Karanlık

908 Kelimeler
Tam 1 haftadır karanlık şatoya açılan kapıyı bulmak için çabalıyordu,Aleck. Oraya açılan kapı sanki yok olmuş bulunmamak üzere mühürlenmişti. Cadılar, büyücü elfler herkesin tek amacı prens ve prensesi biran evvel o kötülük çukurundan çıkarmaktı. Keily ise acısını içine gömmüş yaşıyan bir ölüü gibi boş gözlerle onu her zaman mutlu eden gül bahçelerini izlesede yaşayan bir ölüden farksızdı. Gündüzleri susuyor, geceleri ise bebeklerinin hasretiyle kabuslarla uyanıyordu Aleck onu sakinleştirmek için çabalasada sevdiği kadın gün ve gün kötüleşiyordu.  "Tristan, şu lanet kapıyı neden bulamıyoruz. Keily o hiç iyi değil. Sanki yaşayan bir ölü. Delirmek üzereyim yavrularım o lanet soysuzların elinde" derken Aleck ellerinin altındaki masayı büyük bir öfke ile duvara çarpmış ve parça parça etmişti. Canı yanıyordu. Bedenen değil ama bir baba olarak ruhu parça parçaydı. Bir kez bile görmediği bebekleri için oda yavaş yavaş ölüyordu.  "keily birşeyler yemelisin" kraliçe günlerdir bir lokmada olsa kızının yemesi için uğraşıyordu.  "canım istemiyor" keily o kadar güçsüzdü ki sesi fısıltı gibiydi. Gögüsleri bebeklerine veremediği süt için sızlıyordu. Annesinin ısrarıyla yemeye çalışıyordu. Çünkü en büyük korkusu sütünün kesilmesiydi. Onları emzirememek.. . Dolan gögsünün acısını onu boş boş sagarak dindirsede bazı günler acı dayanılmazdı. Yemediği günlerde sütü neredeyse kesilmişti. Yaşadığı o korku yla o kadar ağlamıştı ki. Ashley onun yemediği için böyle olduğunu anlatmış ve onu sakinleştirmişti. Yemrsi gerektiğini uzıun uzun anlatmış ve kızını ikna etmişti.  "yine de yemelisin biliyosun yoksa..." dediğinde keily demek istediğini anlamıştı. Bir kaç lokmada olsa yemişti sadece bebekleri için.  Aleck kapının eşiğinde rengi günden güne solan karısını izliyordu. Bir kaç lokmada yese bu onun için paha biçilmezdi. "Aleck..."Aleck karısını kolları arasına çekip sımsıkı sarılmıştı. İkisininde acısının tarifi yoktu. Acıları birdi. Uzun uzun sarılmak Keily asla bırakmak istemiyordu. Onu o kadar uzun süre beklemişti ki. Onun kayıp parçasıydı. Ve tam tamamlanmışken bu acı artık dayanılmaz olmuştu. İlk kez bir aile olmuşlardı. Aleck derin düşüncelere daldığı sırada odaya ışınlanan birinin varlığını hissetmişti. Tristan...  " Aleck, Keily... "odanın kapısında aniden beliren kral Tristan heyecanlı ve mutluydu. Yoksa... İkisininde kalbi deli gibi atıyordu. Sonunda en sonunda bekledikleri haber gelmişti.  " yoksa... Baba!! "tristan başıyla onaylamıştı. Sonunda Keily nin içindeki umut yavaş yavaş filizlenmiş yeniden nefes aldığını hissediyordu. Kalbi deli gibi atıyordu.  " Portalı bulduk Aleck"Aleck birşeylerin ters gittiğini hissediyordu. Uğursuz bir hava kaplamıştı sanki odayı neyse ki Keily bunu hissedebilecek kadar yaşlı ve güçlü değildi. , Tristan ın birşeyler söylemek istediğini anlamıştı. Eski dostunun endişesini hissetmişti.  "keily dinlen yakında bebeklerimize kavuşacağız ve güçlü olmalısın onlar için" derken eşi ilk kez gülümsemişti. İkisi gülümseyerek odadan çıktıklarında Tristan kızına ufak bir büyü yapmış ve uyutmuştu.  Kral tristan ve Aleck keily nin duyamayacağı bir mesafeye geldiklerinde Tristan ağzındaki baklayı çıkarmıştı.  "büyük bir savaş olacak eski dostum. Cadılar ve müttefik orduları savaşmak için hazır." Bu Aleck in umrunda değildi. O cadı hayatının hatasını yapmıştı.  "portalı aç tristan. Ordumun biran önce buraya gelmesi gerekiyor. O cadı kurt krala ve ruhuna savaş açtığına pişman olacak"  Ertesi gün portal tüm gücüyle kurt krallığına açılmıştı. Marcus un önderliğinde devasal bir ordu tüm ihtişamıyla krallarına selam durmuştu. Elfler hayatları boyunca bu kadar büyük bir orduyu belki de ilk kez görüyorlardı. Aleck in tüm dost krallıkları, uzak diyarlardaki kurt yoldaşları hepsi bugün buradaydı. Küçük elf çocuklar gördükleri devasal askerler karşısında korkuyla ve hayranlıkla annelerinin arkasına saklanmış manzarayı izliyorlardı. Genç elf askerleri ise daha önce kurt asker görmelerine karşın ilk kez hayranlıkla izliyorlardı. Hepsi alfaları için gelmişlerdi.  Aleck gururla dostlarını karşıladı. Uzak eyaletteki kuzenleri buradaydı. Onlarla iyi anlaşamamış olsada ailesi yanındaydı. Gururla yanlarına yürüdü.  "şu ihtiyarlara gelmemelerini söyledim ama yine de ısrarla buradalar" marcus sırtına inen güçlü bir yumrukla olduğu yerde öksürürken kahkaha atmayı ihmal etmiyordu. Kuzenı john ise öfkeylede olsa homurdanıyordu.  "ah şuna bak genç marcus sen kısa tüylü kıçınla ortalarda koşarken ben savaşıyordum, evlat diyerek kral Aleck i tüm saygısıyla selamlamıştı"  " burda olduğun için gururluyum john" derken kuzenini kucaklamıştı.  "tabi ki burda olacaktım. Seninle anlaşamazsakta biz bir aileyiz ve yavrularını o lanet cadılardan geri alacağız. Kimse kurtlarla baş edemez" diyerek ordusuna seslendiğinde askerlerde aynı çoşkuyla karşılık vermişti.  Aleck in varislerinin kaçırılması anında duyulmuş tüm kurtlar öfkeyle geceye ulumuşlardı. Kurtlar bir aileydi ve aile korunmalıydı. Kurt lordlar prens marcusa hazır olduklarını habercileriyle bildirmiş, marcus ta ordularını hazırlamalarını ve krallığa gelmelerini emretmişti ve şimdi de burdalardı, krallarının yanında.  "kraliçemiz nerede burda olmalı ve orduyu savaşa yolcu etmeli geleneklerimize göre." john kadim ve eski kafalı geleneklere bağlı bir lorddu.  "buradayım lordum." keily tüm ihtişamıyla bir savaşçı gibi dimdik merdivenlerdeydi. Askerler aynı anda yumruklarını sol gögüslerine götürmüş saygıyla kraliçelerini selamlamışlardı. Keily nin gördüğü en muhteşem şeydi bu. Aleck karısını güçlü ve ayakta gördüğü için çok mutluydu. Artık tam anlamıyla hazırdı.  Keily, Aleck in yanında yerini almıştı. Savaş için hazırdı. Kesinlikle geride kalmayacaktı.  "sizi yolcu etmeme gerek yok lordum. Sizinle geleceğim." Aleck itiraz etmek istesede Keily kesinlikle dinlemeyecekti.  "işte tam bir kraliçe" derken john kraliçeye daha fazla saygı duyuyordu artık. Onun nazik güçsüz bir elf olduğunu düşünürken o tam bir savaşçıydı.  "kurtları selamlarım. Ben ve elf ordusu kurtların yanında olacak." kral Tristan ve beraberindeki savaşçı elf ordusu oklarını kuşanmış savaşa hazırlardı.  "elf okçuları... Şimdi yenilmez olduk." lord john mutlulukla kahkaha atıyordu.  "karanlık şatoya yakın bölgeye portal açılacak büyücüler ordularınızı hazırlayın." kral Tristan ın emriyle büyücüler portalı açarken ordular hizalanmış ilerliyordu.  Keily, annesine sımsıkı sarılmıştı. "torunlarımı almadan sakın dönme küçük hanım Kevin ın arkadasa ihtiyacı var. Şimdi git ve Kraliçe Ashley nin kızı olduğunu göster." Keily son kez annesine sımsıkı sarıldı,ağlamayacaktı. "ben senin kızınım ve asla pes etmem anne" diyerek onu bekleyen eşinin yanında yerini almıştı.  Portal yavaş yavaş açılıp ordu ilerlerken onları bekleyen büyük savaş şimdi başlıyordu. 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE