Uçak gece yarısına doğru piste indiğinde, Ceren camdan dışarı baktı. Karanlığın içinden parlayan sarı ışıklar, yol kenarındaki lambalar ve uzaktan görünen dağ siluetleri, ona İstanbul’un hareketli gecelerinden çok farklı bir manzara sunuyordu. İçinde tanımlayamadığı bir sıkışma hissetti. ‘Ne işim var burada?’ diye düşündü. ‘Bu sadece formalite bir nişan… Ama yine de Serdar’ın ailesiyle tanışmak, başka bir şey. Çok gerçekçi’ Yanında oturan Serdar, her zamanki gibi sessizdi. Sert çizgili yüzünde bir asker disiplininin getirdiği soğukkanlılık vardı ama parmaklarının uçları koltuk kenarını sıkarken titrediğini Ceren fark etti. “Sen de gerginsin,” dedi alçak sesle. Serdar başını ona çevirmeden sadece “Annem hasta… Onu üzmek istemiyorum,” dedi. Uçaktan indiklerinde gece rüzgârı yüzlerine çarp

