Adana’nın sıcağı, daha nisanın başı olmasına rağmen yazın ayak seslerini çoktan duyurmuştu. Sokaklar sabahın erken saatinde bile ılık bir rüzgârla dolaşıyor, güneş perdelerin arasından içeri süzülüp odaları yaza hazırlıyordu. Kış boyunca hem yorgunluk hem sıkıntı birikmişti; bu yüzden Şirin için Artvin’e gitmek bir tatil gibi geliyordu. Ama tatilden çok daha fazlası vardı, Mine. Cihan sık sık gidip kızını görüyordu ama Şirin uzun zamandır ilk kez Artvin’e gidecekti. İçinde garip bir çarpıntı vardı. Özlemle sevinç birbirine karışmıştı. Mine sağlığına kavuşmuştu, yüzüne tekrar renk gelmişti. Doktor izin verirse onu alıp Adana’ya dönme ihtimali bile Şirin’in içini kıpır kıpır yapıyordu. Ama bir kenarda ince bir tedirginlik de vardı. Gülçin… Her ne kadar tedavi görüp toparlanmış olsa da ge

