma Defne Hanım..." Dolapta ne var yoksa çıkarıp masanın üstüne koydum. Hepsinden azar azar yediğimde bir ara çatlayacağımı hissederek yeter, demiştim. Ben artık bir günde yediğim bütün öğünlerin toplamını ara öğününde yiyordum. Bir süre daha bu şekilde devam edersem bebek doğmadan iki dünya dünya olabilirdim.
Aldıklarımı dolaba yerleştirdikten sonra elime bir tane elma alarak salona geçtim. Aklıma yengemi aramak gelse de sonradan vazgeçmiştim, ne de olsa müsait olduğunda yengem beni arıyordu. Elmamın yarısını yediğimde kıvrılıp olduğum yere yattım. Son günlerde çok fazla hareket etmesem de çabuk yoruluyordum. Yorgunluktan uyuya kaldığımda kesik kesik rüyalar gördüğüme emin olsam da ne gördüğümü seçemiyordum. Yalnızca aynı döngü içinde dönüp durduğumu görüyordum. Ve sürekli bir yerlere çakılıp düşüyordum. Sürekli...
İşittiğim sesle irkilerek yerimden sıçradığımda Onur ile göz göze geldim. Onur kapıda durmuş bana bakarken bende yüreğim ağzımda kendime gelmeye çalışıyordum. Onur, diye seslendiğimde kapıdan uzaklaşarak yanıma gelmiş sonra da yavaşça kendini koltuğa bırakmıştı. Onun yanıma oturmasına rağmen neden burnundan soluduğunu anlayamamıştım. Onur normalde asla duygularını belli etmezdi. Neden bu kadar sinirliydi ve neden erken gelmişti? "Onur, bana ne olduğunu anlatacak mısın?" Yüzünde hasar olmasa da abimin ona bir şeyler yaptığı kesindi. Onur bana bakmazken kolundan tutup sorumu yeniledim. Kesin kötü bir şey olmuştu. Bunu hissetmekten öte görebiliyordum
"Onur, lütfen bir şey söyle beni korkutuyorsun."
Hemen cevap vermese de sonunda yüzüme baktığında gözlerinde gördüğüm şey beni korkutmaya yetmişti.
"Fatih, şirket hisselerini satışa çıkarmış. Önce Mert'e satmak istemiş, o ret edince en nefret ettiğim adamın tekine makul bir fiyata sunmuş... Haklılık payı olmasa..."
Hisse payını mı?Onur yumruk elini diğer avucuna vurduğunda keskin bir ses çıktı. Yumruk yaptığı elini tutarak sakin ol, dediğimde gözlerini sabitlediği noktadan ayırmamıştı. Onur kızmakta da öfkelenmekte de çok haklıydı. Onur, Mert ve abim o şirketi ne zorluklarla kurmuşlardı. Uzun gayretler sonunda büyük başarılara imza atmışlardı ama abim şimdi kendini geri çekiyordu hem de benim yüzümden...
"Bir gönül diyor ki, al ayağının altına aklı başına gelene kadar..."
"Ben... Ben konuşacağım. Sen sakin ol. Ben gidip konuşacağım." Hepsi benim suçumdu. İşler çığırından çıkmadan önce hemen gidip konuşmalıydım. Bugün kaçındığım şeyden şimdi koşarak gitmeye hazırlanırken Onur kolumdan tutuğu gibi beni kendine çekmişti. Bana kesin dille hayır, derken çok fazla ciddiydi.
Takındığı kesin tavır karşısında tekrar yerime oturduğumda iyiden iyiye çökmüştüm. Hepsi benim suçum iken gitmeme izin vermeliydi. Onları bu hale ben düşürmüştüm. Benim ahmaklığım yüzünden birbirlerini kardeş gibi gören iki adamı düşmana çevirmiştim. Ve her iki adamda canımdan bir parçaydı. Ben her ikisinde çok seviyordum. Sevgim onları bu halde görmenin yıkımı altına çok fazla eziliyordu.
"Defne, bana bak, yüzüme..."
Acıyla dişlerimi sıkarken kendimi zapt etmekte güçlük çekiyordum. Ben bu durumun bu kadar ciddi bir hal alacağını düşünmemiştim. Onur bir kez daha adımı fısıldadığında yüzüne bakamadım.
"Bana bak, bana! Sana söz veriyorum, ben sana söz veriyorum, her şey eskisinden daha güzel olacak, duydun mu güzel olacak." Olacak mıydı? Birilerinin yaşanılanları değiştirmeye gücü yeter miydi? "Defne, bana inanıyor musun?" Bütün kalbimle inanıyorum Onur, tüm kalbimle...
"Hisselerini satmış mı?"
"Henüz değil, öyle tek kalemde bizi silemez. O kadar kolay değil."
Tanıyorum. Kendi abimi iyi tanıyorum ben. Abim sinirliyken kimseyi tanımaz, annem ve babamda bunu hareketini desteklediyse mutlaka şirketle bağlarını koparacaktır.
"Yalnızca o da değil, Fatih kendi dairesini de satılığa çıkarmış."
Ne? Şaka mı bu? İşi o noktaya kadar getirmiş miydi?
"Onur, hepsi benim suçum, benim yüzümden sende zor durumda kalıyorsun.Bırak gideyim. Bırak abime her şeyi anlatayım. Belki bu şekilde..."
"Sana bu tarz konuşmaları yasakladığımı hatırlıyorum. Hem sana ben bir söz verdim. Sözüme itimat etmiyor musun? Her şeyi halledeceğim. Gerekirse ben şirketten ayrılır kendi yoluma bakarım. İsterse daireyi de satılığa çıkarır yine de bir yolunu bulurum."
İnanmıyorum. İnanamıyorum. Evet, bir hata yaptım. Evet, bir şeyleri mahvettim ama bu yılların dostluğunu tek kalemde silmelerini gerektirmez. Onur, uzanıp parmak uçlarıyla gözyaşlarımı sildiğinde aktığını bile fark edemedim. "Üzülme dedikçe kendini daha fazla hırpalıyorsun, artık hamilesin ve apartman köşelerinde yaşamayı uygun bulmuyorum. Burayı iş yerine yakın diye üç kafadar satın almıştık, şimdi daha iyi bir yere taşınmamız şart oldu." Bu sözleri kalbimi yumuşatamazdı. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
"Güzelim ben gidip birkaç görüşme yapacağım, sen de yat dinlen. Ve bana güven her şey güzel olacak." Onur, küçük bir öpücükten sonra çalışma odasına doğru gitmişti. bense ardından iki büklüm yatarak ayaklarımı kendime çekip düşünmeye başladım.
Onur'dan ayrılamazdım. Onu seviyordum. Artık kocamdı. Abimi de silemezdim o benim her şeyim... Dayanamayarak annemi aradım. Ve aradığıma ilk saniye pişman olmuştum. Annemin tepkisi kesin olsa da abimin kararları hakkında bilgisi olmadığını söylemişti ve üstüne ekleyerek en doğrusu demişti. En başta yapması gerekeni şimdi yapıyor, demişti. Annemin kocama bu denli kin duyması beni gerçekten üzmüştü. Annemi kapatıp yengemi aradığımda seni üzmemek için söylemedim, dediğinde yıkıldım. Bunların hepsi gerçekti. Tüm bu acı verici olaylar gerçekti. Yengemle bi yarım saat kadar konuştuktan sonra elimi yüzümü silip çalışma odasına doğru yürüdüm. Onur ile yeninden konuşmam gerekiyordu. Hem de hemen...
"Hisseleri satmaya kararlıyım Mert, söyle ona gereksiz hamleler yapmasın. Buna gerek yok. Gitmesi gereken bir kişi varsa yalnızca benim..." İçeriye girdiğim o anda Onur hemen susmuştu. Yine de beni gördüğünde sol kolunu açmıştı ki hiç düşünmeden kanadının altına girip yüzüne bakmak için başımı kaldırdım. "Benim kararım net Mert, sende biliyorsun ki karım hamile onun ve bebeğimizin sağlığı için en kısa sürede bu evden de taşınacağız... Peki, akşam geldiğinde konuşuruz. Sen yalnızca sözlerimi aynen ona ilet. Evi ve hisselerimi hemen satacağım. En kısa sürede tüm bağlarımız kopacaktır.
Üzülme bebeğim, sen benim kadar kahrolma. Tüm bunlar senin suçun değil, tek suçlu varsa o ada benim. Annen!
AŞK TARAF SEÇMEZ