~GEÇMİŞİN İZLERİ~

1557 Kelimeler
7 Mayıs 2022 Yazarın anlatımından: Genç adam sevdiği kadınla evleneli bir yıl olmuştu evlilikleri olağan akışında gidiyordu. Kendisi babası vefat ettikten sonra babasının işini devralmıştı. Hoş on beş yaşından beri babasının yanında çalışır, ona çıraklık yapardı fakat ustalaşması üç yıl önce babasının vefatı ile olmuştu. Annesi, kız kardeşi ve Mahir kaldığında, Mahir ailesini geçindirme yükünü üstüne almış ve babasından kalan tamirhanede gece gündüz daha istekli bir şekilde çalışmaya başlamıştı. Takvimler Temmuz 2020 tarihini gösterdiğinde Mahir yine tamirhanede çalışıyordu. Belediye, dükkanlarının hemen ilerisindeki yola bir kapan yerleştirmişti, insanlar henüz alışık olmadıkları için kapanı fark etmeden üzerinden geçmeye çalışıyorlar arabalarının tekerleklerine zarar veriyorlardı. Bu aralar yeni yapılan kapandan dolayı işleri oldukça yoğundu, kapanın yerleştirildiği yola en yakın tamirhane Mahirin tamirhanesi olduğu için arabası zarar gören Mahirin tamirhanesine koşuyordu. Mahir yine bir mesainin sonuna yaklaşıyordu ki içeriye daha önce hayatında görmediği , gördüyse de hayatı boyunca etkilenmediği güzellikte bir kadın girdi. Kadın bir kaç gündür insanların gördüğü zararı kendi arabasının gördüğünü, yardıma ihtiyacı olduğunu anlattı ve tamirhanedekilerin yardımıyla tekerleklerinin tamir edilmesi için arabasını tamirhaneye kadar getirebildi. Kadının arabası tamirhaneye getirildiğinde saat epeyce geç olmuştu, günün yoğunluğundan olsa gerek genç adam ve çırağı oldukça yorulmuştu. Mahir kadına arabasının ancak yarına hazır olabileceğini, dilerse numarasını bırakabileceğini ve arabasının sıkıntısı hallolduğunda haber verebileceğini söyledi. Yeşim ise kabul etmiş telefon numarasını Mahire bırakmış ve oradan ayrılmıştı. İşte Mahirin sınavı o gün başlamıştı. Mahir kadın tamirhaneden ayrıldıktan sonra saatlerce kadını düşündü, kadından oldukça etkilenmişti ve kadınla tanışmak istiyordu. Bir şekilde kadınla tanışmış, sevgili olmuş hatta zor da olsa evlenmişti. Bir yıldır da evlilikleri öyle ya da böyle devam ediyordu. Yeşim varlıklı bir ailenin kızıydı, ailesi Mahiri kızlarına uygun görmeseler de kızları ailesini silmek pahasına genç adamla evlenmişti fakat hayat Mahir ile evlendikten sonra Yeşim için pek de düşündüğü gibi olmamıştı, zor da olsa evlilikleri devam ediyordu ki çift çocukları olacaklarını öğrendi öğrendikleri gün kadın bu evliliğin kendi için zaten zor olduğunu, bu evlilik birliği içinde çocuk doğurmak istemediğini söylemişti. Bunun üzerine çiftin evliliğinde büyük bir kriz çıkmıştı. Mahir bir şekilde karısını bebeklerini doğurmaya ikna etmişti ancak kadın kızları Elayı doğurduktan sonra daha da hırçınlaşmış evliliklerini devam edemeyecekleri bir noktaya sürüklemişti. Kızını kabul etmek istemiyor, emzirmeyi red ediyor, Mahir ile sürekli kavga ediyordu. Kadın bu hayata daha fazla dayanamayacağını fark ettiğinde babasıyla irtibata geçmiş ve dönmek istediğini söylemişti. Kadının ailesi ise kadının kızını kabul etmeyip yalnız geldiği sürece kapılarının ona açık olduğunu söylemişti. Kızını zaten kabullenemeyen kadın bir sabah kocası işe gittiğinde bir mektup yazmış, bir daha dönmemek üzere gittiğini, kızını istemediğini ve en kısa zamanda boşanma davasını açacağını söyleyerek kocasıyla yaşadığı evlerinden bir daha geri dönmemek üzere çıkıp gitmişti. Kızları henüz o zaman altı aylıktı, küçük bebek annesi evden gittikten sonra sanki gittiğini hissetmiş gibi ağlamış ve babası gelene kadar ağlamaya devam etmişti. Mahir şansa o gün eve biraz daha erken gelmiş, ağlayan kızını görmüş ve dünyası başına yıkılmıştı, küçücük bebeğini ölümü pahasına evde bırakıp giden kadınla o gün kopmuşlardı, genç adam kadını beklemeden boşanma davası açmış kendi evini kapatıp annesinin evine geçmişti. Geçen zamanda ne kızının annesini görmüş ne de her hangi bir özlem duymuştu. İlerde karşısına çıkacak olan zorluklardan bir haber bekar bir baba olarak hayatına devam etmişti. Gün gelecek Mahir kızının annesine muhtaç olacaktı fakat bulamayacaktı işte o zaman kendini bildi bileli hayatında olan o mucizenin farkına varacaktı… ———— 20 haziran 2023 Feride, İpeğin anlattıkları ile şok geçiriyordu, nasıl bir anne kanından canından olan bir parçayı bırakarak gidebilirdi aklı bir türlü almıyordu. “Ondan sonra ağabeyim bir kere bile ulaşmayı çalışmadı o kadına, hatta mahkemeye bile gitmedi. Elayı zaten istemediği için dava tek celsede sonuçlandı. Fındık kurdumuz da bize kaldı.” Derince nefeslendi İpek, “Allahım bir daha öyle zamanlar göstermesin, Feride inanır mısın ağabeyimin ağzından bir kez o kadının adını duymadım, bir kez bile üzüntüsünü bize belli etmedi fakat bir gece balkonunda oturmuş uzaklara dalmış ağladığını görünce o kadar kötü hissettim ki.” gözleri dolmuştu, “Aslında üzülüyordu ancak bize bir şey belli etmiyordu. O gün yanına gitmedim, ağlasın içini boşaltsın istedim, daha sonra da onu o şekilde hiç görmedim. Kendini bize ve Elaya adadı bir senedir birlikte büyütmeye çalışıyoruz işte.” Masadaki ellerimin üstüne elini koyarak devam etti, “ Şimdi diyeceksin ki bana niye tüm bu olanları anlatmadın.” “İpek bu olayların üzerinden bir sene geçmiş, belki sıcağı sıcağına anlatmak istemedin anlarım peki ya daha sonra neden anlatmadın.” Gözlerinden akan yaşları temizledi, “Anlatacağım ama kimseye karşı cephe alma sadece şunu bil ki herkes seni düşünüyordu çiçeğim.” Gözlerimi kırpıştırdım, başımı peki anlamında salladım ve anlatmasını bekledim, “Hatırlıyor musun altı ay önce Huriye teyzeyle Bursaya yanına gelmiştik.” “Evet, tabi ki hatırlıyorum İpeğim o nasıl soru.” “Biz yanına geliyorduk, Huriye teyzenin midesi bulandı birazcık kenara çektim aracı, biraz nefeslensin istedim. Orada senin konun açıldı. Bana dedi ki ‘kim üzdü benim kırılgan çiçeğimi, küçüklüğünden beri ben büyüttüm hem babası oldum hem annesi. Benim torunum o kadar sıkıntı yaşadı bir kez beni bırakıp, Ankaradaki hayatını bırakıp başka diyarlara gitmek istemedi. Kim ne yaptı da benim torunuma, torunum benden bile kaçtı.’” Gözlerim yaşardı, bir pişmanlık sardı dört bir yanımı, babaannemin söylediği gibi hem annem olmuştu hem babam. Beni büyütmüş yetiştirmiş, meslek sahibi olmam için desteklemişti, daha sonra ben ne yapmıştım kendi dertlerim yüzünden onu bırakıp gitmiştim, “Ağla diye anlatmıyorum çiçeğim. Sadece bil, bana veya etrafındaki herhangi başka bir kişiye kızıp cephe alma diye anlatıyorum.” Gelip bana sarıldı ayrıldıktan sonra anlatmaya devam etti, “Ben tabi Huriye teyzeye cevap vermedim. Bana ben biliyorum kızım dedi, küçüklüğünden beri Mahire karşı olan bakışlarını biliyorum. Ne hikmetse bu çocuk evlenmeden bir kaç ay önce gitti benim torunum. Ben cevap vermedim tabi dinliyorum Huriye teyzeyi bana döndü dedi ki, ‘Gittiğimizde Mahirle ilgili hiç bir şeyi anlatma İpek kızım, bu aralar sesi daha iyi daha canlı geliyor torunumun. Boşandığını duyunca yine hayallere kapılmasın, bırak orada kendine bir hayat kursun. Mutlu olsun. Bilsem ki Ağabeyin benim torunuma o gözle bakacak inan önünde engel olmam ama biliyorum ki Mahir Ferideyi senden ayırmıyor kuzum.’” Kendimi tutamadım ağladım, “Bana da Huriye teyzenin söyledikleri mantıklı geldi, cidden o aralar sesin daha canlı daha hayata bağlıydı. O belki benim ağabeyim ama sen de benim kardeşimsin Feride. Senin üzülmene gönlüm el vermiyor benim. Ağabeyim o cadıyı bizimle tanıştırdıktan sonra senin durumunu en yakından gören bendim. Karşındaki erkek benim ağabeyim de olsa, bir erkek için üzülmene izin veremem, sen benim değerlimsin.” Sıkıca sarıldım İpeğe, “İyi ki varsın, senin gibi bir dostum olduğu için çok şanslıyım ben İpek.” “Tabi şanslısın kızım değerimi bil benim, hiç bilmiyorsun.” Ağlasam da bu şakacı tavrına kıkırdadım, “Şaka yaptığını biliyorum fakat sana böyle hissettirdiğim bir an olduysa özür dilerim. Sana değersiz hissettirdiysem bil ki fark etmeden olmuştur. Sen benim için bu dünyadaki en değerli insanlardan birisin. Sen benim çocukluğum, gençliğim, tüm sırlarımsın. Sen benim kardeşimsin İpek…” benden ayrıldı , “Sen de benim, bizim için çok değerlisin Feride. Biz senin aileniz, biliyorsun annem de seni bizden ayırmaz. Gittiğinde ne kadar üzülmüştü. Şimdi, şu durumda bir avuç insan kalmışken bırakıp gitme bizi. Hep beraber yaşayalım, ağabeyimi boş ver, ben ve annem için kal Feride.” Ağlamanın etkisiyle burnum tıkanmıştı, burnumu çektim ve cevap verdim, “Bilmiyorum İpek, beni senden ayırmadığını gördüğüm her gün bu acıya dayanabilir miyim bilmiyorum. Yarın öbür gün tekrar evleneceğim diye bir kadını elinden tutup getirirse tekrar aynı şeyleri kaldırabilir miyim bilmiyorum. Buraya temelli dönersem sizlerden tekrar kopabilir miyim bilmiyorum. İnan hiç bir şey bilmiyorum.” “Belki de bırakman lazımdır Feride. Önüne bakman gerekiyordur, önümüze bakmamız gerekiyordur. Başka insanlara şans vermeliyizdir belki. Yaşlarımız oldu yirmi yedi, belki artık geçmişimizdeki yüklerden kurtulup önünüze bakmalıyızdır.” Sağ elimi kaldırıp yanağını okşadım, “ Tuğrul ağabeyle olmadı değil mi.” Adını duymasıyla gözlerindeki yaşlar daha da hızlanmaya başladı, “Başlamadı ki olsun, Huriye teyzeyi kaybetmeden önceki gece çağırdım, gel konuşalım dedim. Bana ne dedi biliyor musun Feride?” “Ne dedi?” “ Kendi kafanda kurmuşsun bir şeyler, sıkma benim canımı bir daha ağzından bu tarz sorular duymak istemiyorum İpek dedi. Ve sorduğum tek şey ‘biz neyiz?’ demekti.” Ağlaması şiddetlendi, “ Feride ben bu adamla bir buçuk, iki ay boyunca gece gündüz konuştum. Hangi adam arkadaşının kardeşiyle, sözde kardeşi gibi gördüğü bir kadınla sabah günaydın akşam iyi geceler diyene dek konuşur?” “Kardeşi gibi gördüğünden mi böyle dedi sanıyorsun İpek. Korkağın teki, Mahirle arasının bozulmasından korktu muhtemelen.” Derince nefeslendi, “Önümüze bakalım Feride. Bizim etrafımızdaki erkeklerden bir cacık olmaz. Ya korkak ya da gözleri önlerindeki cevheri görmüyor. Aptal hepsi.” İpeğin sözleri bitince beş saniye bakıştık daha sonra kahkaha atmaya başladık, cidden aptallardı. Etrafında onları seven kadınları görmemek için ellerinden geleni yapıyorlardı, “Haklısın İpeğim hepsi aptal başka açıklaması olamaz.” “Seninle gülmeyi, böyle yüz yüze dertleşmeyi o kadar özlemişim ki Feride.” Anlık verdiğim kararla gülümsedim, “Artık özlemene gerek kalmayacak malum döneceğim için sürekli dertleşiriz çiçeğim.” İpeğin gözleri kocaman açıldı, “Doğru mu duydum, dönüyor musun?” Bu haline gülüp evet anlamında başımı salladım, elimden tutup kaldırdı, sıkıca sarıldı zıplamaya başladı. Beni de kendiyle zıplatıyordu, iki deli mutfağın ortasında sarılmış deli danalar gibi zıplıyorduk, “Dediğin gibi yapalım İpeğim, bir de bu yolu deneyelim. Önümüze bakalım, hayat bize neler getirecek birlikte görelim.” Genç kadın o gün aniden verdiği kararla doğup büyüdüğü topraklara dönmeye karar vermişti, Asiye teyzesi duyduğu haberle havalara uçmuştu, can dostunun dediği gibi belki eskileri ardında bırakamak en doğru karardı…
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE