Elif bir sağa bir sola dönerken derin bir offf çekti. Hızla üzerindeki yumuşacık, tüylü battaniyeyi yana savurdu. O hayatında ilk kez bu kadar lüks bir oda görmüştü ki kendisine hizmetçi odası tahsis edilmişti. Karnı da kazınmıştı, çok acıkmıştı mutfağa gidip ekmek arası bişeyler yapsa kimse farketmez diye düşündü.
Üstünü hala daha değişmemişti sanki giysileri onun koruma alanıydı ve değiştirmek istemiyordu. Parmak uçlarında yürüye yürüye koridora çıktı, mutfak girişin yanındaydı. Neyse ki hemen bulmuştu. Etrafta kimsecikler yoktu. O adamda odasına kapanmıştı anlaşılan. Hızla mutfağa süzülüp yiyecek aramaya başladı. Aslında başkasının evini böyle karıştırıp buzdolabını açmak doğru değildi ama çok acıkmıştı. Hemen köşede bulunan ekmek sepeti dikkatini çekti bir dilim yese yeterdi zaten. Hiçbir zaman midesi doyaraktan bir masadan kalkmamıştı taaa çocukluğundan alışıktı.
Ekmek alırken arkasında sıcak bir nefes hisseti ,hızla irkilip çığlık attı.
Emir huysuzca konuştu ‘’ne bağırıyorsun kızım kulağımın dibinde!’’
Kızın gözlerindeki korkuyu görünce rahatsız olduğunu hissederek biraz geri çekildi.
‘’S-sende bir anda gelince korktum ben.’’
‘’Konuşucaz seninle ama önce karnını doyuralım.’’
Adamın çok değişik bir kokusu vardı, kahve kokuyordu ve birazda alkol. Belli ki içmişti ama hiç sarhoş gibi bir hali yoktu.
‘’Yook ben bakınıyordum öyle pek aç değilim .’’ Elif utancından yalan söylemişti , açlıktan başı dönüyordu.
‘’Kızım fare gibi ekmek kemirerek mi doyacaksın zaten 30 kilo bişeysin.’’
‘’Geçç hadi masaya otur’’
Elif sanki suç üstünde yakalanmış bir çocuk gibi ellerini önünde birleştirip usulca masaya oturdu, adamın ona kızdığını düşündü. Ama Emir seri hareketlerle dolabı açtı içinden bişeyler çıkarıp ustaca tezgaha dizdi. Tavuk ve makarna sever misin diye sordu.
‘’Zahmet etmeseydiniz ben çok aç değildim zaten’’ diye utangaçça konuştu.
‘’Bak Elif bidaha yalan söylersen bozuşuruz. Benim evimde benim kurallarıma alışmaya bak.’’
Ustaca tavukları doğrayıp makarnayı haşlamaya başladı. Bu adamın eline her şey yakışıyor gibiydi. Hızlıca yemeği hazırlayıp Elif’in önüne tabağı bıraktı. ‘’Al bakalım beğenecek misin?’’
Karşısına da kendi oturup bir sigara yaktı. Elif ise ufak ufak yemeğe çalışıyordu. Ama hayatında bu kadar güzel yemek yememişti. Bu adam gerçekten işini biliyordu. Üzerindeki bakışların ağırlığından yemek çok zordu Emir de bunu farkedip ayaklandı. Ben salondayım bitince gelirsin deyip içeri geçti.
Adam salona geçince derin bir nefes aldı. İlk kez biri ona bakmadan, acele ettirmeden yemek yiyordu. Tabağı bitirdiğinde midesi değil sanki içi de dolmuştu. Çatalı yavaşça bıraktı, etrafına bakındı. Bu ev ona ait değilmiş gibi geliyordu; fazla temiz, fazla sessiz, fazla… güvenliydi.
Tabağı alıp lavaboya koydu.
Elif parmaklarını eteğine silerek salona geçti. Emir koltuğa yaslanmış, sigarasını küllüğe bastırıyordu. Gözleri yorgundu ama sert değildi artık.
Otur, dedi kısaca. Karşındaki koltuğu işaret etti.
Elif oturdu. Yine ellerini önünde birleştirmişti. Emir bunu fark etti, kaşlarını çattı ama bir şey demedi. Zamanla bu kızın kendine güvenini yerine getirecekti.
‘’Elif’’ dedi sonunda. ‘’Buraya niye geldiğini biliyorum. Gidecek yerin olmadığını da.
Bir an durdu. Seni sokakta bırakacak halim yok.’’
Elif başını kaldırdı, gözleri dolmuştu ama ağlamadı. Alışkındı. Emir devam etti:
‘’ Bu evde yardımcılarım var. Sende onlardan birisi olacaksın. Temizlik, düzen… herşeyle ilgileneceksin. Gözümün önünde olmanı isterim.’’
Ses tonu netti.
‘’Maaşını alacaksın. Kimliğin yoksa hallederiz. Üstün başın, yemeğin, doktorun… hepsi benden.’’
Elif irkildi. Bu laflar onu kırmıştı, aciz hissetmişti.
‘’Ben sadaka istemiyorum, ‘’dedi kısık bir sesle.
Emir hemen karşılık verdi.
‘’Kimse sana sadaka vermiyor. Çalışacaksın. Hak ettiğini alacaksın. Ayrıca beni birini öldürürken gördüğün detayını da unutmayalım gözümün önünde olacaksın. Bunu karşılıklı çıkar ilişkisi gibi düşün.’’
Sessizlik oldu. Saatin tik tak sesleri duyuluyordu. Elif dudaklarını ısırdı.
‘’Ya… yanlış bir şey yaparsam?’’
Emir hafifçe güldü, ama gülüşünde alay yoktu. Soğuk bir katilin gülüşüydü bu.
‘’O zaman sana gerçek bir bedel ödetirim.’’
Ayağa kalktı, iri adımlarla kapıya yöneldi.
Yarın erken kalkıyoruz. Sabah sana evi gezdiririm. Kurallarım var, Elif. Ama merak etme… adil kurallardır.
Kapıdan çıkmadan önce durdu.
‘’ Bir de… burada kimse sana bağırmaz. Kötü davranamaz. Alışman zaman alabilir.’’
Elif olduğu yerde kaldı. Gözlerinden bir damla yaş sessizce yanağına süzüldü. İlk kez biri ona “alışman zaman alabilir” demişti. İlk kez kaçması gerekmeyen bir gece vardı.
Elif odasına çıktığında kapıyı usulca kapattı. Derin bir nefes aldı adamın öyle bir enerjisi vardı ki istemsizce nefesini tutmuştu. Üzerindeki kıyafetler hâlâ sokağın kokusunu taşıyordu; soğuk, toz ve eski bir hayat gibi. Aynaya baktı. Yüzü solgundu, saçları birbirine girmişti. Kendini bu evde hâlâ misafir değil de, fazlalık gibi hissediyordu.
Banyoyu açtığında sıcak suyun sesi onu bir an durdurdu. Küçük bir banyoydu ama tertemizdi. Havlular bembeyazdı. İlk kez kendine ait olmanın hissi çöktü içine.
Duşun altına girdi. Sıcak su omuzlarından akarken gözlerini kapattı. Günlerdir biriken yorgunluk, korku, açlık… hepsi yavaş yavaş üzerinden akıp gidiyormuş gibi hissetti. Dizlerini karnına çekip bir süre öylece durdu. Ağlamadı. Sadece nefes aldı. Uzun uzun.
Duştan çıktığında aynadaki kız biraz daha başkaydı. Hâlâ zayıf, hâlâ ürkekti ama yüzünde silik de olsa bir canlılık vardı. Saçlarını kurulayamadı, havlunun içine sarıp odasına döndü. Dolabın kapağını açtığında içi şaşkınlıkla doldu.
Çeşit çeşit etiketi üzerinde duran çok güzel kıyafetler vardı. Adam herşeyi düşünmüştü. İç çamaşırı bile vardı ve baya cüretkârdılar. Tamda kendi bedenine uygun olarak seçilmişti. Elifin yüzü kızardı. Dolaptan bir pijama giyip kendini uykunun derin kollarına bıraktı.
Güneş perdelerin arasından sızarken gözlerini araladı. İlk defa böyle rahat bir uyku çekmişti.Bir an nerede olduğunu hatırlayamadı. Sonra bu oda, mis gibi kokan çarşaf, kuş tüyü yastık… Hızla doğruldu. Bu evde ilk sabahıydı. Üzerini aceleyle toparladı, dolaptaki taytlardan ve bluzlardan birini hızla üzerine geçirdi. Tayt oldukça dardı tüm hatları çok belirgin belli oluyordu değiştirmeyi düşündü ama aşağıdan gelen tıkırtı sesleriyle hemen odadan çıktı. Koridorda kabaran saçlarını parmaklarıyla düzeltmeye çalıştı.
Mutfağa indiğinde iki kadın fısıldaşarak konuşuyordu. İkisi de orta yaşlıydı; biri kısa boylu, keskin bakışlı, diğeri daha yumuşak yüzlüydü. Elif’i görünce sustular.
Sen yeni kız olmalısın, dedi yumuşak yüzlü olan. Ben Hatice.
Ben de Nermin, diye ekledi diğeri, Elif’i baştan aşağı süzerek.
Elif utangaçça başını salladı.
Elif bende memnun oldum.
Hatice lafa girdi .
Hadi o zaman Elif kızım sen kahvaltılıkları masaya taşı emir bey çoktan uyandı.
Adamın ismini duymak bile içini ürpertmişti. Tam o sırada ısrarla kapı çalındı. Elif hızla kapıya koşup açtı. Karşısında bacak boyu kendi boyu kadar olan ultra mini etekli sarışın koca göğüslü güzel bir kadın vardı. Elifin omzuna çarpıp hızla içeri geçti. Bu kadın onu görmezden gelmişti sinir oldu ama her zamanki gibi sessiz kalmıştı. Evin havası bir anda değişti. Yüksek topuk sesleri evin içinde yankılanıyordu. Ardından şuh bir kahkâha attı. Sarışın, bakımlı, kendinden emin kadın buraya emir için gelmişti. Elinde pahalı bir çanta, üzerinde Elif’in hayatında sadece vitrinlerde gördüğü türden bir elbise vardı.
‘’ Emirrr’’ diye seslendi neşeyle. Ben geldim!
Bu kadına daha fazla dayanamayacaktı. Mutfağa geçti . Eli istemsizce tezgâha tutundu. Kalbinin neden hızlandığını anlamadı ama içi sıkıştı. O sırada Emir merdivenlerden indi. Üzerinde koyu renk bir gömlek vardı, uykusuz ama her zamanki gibi kontrollü.
‘’ Ne işin var bu saatte, Sera? ‘’dedi, sesi sakindi.
‘’Özledim, diye gülümsedi sarışın kadın. Hem dün de aramadın.’’
Sera’nın bakışları mutfağa kaydı, Elif’e takıldı. Sanki onu yeni farketmiş gibi yapıp kaşlarını hafifçe çattı.
‘’Aaa… yeni hizmetçimi bu.’’
‘’Yardımcım’’ dedi üstüne bastırarak.
“Elif” ismini Emir’in ağzından duymak, Elif’in göğsünde tuhaf bir sıcaklık bıraktı. Sera ise dudaklarını büzdü, süzerek baktı.
Çok gençmiş, dedi hafif alayla.
Elif başını eğdi. Nermin dudaklarının kenarıyla gülümsedi; sanki beklediği bir şey olmuştu. Kadın bu yeni gelen kızı sevmemişti.
Gün ilerledikçe Elif evi gezdi, iş bölümünü öğrendi. Hatice ona yardımcı oldu ama Nermin ve özellikle Nermin’in kızı nazlı… bakışları sertti. Nazlı yirmilerinin başındaydı, evde annesine yardım ediyordu. Emir ne zaman görünse, nazlının yüzü değişiyor, sesi yumuşuyordu.
Şurayı silerken dikkat et, diye Elif’e çıkıştı nazlının bir ara. Emir Bey toz sevmez.
Ben… dikkat ederim, dedi Elif sessizce.
Akşamüstü Sera hâlâ evdeydi. Emir’le salonda oturuyor, kahkahalar atıyordu. Elif mutfaktan sesleri duydukça içi burkuluyordu. Neye üzgün olduğunu bilmiyordu ama rahatsızdı. Tabağı tezgâha biraz sert koydu.
Hatice bunu fark etti.
Alışırsın, dedi fısıldayarak. Bu evde çok şey görürsün ama bizim görevimiz sessiz kalmak.
Akşam yemeğinde gerilim masaya da yansıdı. Servisleri Elif yapacaktı. Diğerleri odalarına çekilmişti. Sera, Emir’e doğru eğilip bir şeyler fısıldadı. Kızın eli masanın altında adamın mahrem yerlerine gidiyordu. Bu kadın çok arsızdı. Emirde onu durdurmuyordu.
Bunu gören elifin midesi burkuldu. Çorbayı koyarken eli titredi, çorba hafifçe seranın bacağına damlamıştı.
Sera cırtlak bir çığlık attı.
‘’Seni beceriksiz sünepe napıyorsun sen sürtükkkk!’’
Elifin gözleri hızla doldu. Bu kadın kim oluyor da ona sürtük diyordu. Onun için hassas olan kelimelerden biriydi bu. Sinirden eli ayağı titremeye başladı.