BÖLÜM 41: AYRILIK RÜZGARLARI Mert'in kolları, bir sığınak kadar güçlü, bir mezar kadar hareketsizdi. Gece boyunca, "Dayan, Deniz," diyen fısıltısı kulağımda çınlamış, ama her seferinde Ali Kerem'in kapalı kapısının ardından gelen sessiz hıçkırıklar, bu sözleri anlamsız bir ezgiye dönüştürmüştü. Sabahın ilk ışıkları perdelerin arasından süzülürken, hissettiğim tek şey, kemiklerime işlemiş bir soğukluktu. Mert uyandığında, gözlerimdeki boşluğu hemen gördü. "Nasılsın?" diye sordu, sesi sabahın o ilk haliyle. Cevap veremedim. Sadece, yataktan kalkıp, Ali Kerem'in kapısına doğru yürüdüm. Hala kilitliydi. Alnımı soğuk tahta dayayıp, onun nefes alış verişlerini duymaya çalıştım. Hiçbir şey. Sessizlik, bir yumruk gibi indi üzerime. "Kahvaltı hazırlayayım mı?" diye sordu Mert arkamda, işe gitme

