24

757 Kelimeler

Yanımda yürüyen Ömer’in yüzünde tuhaf bir ciddiyet vardı. Arabayı sessizce sürdükten sonra sadece tek bir şey demişti: “İçeri girince, hiçbir şey sorma. Asaf konuşursa duyarsın, konuşmazsa… sadece yanında ol.” Asaf’ın nerede olduğunu söylediğinde ilk hissettiğim şey öfke değil, suçluluktu. Çünkü bu kaçış, sadece onun değil… aynı zamanda benim de kararımdı. Ben sustum. O gitti. Beton merdivenlerin soğuk basamaklarında ilerlerken her adım, içimdeki geçmişe bastı sanki. Ömer, kapının önünde durup bana döndü. Gözleri yumuşaktı. “Hazır mısın?” Hazır mıydım? Bilmiyordum. Ama artık kaçmak istemiyordum. Başımı salladım. Kapıyı yavaşça açtı. İçerisi sessizdi. Tozlu kitapların, eski ahşabın ve yorgunluğun kokusu karışıyordu havaya. Odanın köşesinde, pencerenin hemen yanında… Asaf oturuyordu.

Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE