16
Yaren tekrar Samsun’a dönmüştü, aramız iyiydi ama benden sakladığı şeyler oldu. Bazı yalanlarını yakaladım ama sustum. Samsun Milyon Fest’e gitmeyeceğini söylemişti, çünkü düzenleyen ekipte o malum öpücük olayı kahramanı Mert Şener vardı ama beni ikna edip gitti. ‘’Sana söz veriyorum, çok açık giyinmeyeceğim’’ dediği halde, gider gitmez meşhur belden tişörtünü düğümleme hareketiyle seksi bir hal almıştı. Zaten tişörtte muhteşem bir göğüs dekoltesi vardı, bir de buna göbek dekoltesi eklemişti. Fark ettim ama sustum, bana neden yalan söylediğini, ne saklamaya çalıştığını ve saklaması gereken bir şeyler yapıp yapmadığını merak ediyordum.
Yapıyordu. Eski sevgilisi Turgut Kalkan ile buluşmuştu, hem de dört defa, bana haberi gelmiş ve aramıştım. Açmamıştı telefonu, ‘’Hayatım kızlarla oturuyoruz, kalktığımda seni ararım. Seni seviyorum.’’ Diye mesajla cevap vermişti. Bana her buluşmasında fotoğraf yollayan sahte bir i********: hesabı vardı, ben Turgut aramızı açmaya çalışıyor diye düşünmüştüm. Berrin ile bu konuyu konuştuğumuzda ‘’Yaren bunu yapabilir ama seni seviyor gerçekten, seninle olduğundan beri ne Turgut’u ne de bir başkasını duymadım ağzından’’ demişti ama fotoğrafı gösterdiğimde ‘’Bu kız salak vallahi’’ diyebilmişti bir tek.
Belki ben hatalıydım, çok taviz verdim ama sevdim, sevmesini istedim. İlişkimiz güvene dayalı olsun, benden bir şey saklamasın istedim. Nerede hata yaptım bilemiyorum, yada neden böyle yaptığını ama sevgimi azalttığını biliyorum, hissediyorum ve korkuyorum. Sevgim biterse bir daha dönüşü olmaz diye korkuyorum, bu uyumu kaybederiz diye korkuyorum, affettiğim hataları O affedebilir mi diye; bile bile yapma eylemine girmekten korkuyorum.
Ama korkumun sadece üzerine gidebiliyordum, bu ilişki ne hal alacak görmek istiyordum. Çünkü hatalı bir nokta varsa hemen bitmeliydi, uzadıkça unutması da zorlaşacaktı, acısı da artacaktı.
Birkaç gün sonra ben Samsun’a gittim, bütün bir günü birlikte geçirecektik, hatta evden kaçabilirse koskoca iki günü. Ufak tefek bir iki hediye almıştım, çok daha iyilerine ve pahalılarına layıktı ama ben yaratıcı diye almıştım o hediyeleri. Yüzünde bir tebessüm yakalarım umuduyla, fotoğraflarımızdan oluşan hediyeler işte. Hem de bakar bakar beni hatırlar diye düşünmüştüm. Bana ‘’Coffee and Study’de şiir yazdığım bardağı hala sakladığını ve babasının gördüğünü’’ söylemişti, korkmuştu babasından ama hala saklıyordu, bana dair sakladığı şeyler artsın istiyordum. Bende O’na dair birçok şey vardı.
İlk kahvaltımızı yaptık, sonra evden getirdiği annesinin nikah defteriyle fotoğraf çekilmek istedi, bu kız çılgındı ama bu fotoğrafı zaten paylaşamazdık, ortalık karışırdı ama o fotoğrafı çekildik. Sonrasında bu fotoğrafı paylaşmam için ısrar edecek, kendisi de paylaşacaktı ama edilen laf söze dayanamayıp silecekti. Gerçi kendisi rahattı, çünkü aile bireyleri için farklı, arkadaşları için farklı sosyal medya hesapları kullanıyordu.
Fotoğraftan sonra otelimize gittik. Saatlerce ve defalarca seviştik. Sevişirken kendinden geçiyordu, o masum tatlı kız gidiyor yerine istekli ve doyumsuz kız geliyordu. Sevişirken ‘’Seni mutlaka alacağım, seni kimseye bırakmayacağım, ben sensiz yapamam’’ diyordu, seviştikten sonra ‘’Hadi bir daha’’…
Bende seksi seviyordum, seksi ilişkinin onarıcı yapı taşı olarak görüyordum ve sekste uyumlu olan bir çiftin her konuda uyumlu olacağını düşünüyordum. Bu yüzden sekste yeniliklere açıktım; el ve göz bağlama, farklı şekillerde sevişme ve değişik yöntemler deniyordum, bu Yaren’in hoşuna çok gidiyordu. Taocu seks anlayışı hakkında çok araştırma yapmıştım zamanında, hala da yapmaya çalışıyordum.
Bir keresinde bana ‘’Seksi ben kısa süren ve sadece erkeği mutlu eden bir oyun sanırdım, sen bana bunun beni mutluluktan uçuracağını öğrettin.’’ Demişti. Bir keresinde mesajda ‘’Abim bu kızı nasıl tavladın’’ diye soruyor yazdığımda ‘’çok iyi sevişiyorum, o an çıldırıyor ve o anı hiç unutamıyor’’ dersin yazmıştı.
Sadece sevişirken ‘’Ben seni alacağım, seninle evleneceğim, benimle evlen’’ demesi beni düşündürmeye başlamıştı. Acaba bu kız gerçekten sadece seksi mi seviyordu? Benden daha iyi sevişen birini bulursa, beni bırakır mı? Diye düşünmekten kendimi alamadığım zamanlar oldu. Ama bu düşünceler o gün olmadı, çünkü o gün çoook güzel bir şekilde sevişmelere doyamıyorduk.
Annesi aradı, ‘’Annesine kızlarla denizdeyim’’ dediği anda biz sevişmemize devam ediyorduk, o an büyülenmiştim. Yakalanma korkusu bu kızda yoktu ve bu onu çok seksi ve arzu edilir kılıyordu, annesi ile konuşurken vücudunu benimle paylaşıyordu. Bu yeni nesil çok tehlikeli diye düşündüm o an.
Birkaç saat sonra, üzerine gömleğimi giydi ve yataktan çıktık. Bende sadece iç çamaşırım vardı, O’nda sadece benim gömleğim. Kucağıma oturdu ve fotoğraf çekmeye başladı, bu fotoğraflar beni korkutuyordu ama seviştikten sonra o kadar güzel çıkıyorduk ki; izin veriyordum. Ne kadar güzel fotoğrafımız varsa, öncesinde mutlaka güzel bir seks deneyimimiz vardı.
Bu kızın elimi tutması, bana gülmesi ve kucağımda oturması beni tahrik ediyor ve ben beklemeden bulunduğumuz konumda sevişmeye tekrar başlıyordum, bu olayın hoşuna gittiğini bildiğimden sınırlarımızı ortadan hemen kaldırıyorduk. Ama o gün en çok hoşuma giden şey; defalarca sevişmemiz değildi, kucağıma yatıp ‘’Seni çok seviyorum ama beni bırakacaksın diye korkuyorum’’ dediği andı.
Ben O’nu hiç bırakmayı düşünmedim ama O bana düşündürmek için çok çabaladı. Samsuna gelirken; Turgut olayını ve festival olayını konuşmayı ve beni kırdığını söylemek istiyordum ama o anın büyüsünü bozmamak için sustum ve hatta o olanları unuttum. Çok güzel bir şey yakalamıştık ve bozmak istemiyordum, bozulsun istemiyordum.
Çok güzel ayrılmıştık ve ben çok mutlu iki gün geçirmiştim. Samsun Atakum sahili mutluluğumuza şahitti. İkimizde çocuklar gibiydik. Annesi eve gelip dışarıya çıktığında beni eve almayı bile teklif etti, bu kız deliydi, gerçekten yakalanmaktan korkmuyordu.
-Yaren gelemem, İlk adım’a gitmem gerek.
-Babanın arkadaşı bizden daha mı önemli?
-Hayatım babamın arkadaşı değil, yakalanmamamız önemli.
-Sana söz veriyorum yakalanmayacağız. Annem gelmeden arar beni.
-Bu büyük risk.
-Benimle, benim yatağımda sevişmeye ve bu evde bu yatakta bile seni hayal etmeme değmez mi? Alınmaz mı bu risk?
-Yakalanırsak hayatın kayar, okula göndermezler bir daha. Bunu düşün.
-Şuan yatağımdayım ve iç çamaşırlarımlayım ve en az bir saat deli gibi sevişme teklif ediyorum sana. Tercih senin.
Bu kız deliydi ve delilikleri beni mest ediyordu. O eve gittim mi gitmedim mi konusuna girmeyeceğim, verdiğim karar aptallıktı. Ama neyse, oldu bitti işte…
Sonrasında Amasya’ya döndüm ama dönüşü bana sorun. O güzeli, o birlikteliği bırakıp dönmek canımı çok yaktı. Hakan Abilere geçtim ve günler sıkıcılıkla devam ediyordu.
İnanmayacaksınız ama kafamda Yaren’i hayal ediyordum, sanki Yaren’de benimle Hakan Abilerde ve konuşup, sohbet ediyorduk gibi hayal kuruyordum.
Bir sabah uyandık, Fatma Yenge kahvaltı hazırlıyor, Hakan Abi uyuyor, bende Simya bebeğe bakıyordum. Simya’ya bakıyordum dediğpime bakmayın, yanımda Yaren vardı ve Yaren ile bakıyorduk ama Simya yanımda biri olmadan konuşmama şaşırıyordu.
Simya bilmiyordu ki, ben her anımda, her hayalimde, her düşümde Yaren’imi gördüyordum. Az önce mesajlaşmıştık zaten ‘’Hastaneye stajı için gidiyordu’’ ama bana sorarsanız o Samsun’da değildi. Samsun’da O’nu en son gördüğüm üzerinde çiçekler olan Lacivert elbisesiyle yanımdaydı, ama kimse bilmiyordu. Ben Yaren’in hayaliyle konuşuyordum, evdekiler benim ya Simya ile konuştuğumu yada Simya’yı oyalamak için yaptığımı düşünüyorlardı. Aslını bilmiyorlardı, bende anlatamazdım. Deli derlerdi, deli gibi severken deli olmak istemiyordum.
Fatma Yenge ‘’Kahvaltı beş dakikaya hazır, herkes hazır olsun’’ demişti ve Hakan Abi uyanmıştı. Kimsenin görmediği tek kişi hayalimde yanıma oturttuğum Yaren’di. Hakan Abilerin ön cepte camdı ve tüm Amasya manzarasını görüyordu, ben sağıma (cam cepheye yakın kısıma) son gördüğüm elbisesi ile Yaren’i oturtmuş ‘’Şimdi bu camın arkasına, balkona geçeceğiz ve kahvaltı yapacağız. Arada cam olmadan manzarayı doya doya izle, çünkü ben sana bakacağım ve dünyanın en güzel manzarası olan seni izleyeceğim’’demiştim.
Birden arkamdan bir ses geldi ‘’O zaman kahvaltıya geçelim’’, Yaren’in sesiydi ama Yaren karşımda oturuyordu, hayaldi işte senkronize edemiyordum diye düşünürken… Hakan Abi ‘’Efe bi bakar mısın’’ dedi.
Arkamı döndüğümde Yaren’i gördüm, yanıma baktım yanımdaydı da aynı zamanda. Zamanda ve hayalde çığır açmıştım, kişiyi aynı anda aynı yerde iki yere konumlandırabiliyordum, belki de gerçekten deliriyordum.
Diye düşünürken; Fatma Yenge ‘’Efe kız geldi sarılmayacak mısın?'' dedi, inanamıyordum Yaren’in hayalini Onlarda görüyordu diye düşünür… Geldi mi?
Yaren gelmişti, bana sürpriz yapmıştı. Hakan Abi ve Fatma Yengeye ulaşmış ve bana sürpriz yapmıştı. Bacaklarım titriyor ayağa kalkamıyordum, kalbim çarpıyor konuşamıyordum, ya hayalse? Lütfen Tanrı’m lütfen gerçek olsun derken; bana dokundu. Gerçekti…
Gerçekti emindim, çünkü hayallerimde milyonlarca defa dokunmuştum ama bu hissi sadece O yanımdayken hissedebiliyordum, çok mutluydum ve çok şaşkın. Ve çok aşık…
Kahvaltı yaptık, Simya ile oynadık, sarıldık ve öpüştük. Zaman çok güzel geçiyordu ama evdekilere çok kızmıştım ‘’İnsan bir haber verir, en azından çaktırmadan. Belli etmeden de olsa Efe sen bir duşa gir der. Kızın karşısına böyle çıktım.’’ Dedikçe Hakan Abi ve Fatma Yenge gülüyor, Yaren ‘’Ben her halinle sana aşığım’’ diyordu.
Bana sürpriz yapıp, evdekilerin haberi yokken hastaneden izin alıp yanıma gelmişti ve ne isterse yapmak istiyordum. Ne istediğini sorduğumda, kulağıma ‘’Sevişmek istiyorum, hemen duş al çıkalım. Hem hastane önlüğümü de getirdim’’ demişti, bu kız çılgındı ve bu hallerine bayılıyordum.
Hakan abi arabasını vermişti bize, hemen Batuhan’a gidip bir ev anahtarı temin ettik, zamanımız kısıtlıydı ve ikimizde yanıyorduk. Eve girer girmez sevişmeye başladık ve tabi kendimizden geçmiştik, bu sefer Yaren’de bende çığlık çığlığaydık. Ama bu Yaren’e yetmemişti, dışarıda da beraber görülmek ve ‘’Bu adam hala benim’’ demek istiyordu, bunu benden saklamaması ve beni böyle sevmesi çok hoşuma gidiyordu.
Ama Yaren’i otogara bırakmak. Her ayrılıkta olduğu gibi göz yaşlarına engel olamamak, bu güzeli güldürememek içimi acıtıyordu. Yaşadığım en güzel son gündü galiba…
Çünkü sonrası biraz karışık olmaya başladı. Ben bazı nedenlerden İstanbul’a dönmek zorunda kalmıştım. Devamlı konuşuyorduk ama yetmiyordu, çünkü bana zamanında ‘’Gerekirse İstanbul’a dön ben seni beklerim, okulum bitince bir şeyler yaparız’’ diyen kız gitmiş, ‘’Ne yap et Amasya’ya dön’’ demeye başlamıştı. Anlamıştım, uzakta olursam beni istemeyecekti. Hakan Abi’nin dediği gibi ‘’Küçük yaşlarda, büyük laflar edilir, büyük sözler verilirdi’’ ve bunu anlamak içimi acıtmıştı.
Eylül ayına kadar idare ettik. Ama Ağustos ayında Amasya’ya gidip gezmesiyle kafamı karıştırmıştı, Batuhan isimli arkadaşımın kendisine yürüdüğünü söylemişti ve ‘’Görürsün Eylül ayında bize ev vermeyecek’’ demişti. Öyle de oldu, Eylül’de evlerinin dolu olduğunu söylediğinde Batuhan ‘’Acaba Yaren haklı mı?’’ dedim ama Batuhan’a bu tarz bir olayı yakıştıramıyordum. Olmazdı, Batuş bunu yapmazdı, evlerin dolu olması normaldi. Hem yemin töreni vardı hem de okullar açılıyordu.
Biz okulların açılmasıyla başka bir pansiyona yerleştik. Bol bol sevişmemiz ve gezmemiz için bir haftamız vardı. Furkan ile buluşacaktık, bol bol anı biriktirecektik. Hatta birlikte rakı içecektik, ‘’Birlikte rakı içmeyen gerçek aşkı anlamaz demiştin, içelim’’ dediğinde çok sevinmiştim.
Eylül buluşmamız çok güzeldi ama döndüğümde sorunlar başladı. Batuhan ile çok sık görüşüyor ama ‘’Batuhan bana asılıyor haberin olsun’’ demeyi de ihmal etmiyordu. O dönem Batu’nun telefonlarımı açmaması ve birbirlerinin fotoğrafını paylaşmaları beni ilişkiye soğutmuştu. O paylaşımları gören herkes beni arayıp ‘’Efe ne oluyor?’’ diyordu ve ben cevap veremiyordum.
Furkan ile uzun uzun konuşmuştuk ve o dönem Yaren bana ayrılmak istediğini söylemişti. Her şey kafamda oturmuştu ve kabul etmiştim bu isteğini. Ama bu istekten birkaç gün sonra bir paylaşımda beni kalp ile paylaşmış ve ‘’bu nasıl ayrılık ya’’ diyen Kaan Solmaz’a ‘’Bizde böyle’’ diye cevap vermişti.
Bana gelen bazı fotoğraf ve ses kayıtlarından sonra artık bu tarz mesajlar almamak için ayrıldığımızı duyurduğum bir paylaşım yaptım, Kimseyi kırmadan ve üzmeden. Aldığım en iyi karardı, keşke her şeyi orada noktalasaydım.
Çünkü birkaç gün sonra kardeşi Yaren’i aramış ve babasının çıldırdığını söylemiş, arkasından da annesi arayıp ‘’Kızım bize mesaj atıp senin hakkında bir şeyler söylüyorlar’’ demişti. Yaren korkmuştu ve benden yardım istiyordu, halbuki sabah altıya kadar Çamlıkent Sitesinde bir erkekle sevişmişti o gün ama benden yardım istiyordu. Ama ben artık bu olaylara karışmak ve bulaşmak istemiyordum. Yaren babasının Amasya’ya gelip sorun çıkartacağını düşünüyordu ve bana ‘’Ne olur gel’’ diyordu. Gitme imkanım vardı ama gidemeyeceğimi söyledim. Çünkü sadece zordayken beni arayıp beni kullanıyor gibi gelmeye başlamıştı. Annesinin ‘’kızım biz sana güveniyoruz ve tartıştığın kızların bunu yaptığını düşünüyoruz’’ demesi üzerine Yaren rahatlamıştı.
Beni arayıp beni sevdiğini ve hiç ayrılmak istemediğini ve (bir kere daha) ben ne dersem artık onu yapacağını söylemişti ama bu ilişki benim kafamda bitmişti. Ardından Osmanlı Kahvecisine gitmiş ve Furkan’a beni ne kadar sevdiğini ve sorunlarımızı aştığımızı söylemişti.
Furkan beni arayıp;
-Abi, bu kız manyak mı ya? Yaptığı onca şeyden sonra biz İrfanla çok mutluyuz, bizi kimse ayıramaz, biz evleneceğiz diyor.
-Anlamadım Furkan.
-Abi ben anladım, olayı anlattı. Başı sıkışınca kimse arkasında durmadı, dursa dursa bir sen durursun bunu biliyordu. Ama sakın güvenme. Bak son dönemde yaptıklarını bi bilsen. Millet burada ‘’Dün bende kaldı, önceki gün şunda kaldı’’ diye konuşuyorlar. Sen üzülme diye hiç söylemedim bak.
-Furkan, Ekim ayında geleceğim ama ayrılmak için. Merak etme bu ilişkiye artık devam etmeyeceğim.
-Abi inan iyi yaparsın, bu kızın hali hal değil. Senin de başını belaya sokmasın, Allah’ından bulsun.
-Merak etme kardeşim, Tanrı herkese hak ettiği hayatı yaşatmasa da, hak ettiği kişiyle yaşatır. Kişiler de er geç yaptıkları hataların farkında olurlar.
Ekim Ayında Amasya’ya gittim amacım ayrılmaktı. Hatta sevişmek isterse, sevişmeden ayrılmaktı. Erkeklik hormonu mu dersiniz, onca yaptığı şeyden sonra mı yaptım diye düşünürsünüz bilemem ama seviştik. Seviştik dediğime bakmayın, sevgi ve saygı bittiği için; sert bir şekilde ve yalnız kendimi düşünürcesine bir ilişki oldu. Sonrasında okuluna gitmiştik, beni arkadaşlarına tanıştırıyordu ama hiç oralı değildim. Çünkü döndüğümde yine aynı Yaren olacaktı, buna artık emindim, bu olayı defalarca yaşamıştım.
Hatta bir keresinde bana ‘’Turgut’un ev arkadaşı olan Burak Sağlık bana yürüyor, Onlara oyun yapacağım. Burak’ı kendime aşık edip aralarını açacağım’’ demişti. Bende ‘’bu oyunu yaparsan beni unut, O’nu aşık etmek için neler yapacaksın. Benim bunlara göz yumacağımı mı düşünüyorsun?’’ demiştim. İşte kırılma anlarından en büyüğüydü o gün.
Okulda arkadaşlarıyla tanıştık ama ben Meryem Gök ve Ceyda Çalışkan’ı gördüğüm için mutlu olmuştum. O vesile ile güzel arkadaşlarımı görmüştüm. O son günümüzdü ve ben ayrılmak istediğimi söyleyecektim ama Yaren bilmiyordu. Fur kan’dan başkası bilmiyordu.
Ama söyleyemeden ortalık karıştı…