AMARE | 5

784 Kelimeler
Çantamdan anahtarımı çıkarıp kapıyı açtım ve yavaşça içeri girdim. Annemle babam içeride oturuyorlardı. Onlara hiç bakmadan merdivenlere yöneldiğimde annemin sesiyle olduğum yerde kaldım.   "Yarın gelip seni isteyecekler. Nişan ve düğün hemen ardından olacak." Bu acele neydi?   "Ben hiçbir şeyle uğraşamam her şeyi kendiniz halledin."   "Bir kez evleneceksin, her şeyin en güzelinin olmasını istiyorum!" Ne kadar da önemsiyordu mutluluğumu(!)   "Anne hiçbir şey olmamış gibi bir de evimi mi dizeceğim?"   "Evet tam olarak öyle yapacaksın. Yarın alışverişe çıkıyoruz.” Göz devirdim, gerçekten sabrımı sınıyorlardı. Merdivenlerden yukarı çıkıp kendi odama girecekken abimin odasına baktım. Derin bir nefes alarak adımlarımı odasına yönlendirdim. Kapıyı çalınca içeriden "gir" diye bağırdı. Kapıyı açıp içeri girdiğimde yatağında uzanmış televizyon izliyordu. Gözleri bana kaydığında bakışlarını hızla çevirdi. Usulca yaklaşıp yatağa oturduğumda abime döndüm.   "Abi, yardım et ne olur…" Yattığı yerde doğrulup bana sıkıca sarıldığında tuttuğum hıçkırıklarımı serbest bıraktım. Dayanamıyordum artık, yaşadıklarım ağır geliyordu. Beş dakika boyunca sarılıp ağlamıştım ona. Ağlayışım dindiğinde geri çekilip gözlerime dolu gözlerle baktı.   "Yapamam Lalin, yapamam. Bu evlilik olmak zorunda elimden başka bir şey gelmiyor." Sinirle ayağa kalkıp parmağımı ona doğrulttum.   "Se-sen varya iğrenç herifin tekisin! Sevgilim olduğunda sinirden kuduran abim şimdi zorla olacak bir evliliğe sessiz kalıyorsun! Senden bunu beklemezdim. Hepinizden nefret ediyorum beni böyle bir şeye zorladığınız için!” Bir şey demesini beklemeden hızla odasından çıkıp odama girdim.   Kıyafetlerimi değiştirip yatağa uzandım ve telefonumu elime aldım. Ağlamayacaktım, beni yıpratmalarına izin vermeyecektim. Bir an önce şu düğün olsa da kendi evimde tek başıma huzurla yaşasam diye düşünüyordum. Sonuçta evlenince aynı evde kalmazdık, değil mi? Düşüncelerime son verip gözlerimi kapattım, bir an önce uyumak istiyordum.     "Lalin uyan hadi çıkıyoruz!” Yine başlıyoruz!Gözlerimi hafifçe aralayıp başucumdaki saate baktım. 08.37. Göz devirip yataktan kalktım ve kapıyı açıp anneme baktım.   "Erken değil mi?"   "Kızım işte bu hafta evlenmiş olacaksın her şeyi aradan çıkaralım gelinlik, kıyafet, nişan elbisesi, beyaz eşyalar, mobilyalar, bir sürü işimiz var!” Göz devirdim. Bu kadar şeyi birkaç günde nasıl halledebilirdik ki?   "Poyraz?"   "Damat bey de babasıyla ev almaya gidecekmiş." Kısa bir sürede hazırlanıp evden çıkmıştık. Bir iki saate beyaz eşyaları ve mobilyaları halletmiştik. Evimin her yerini mat siyah döşeyecektim.   "Kızım siyah siyah içim karardı!" Omuz silktim, ben böyle istiyordum. Sıra kıyafetlere gelmişti. Mağazaya girip abiyelerle dolu askılara kusmak istermiş gibi baktım. Ben bunları giymezdim ki! Mağazada ileri geri dolaşıp vakit öldürürken gözüme bir elbise takıldı. Yanına gidip incelediğimde gerçekten hoşuma gitmişti. İnce askılı, düz siyah, kısa bir elbiseydi. Arkasında sırt dekoltesi vardı ve çapraz ip geçiyordu.   Hoşuma giden tek şey bu elbise olduğu için hiç düşünmeden askıdan alıp kasaya gittim. Sıra beklerken annem eliyle simli bir elbise gösterdi. Suratımı buruşturup elimde tuttuğum elbiseyi salladım. Göz devirip ödemeyi yapmamı bekledi.   Nişan elbisesi de aldıktan sonra gelinlik bakmaya gittik. İstemediğim bir evlilik olduğu için hevesim kalmıyordu. Annemin zoruyla bir iki gelinlik denedikten sonra elime bir gelinlik daha alıp zar zor giyindim ve kabinden çıkıp annemin yanına gittim. Gözleri ışıldarken dönüp aynaya baktım, gerçekten harikaydı.   Sade bir gelinlikti. Üst kısmı belime kadar dardı ve derin göğüs dekoltesi vardı. Aşağısı kabarık değildi gayet sade bir gelinlikti. Beyazlığı gözümü alıyordu. Eteklerinde işlemeler vardı ve çok şık duruyordu.   "Tamam bu olsun.” Dedikten sonra kabine yöneldim. Arkadan gelinliğin fermuarını açıp zorla çıkardım ve kendi kıyafetlerimi giyip kabinden çıktım. Annemin hıçkırıklarını duyunca kaşlarımı çatıp anneme döndüm. Eliyle ağzını kapatmış ağlıyordu.   "Neden ağlıyorsun?" Dedim şaşkınca.   "Özür dilerim minik bebeğim. Böyle bir şey yapmak zorunda kaldığın için gerçekten çok özür dilerim ama elimden bir şey gelmiyor ne olur affet beni…” Gözlerim dolmaya başlarken kendime gelip anneme yaklaştım ve ellerini avuçladım.   "Anne ağlama. Senden tek bir şey istiyorum, bana sebebini söyle…” Başını iki yana sallarken gözlerini sildi.   "Zamanı gelince." Dedi ve gelinliğin ücretini ödemek için kasaya gitti. Sinirle gözlerimi kapattım. Annemle bir iki mağaza daha gezip ihtiyaçları tamamladığımızda akşam olmuştu. Bir restoranda karnımızı doyurduktan sonra otoparka doğru ilerledik. Çantaları bagaja koyduktan sonra tam sürücü koltuğuna gidecektim ki annem beni durdurdu.   "Bir şey almayı unuttuk gel hemen!”   "Ne unuttuk ya aldık ya her şeyi?” Elimden tutup otopark çıkışına sürükledi. Göz devirip ona eşlik ettim. AVM'ye gidip iç çamaşır satan bir mağazanın önüne geldiğimizde gözlerimi kaçırdım. Ciddi misin anne?   "Ya anne saçmalama ne iç çamaşırı!”   "Şişt gel bakayım buraya!” Gözlerimi sinirle kapatıp ellerimle yüzümü sıvazladım. Annem çoktan dükkana girmiş bir iki takım seçmişti bile. Seçtiklerine bakınca ağzım açıldı.   "Anne ne yapıyorsun ya! Giymem ben bunları. Sanki normal evlilik yapıyormuşum gibi davranma, aramızda öyle bir şey olmayacak!”   "Tamam hadi bir iki takım seçte gidelim. Normal zaman da kullanacaksın sonuçta.”   "Anne almayacağım!”   "Valla çenem durmaz, al!” Oflayarak bir iki göz gezdirdim. Siyah iki tane takım aldım elime. Nasıl olduklarına bakmamıştım bile. Annem aldıklarını kasaya götürüp öderken telefonuma mesaj gelince elime aldım. Bilinmeyen bir numaradandı.   "Duyduğuma göre alışverişteymişsin, iç açıcı şeyler almayı unutma."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE