Ardıl içimden çıktığında istem dışı bir sızıyla inledim. Acıyordu vallahi her yerim. O an tek düşünebildiğim buydu. Adam da beni bir türlü bırakmıyor, gördüğü her yerde sıkıştırıyordu. Şimdi ben burada nasıl olur da ders veririm diye düşünüyordum. Her baktığım yerde bir izimiz vardı. Eğer sürekli aklımda olmak için yapmadıysa ben de bir şey bilmiyordum. Kocam önce beni giydirdi. Giydirirken sevmeyi de ihmal etmedi. O yorgunluk ve tatlı sızı arasında, onun bu özenli hali hoşuma gitmişti. Ardından kendi giyindi. Elimi tutup dışarı çıktığımızda soğumuş hava ile ürperdim. Ardıl fark edip beni hızla kolları arasına sıkıştırıp arabaya sürükledi. Kızlar araba da çene çalıyordu. Bizi görünce hepsinin yüzünden bilmiş bir ifade geçti. Sanki gülmemek için kendilerini zor tutuyorlardı. Sevil’in yüz

