Elif Yılmaz Beton yığınlarının başına vardığımızda dizlerimin bağı çözüldü. Savaş hemen çömeldi, diğer askerlerle birlikte elleriyle molozları kaldırmaya başladı. Ben olduğum yere çakılmış gibiydim. Gözlerim nefes almakta zorlanan o adamdaydı. Babam… Betonun altından uzanan elini gördüm önce, ardından kanlı gömleğinin arasından yüzü belirdi. Solgun… Toz içinde… Ve gözleri hâlâ açıktı. “Baba!” diye haykırdım, ciğerlerimden kopan bir çığlıktı bu. Gözyaşlarım bir anda boşaldı. Kalbim öyle hızlı çarpıyordu ki ayakta zor duruyordum. Diz çöküp başucuna çöktüm. Ellerim titreyerek onun yüzüne dokundu. “Baba, ne olur… ne olur gözlerini kapatma. Dayan… Ben geldim, ben buradayım baba.” Savaş hemen yanımıza çömeldi. Ellerini babamın nabzında falan gezdirdi. Yüzü benden farksızdı. Korku, öfke ve ç

