41- Üzüntü ve Görev

2327 Kelimeler

Elif Yılmaz O cümleyi duyduğum an, zaman dondu. İçimden bir şeyin çatırdayarak kırıldığını hissettim. Kalbim mi? Güvenim mi? Yoksa her şeye rağmen inandığım ‘biz’ mi? Savaş’ın gözleri büyümüştü. Ama ben sadece onun suratına bakıyordum. Konuşmak istiyordum ama boğazıma oturan yumru nefes bile almama engeldi. Derin bir nefes aldım, dudaklarım titreyerek açıldı. “Ne diyor bu kadın, Savaş?” dedim kısık ama kırgın bir sesle. Gözlerimden yaşlar süzülüyordu artık, engel olamıyordum. “Beni nasıl bir durumun içine soktun?!” Savaş bir anda bana döndü, gözlerindeki şaşkınlık yerini öfkeye bıraktı. Yumruklarını sıkmıştı, sesi yükselmişti artık. Sonra hemen Kübra’ya baktı. “Ne saçmalıyorsun lan sen?!” diye bağırdı Kübra’ya doğru. “Biz birlikte bile olmadık! Ne çocuğu?!” Kübra, dudaklarının kenarı

Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE