BÖLÜM 40: SİNSİ GÖLGELER Mert'in kollarında uyandığım o sabah, bedenimiz birbirine karışmış, nefeslerimiz senkronize olmuştu. Gece boyunca hissettiğim güven ve huzur, odanın içini ısıtan altın bir ışık gibiydi. Ta ki Ali Kerem'in odasından gelen, boğuk bir ağlama sesi duyulana kadar. Kalp atışlarım göğsümde çırpınan bir kuşa dönüştü. Mert'le aynı anda fırladık. Koridora koşarken ayaklarım yerden kesilmiş gibiydi. Oğlumun kapısını açtığımda gördüğüm manzara kanımı dondurdu. Ali Kerem yatağının ortasında, gözleri korku ve reddedişle dolu, sessizce ağlıyordu. Onun yanında, saçlarını okşayarak oturan kişi ise Mert'in annesi, Gülten Hanım'dı. Üzerinde, ziyaretine dair hiçbir iz taşımayan, özenli bir takım elbise vardı. Nasıl içeri girdiğini, ne zaman geldiğini anlamamıştım. Kapı zili çalmamı

