Geçmiş zaman 2.bölüm (+18)

1575 Kelimeler
"Ben burada çalışıyorum... Yani aslında gece şarkı söyler gündüz garsonluk yaparım. Hemen sana kahve getireyim." Cihan'ın beni değişik boyutlara taşıyan etkisinden çıkmak için ona kahve ikram etmeyi düşünürken onun sözleriyle olduğum yerde kaldım. "Beni neden aramadın? Dün ve bu sabah her an beni aramanı bekledim." Demek benim aramamı çok beklemişti. Şarkı söylerken ilk gördüğümde bakışında ki kırgınlığı bu yüzdendi. Kalabalık ve bana olan yoğun ilgiden sanki içerdeki onca insan benim konuşmamı dinliyormuş gibi hissetmiştim. Ve yalnız kalmak için tüm cesaretimle “Yalnız kalabileceğimiz bir yere gidelim mi?” diye sordum. “Sen nereye istersen gelirim seninle” cevabını veren Cihan'ın elinden tutar tutmaz kendimizi pastanenin dışına sürükledim. Doğruca bisikletimin yanına geldiğimde beni anlamıştı. Üzerinde ki son derece pahalı ve şık duran takım elbisesine aldırış etmeden bisiklete bindi ve bende arkasına oturdum belinden sarıldığımda hareket etmişti. Benim tek başıma bazen gelerek huzur bulduğum Serbentine Gölü’ne geldiğimizde beni buraya getirmesi belki tesadüftü ama ben çok etkilenmiştim. Büyük bir ağacın gölgesinde karşılıklı oturduk. Ona aramayı çok istediğimi fakat önce zamanımın olmadığını sonrada kartını kaybettiğimi söyledim. “Demek kartvizitimi kaybettin.” “Üzgünüm o gece elimdeydi ama sonrasında nereye koyduğumu bulamadım. Büyük ihtimalle düşürdüm.” “Peki, tesadüfen seni mekana gelmeseydim ne olacaktı?” “Bilmiyorum, öyle olsaydı karşılaşmak yoktu bizim hayatımızda ve şu an burada beraber olamayacağımız da kesindi.” “O zaman seni bir daha hiç göremeyecektim,” Yüzünü yüzüme iyice yaklaştırdı “senin bu güzelliğini izleyemeyecektim değil mi?” Elleriyle saçlarımdan bir tutam aldı ve burnuna yaklaştırıp kokladı. “ Bu muhteşem kokunu hiç almayacak hiç bilmeyecektim de” Yüzümü avuçları arasına alıp “Bu dudakların tadına asla bakamayacaktım da” diyerek beni öptü. Bana bakan, kıyısında olduğumuz gölün rengindeki gözlerin tesiri altına girmeseydim eğer. Ve dudaklarım dudaklarıyla buluştuğunda ona karşılık vermek yerine konuşmayı başarabilseydim “Galiba öyle olacaktı…” diye söylerdim kesin. Dudaklarım ağzının içinde kaybolurken aynı zamanda ruhumunda ruhunun için de kaybolmaya başladığını hissediyordum. Ben ilk defa aşık oluyordum. İlk defa içimde kelebeklerin uçuştuğunu hissediyordum. Uzun uzun öptü beni. Kendimize geldiğimizde omzunda başım güneşin batışını izleyene kadar sadece sessizce oturduk. ... Cihan'ın işleri çok yoğundu ama arada sadece beni çok özlediğini dile getirerek, birkaç dakika bile olsa görebilmek için işten kaçıp geldiği zamanlar, benim için tarif edemeyeceğim bir duyguydu. Bana karşı öyle sıcak öyle içten öyle hassas bir ilgisi vardı ki, sanki daha önce hiçbir kadın benim hissettiklerimi hissetmemişti. Ona olan aşkım gün gün artarken Cihanın Türk oluşu ve iş nedeniyle sürekli Türkiye'ye gidiş geliş yapması gerektiğini öğrendiğimde kalbime yerleşen sızı, geleceğimiz konusunu tekrar tekrar düşünmem gerektiği söylüyordu ama boş vermiştim. 21 yıldır kapalı olan kapıları bir bakışıyla açan adamla neyi ne kadar yaşayacaksam yaşayacak, asla kendimi geri çekmeyecektim. Sonraki haftalarda Cuma gecesi dışında tüm gecelerde pastane bara dönüştüğü için bende her gece şarkı söylemeye başlamıştım. Cuma gecesinin boş olmamasının sebebi ise televizyondaki yarışmanın devam etmesiydi. ... Yarışmada tur atlayarak bir sonraki haftaya kalmayı başarmam şerefine Cihan tüm arkadaşlarımı onunla ilk tanıştığımız gece kulübüne götürdü. Annem saat ikiden sonra beni eve almayacağını söylese de Cihan'ın beni bıraktığında saat üçü çoktan geçmişti. Ertesi gün yine bir ton azar işitmeye kendimi hazırlamışken erkenden kalktığımda evde beni bekleyen küçük bir sürpriz, beni çok mutlu etmişti. Nasıl mutlu olmazdım. Cihan Yavuz son derece göz kamaştırıcı görünürken, annemin hazırladığı kahvaltı masasında oturmuş, benimde onlara eşlik etmemi bekliyordu. Annemin gözlerinin böyle bir mutlulukla parladığına daha önce şahit olmamıştım. Yarışmada her cuma bir üst tura çıkarken bile annem bu kadar mutlu gözükmüyordu. Hep birlikte çok güzel bir kahvaltı yapmıştık. Kahvaltıdan sonra annemin çöreklerini pastanelere Cihan'ın son model otomobiliyle bıraktık. Tomas'a 'kendime izin verdiğimi' söyledikten sonra günü beraber geçirmek için arkamıza bakmadan kaçtık. Sanki Londra da yaşayan ben değilmiş gibi Cihan beni daha önce hiç gidemediğim yerlere götürdü. Gerçekten çok eğlenmiş güzel bir gün geçirmiştim. Zaten Cihan'la berber olmak her şeye değerdi... Akşam yemek için Cihan'ın kaldığı süite geldiğimizde odanın güzelliği beni çok etkilemişti. Otelin penceresinden Işıl Işıl tüm şehir sanki ayaklarımızın altında gibiydi. Bu keyif veren manzara karşısında yemeğimizi yerken fonda çalan müzik öyle hoştuki dans etmeyi aklımdan geçiriyordum ama Cihan sanki içimden geçeni duymuş gibi elini uzatarak beni dansa kaldırdı. İşte tam hayal ettiğim gibi onun kolları arasındaydım ve buradan çıkmaya da hiç niyetim yoktu. “Çok güzelsin!” diyerek dudaklarını yüzümde gezdirmeye başladı. Kıkırdadım. Aşık olduğum adamın kokusuyla mest olmuştum. Güçlü kolları arasında beni tutuşu o kadar narindi ki bana dokunurken ellerinin titremesini hissediyordum bu içimi kıpır kıpır ediyordu. Uzanıp onun dudaklarına yaklaştım küçük küçük öpmeye başladım. Bu biraz onu heyecanlandırmak içindi ve benim heyecanımı hafifletmek için sonunda Cihan dayanamadı ağzını açarak dudaklarıma içinde hapsetti. Öyle şiddetli öpüyordu ki beni ağzımın içinde alev gezerken dudaklarla cennette olduğunu düşündüm. Cihan dakikalarca öptüğü dudaklardan ayrıldığında bedenindeki bütün kan çekilmiş gibiydi. Dudakları geri çektikten sonra beni kucağına aldı ve yatak odasına getirdi. Yatağın üzeri bıraktı hemen üzerime uzanıp beni yeniden öpmeye başlamıştı. Göğüslerimin üzerinde geziyordu şimdi dudakları dili tüm boynumu baştan sona yalıyordu. Elinin biriylede Elbisemi biraz yukarıya doğru sıyırıp Uzun uzun okşadığı bacaklarımı aralamak için yeltendiğinde artık nefes alamıyordum. Parmakları bacaklarımın arasında tüylerimin içinde dolanıyordu. Onlar dolandıkça alev oldu yandı dokunduğu yer. Sevişirken üzerimizdeki kıyafetleri teker teker çıkartıp atmıştık. Çıplak bedenlerimizin bir birine sürtmesi yangın yerine su dökmek gibi daha çok alev almasına neden oluyordu. Cihan’nın hareketleri istek, haz ve şehvet doluydu. Parmaklarıyla sürte sürte ıslattığı kadınlığımı elleriyle araladı. Hazır olduğunu anladığında boğazındaki hırıltıyla yavaşça yerleştirdi erkekliğini. Beklediği gibi kolayca içeri girmiyordu. Biraz sertçe bastırdığında artık olması gereken yerdeydi. Evet daha önce hiçbir erkekle birlikte olmamıştım. Cihan ilk olduğunu anlayınca gözlerime baktı ve alnımdan öptü beni. Bedenlerimiz arzularıyla birleştirirken ona sıkıca sarıldım. Yaşadığım masum acı zevke dönüşüyordu ve bu zevk tarifsizdi. Başımı döndüren adamın altında titriyordum. İçime dolan doygunluk hissi Cihan bana kendini verdikçe artıyordu. Cihan bu geceyi bitirmek istemiyordu. Arada erkekliğini geri çekip dudaklarıma uzanıyor onları içine çeke çeke emiyor sonra yeniden içimdeki yerini aldığında, bedenime dolan şehvetin etkisiyle kasılıyordum. Bitmek tükenmek istemeyen adam sonunda bana başka dünyanın kapılarını açtı. İçimdeki bahçeyi kasıklarıyla sularken çığlıklarım kulaklarımda yankılanıyordu. Nefesim kesilip çıktığım doruklardan yer yüzüne indiğimde yüzümde memnuniyetle bir kere daha uzandım Aşık olduğum adamın dudaklarına. Cihan bakire olmama çok şaşırdığını ve bir tek onun olmamdan çok etkilendiğini bu onura kendini seçtiğim için gurur duyduğunu dile getirmekten çekinmedi. Bende onu seçmekten asla pişman olmayacağıma inanıyordum. … Sevişmemizin ilk ayını yine yatakta çılgınlar gibi sevişirken kutlarken sabah Türkiye'ye dönüş vaktinin geldiğini söylediğinde aklımdan çıkarmayı başardığım gerçek yüzüme bir tokat gibi çarptı. İşte gidiyordu hiçbir şey yaşanmamış gibi... Aslında bana daha ilk zamanlar söylemişti. Yani ona kızıp küsmeye bahanem yoktu. Oldukça önemli bir ortaklığın gidişatında yaşanan bir kaç problemin acilen çözülmesi gerekiyordu. Bu işin başında olduğu içinde hem Londra’da hemde Türkiye’deki toplantılarda mutlaka olmalıydı. Orada ne kadar süre kalacağı hakkında tam olarak bilmediğini için net bir bilgi vermiyordu. İşleri yoluna koyar koymazda geri geleceğini söyledi. Ama ne kadar bir süre sonra olacağını zaman gösterecekti. Gece uyuyan adamın ay ışığında aydınlanan yakışıklı yüzünü izledim. Gideceği kesindi fakat ya geri dönmezse? İşte benim için zor bir soru önümde uzanmış yatarken düşünmemeye devam etmek yine en kolay yoldu. Otelde uyandığımda yatağım boştu. Cihan sonunda gitmişti. Bana bir veda bile etmeden. Suratsızca yataktan kalkıp banyoya girdiğimde devasa aynaya en sevdiğim kırmızı rujumla "öyle güzel uyuyordun ki! Yüzlerce kez öpmeme rağmen uyanmadın pamuk prenses! Seni sevdiğimi unutma ve en kısa sürede geri döneceğim. " Yazılmış sözleri bende kırılma noktası olunca saatlerce ağladım, neden ağladığımı bilemeden sadece ağladım... Tabii o zamanlar cep telefonu, sosyal medya ne bileyim hızlı haber alabileceğimiz bir şeyler yoktu. İki gün boyunca odamda telefonun başında bekledim. Barda şarkı söylemeyi dahi istemiyordum. Yine bir Cuma gecesi gelmişti ve artık yarışmanın son devreleriydi. Sadece dört hafta sonra kazanan belli olacaktı. Ben bu zamana kadar çok iyi performans sergilemiş tüm insanlar tarafından sevilmiştim. Ve bunun kanıtı son yarışmada berbat şekilde söylediğime emin olmama rağmen, seyirci desteğiyle turu atlamam oldu. Eve geldiğimde anneme arayan olup olmadığını sorduğumda daha annem cevap vermeden çalan telefon Cihan’dı. Çok mutlu olmuştum dört gündür neden aramadığını bile sormadım. Onun sesini duymak bana tüm kederlerimi unutturmaya yetiyordu. ... Yine bir Cuma gecesi arayıp bana yarışmanın nasıl geçtiğini sordu. Bende artık son üçe kaldığımı iki hafta sonra her şeyin belli olacağını söyledim. Benim için şans diledi ve bir daha aramadı. Artık final zamanı geldiğinde ondan umudumu kesmiştim. Bir gece sonra yapılacak final için heyecandan yemek dahi yiyemediğim için küçük bir bayılma yaşamışım. Arkadaşım Sandy'nin panikle hastaneye götürmek istese de biraz dinlenince kendimi çok iyi hissettiğimi ve hastaneye gitmeyeceğimi söyledim. Yanımızda bulunan Amy belli ki bana fena kızmıştı, öfkeyle yanımızdan çıktı gitti. Amy bir kaç saat sonra yeniden geldiğinde elindeki paketi bana uzattı ve hemen paketin içindekini hamilelik testini yapmamı istedi. Aklıma gelmeyen başıma gelmişti, inanamıyor olsam da hamileydim. Son adet günümden hesapladığımıza göre tam beş haftalık bir bebeğim vardı. Final gecesinde sakinliğimi korumayı başarıp, en iyi performansımı sunarak birinciliği aldım. Evet, artık bir yıldız olabilmek benim için kaçınılmazdı. Ama benim içimde hiç bir duygu yoktu. Bom boş olduğumu düşünürken aklıma gelen bebeğimle geleceğe yön vermek gerçekten zor olacaktı. ... Arkadaşlarım kazanmamı mutlaka kutlamak istediklerini dile getirirken, ben onlara katılmayacağımı söyleyip Hedy parka gelmiştim. Cihan'la zaman geçirdiğimiz ağacın altın oturdum. Ama gölün üzerine düşen yıldızları seyrederek içimde kopan fırtınaları sakinleştirmeye çalışmak yetmiyordu. "Kahretsin! Senden nefret ediyorum." Diye kendi kendime mırıldanırken arkandan usulca biri sarıldı ve "Bu sözler benim içinse eğer bunu hak ettim. Biliyorum.” dedi. Arkamı döndüğümde gözlerime inanamadım. Cihan buradaydı, sonunda bana geri gelmişti. Onu öyle çok özlemiştim ki ne biriken sorular, nede nerde olduğumuz önemli olmadan onu öpmeye başladım. Tüm öfkem tüm sinirim yok olana kadar soluksuzca öptüm onu. O gelmişi ya artık gerisinin önemi kalmamıştı…
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE