Tünel

1622 Kelimeler
   Kara bulutların üzerinde dolandığı Galie şehrini kasvetli bir hava esir almıştı. Hayvanlar şiddetli fırtına ve yağmurdan saklanacakları güvenli bir yer arıyordu. Fırtına o kadar şiddetliydi ki harabe evleri akıntıda su üzeride süzülen birer gemi gibi şehrin dışına doğru götürüyordu. Kris bir an için durdu. Suda yüzen tahtaları görünce aklına annesi gelmişti. Aşk girdabının içerisinde mahsur kalınca annesini unutmuştu, kendisinden çok utanıyordu. Annesinin ondan başka kimsesi yoktu, nasıl böyle bir hataya düşmüştü. Ayka'ya doğru döndü ve ona uzunca baktı. Gerçekten hayatının aşkımıydı. Yoksa Ayka için o bir takıntımıydı. Kris ,'' Biliyorum şuan, şu durumda isteyeceğim şey sana pervasızca gelecek ama annem evde tek başına kalıyor, sana hayatımı, yaşadıklarımı anlatmayı çok istedim ama beni bırakmandan çok korktum. Ben, beni sevmene aşık oldum. '' Dedi. Ayka, Kris'in elini sıkıca tuttu ve'' Hadi annenin yanına gidelim. '' dedi cesurca. Ama bu fırtınada eve nasıl gideceklerdi. Rüzgar bir insanı kilometrelerce öteye sürükleyecek kadar kuvvetliydi. Patron ıslanmış tütününü sararken, öksürerek,'' Kris babanın gizli tünelinden sana bahsetmiş miydim ? '' Eski günlerde Kris'in babası ve patron çok yakın arkadaşlardı ve meyhaneyi birlikte işletiyorlardı. Kris'in annesi sürekli eve geç gelen babasına sitemde bulunurmuş bu yüzden babası ev ile meyhane arasında gizli bir tünel inşa etmiş. Ama patron tünelin diğer ucunun nereye çıktığını bilmiyormuş çünkü babası onu bu tünele hiç sokmamış o da anısına saygı olarak tünele hiç girmemiş.Kris ve Ayka , '' Hey patron, bunu neden şimdi söylüyorsun. Anahtar nerede ? '' diye sordular telaşlı bir şekilde. Sonra birbirlerine bakıp aynı cümleyi kurdukları için gülümsediler. Patron boynundan uzu bir zincir çıkardı. Zincir kolyenin ucunda paslanmış bir anahtar vardı. Oturduğu sandalyeden kalktı ve kasanın yanında duran küçük kutuyu o anahtar ile açtı. Tıpkı matruşka gibi kutunun içinden de anahtar vardı. Patron kutunun içinden anahtarı alıp Kris'e uzattı ve gülümseyerek '' Hadi git '' dedi. Kris , arkasını döndü ve ilerlemeye devam etti bir an aklına bir şey takıldı ve'' Hey ! Seni unutkan. Tünelin yerini söylemedin. '' Dedi. Patron oldukça yaşlanmıştı yine de bu kadar şey hatırlaması birer mucizeydi.''Mahzene in.Şarap varillerinin altında bir kapak var tünel orada.'' Dedi patron. Ayka'nın canı yürürken epeyce yanmaya başlamıştı ama bir profesyonel gibi davranıyordu. Kris'e asla belli etmiyordu.Kris, '' Yürüyebilecek misin sevgilim. İstersen sen beni burada bekle,ben annemi alıp gelirim. '' Dedi ince ses tonuyla. Ayka tabi ki de bunu kabul etmedi. Onu bir an bile yalnız bırakmak istemiyordu.''Hadi sevgilim önden bayanlar''.dedi ve mahzene doğru indiler. Gerçekten de patronun dediği gibi şarap varillerinin altında oymalı ahşap bir kapak vardı. Kapağın üzerinde, büyük ihtimalle bir bıçak yardımıyla işlenmiş bir K harfi vardı yanında is bir kalp sembolü dikkat çekiyordu. Kris , oymalı kapağı tuttu ve ışık saçan gözleri bir anda yaşlarla doldu.'' Canım babam, seni çok seviyor ve özlüyorum. Bunu sakın unutma. '' Dedi dudakları titreyerek. İki genç sevgili kapağı açıp tünele girdiler. İçerisi rutubet kokuyordu ve fareler her yere pisliklerini yapmıştı. Battaniye uzunluğunda örümcek ağları vardı. Tünelin devamı karanlıktı yola nasıl devam edeceklerdi? O sırada Ayka , ''Bence bundan güzel bir zamanlama olamaz sevgilim, kolyeni takıyorsun değil mi?'' diye sordu telaşlı bir şekilde. Kris , kolyesi fırtınadan uçmasın diye çıkarıp elbisesinin sol cebine koymuştu. Cebinden kolyesini çıkardı ve boynuna yeniden taktı. Kris ,'' Şimdi boynumda. Peki, bu kolyenin bize ne gibi bir yardımı olacak. '' Diye sordu parmağını yanağına koydu ve Ayka , Kris'in boynuna takılı olan kolyeyi tutup, incisinin etrafını çevreleyen halka şeklide ki demiri çevirirken '' Aşk, aydınlat bizi. '' Diye söyledi. Tünelin karanlığı yerini bir anda aydınlığa bıraktı. Kris'in babası tüneli öyle güzel inşa etmişti ki, sanki tünele giren her insan aileden birisiymiş gibi hissederdi. Fırtınadan olsa gerek tüneli biraz su basmıştı. Kris , '' Bundan bana daha önce neden bahsetmemişti ki. Bayıldım. Kolyenin kendisi gibi naif ve ona yakışır derecede bir özellik bu aşkım '' Dedi sevinçten havalara uçarak , Ayka , Kris'in saçlarını ortasından tutup, adeta bir gülü seviyormuş gibi öylesine narin öylesine hassas, saç uçlarına kadar okşayıp sevdi.'' Aşkımız ne kadar büyürse bu kolye o kadar parlar ama olur da bir gün aşkımız biterse ki, ben bunu hiç sanmıyorum kolye sonsuz bir karanlığa hapis olacak. '' Dedi sevdiğinin yanaklarını öpüp. İki genç el ele tutuşup kolyenin yardımı ile tünelin sonuna doğru yürüdüler. Tünel git gide daralıyordu. Tünelin sonuna geldiklerinde ise insanın ancak gövdesinden aşağısının sığabileceği bir alan kalıyordu ve bu alanda raylı bir sistem bulunuyordu. Kris , kolyesini etrafında iyice çevirdi ve yukarıya doğru kaldırdığında ise üzerine yazılı '' Kolu çek. '' Tabelasını gördü. Etrafına bakındı ve sol tarafında kalan tahtadan kolu aşağıya çekti. Toprak titremeye başladı ve tünelin tavanı yavaşça açılmaya başladı. İpler ve makara sistemiyle birbirine bağlı olan insan boyutundaki ağaç kütükleri aşağıya indi. Kütüklerin gövdeleri iyice oyulmuş , bir insanın rahatlıkla uzanabileceği bir boyuttaydı. İki genç ağaç kütüklerinin gövdesinin içine baktıklarında ise bir yazı daha gördüler. Bu sefer yazıda '' Ne duruyorsun ? Hadi uzan. '' Yazıyordu. Gençler ağaç kütüklerini raylı sistem üzerine oturttu ve içlerine girdiler. Ayka, Krise doğru bakıp hazır mısın dercesine baktı , Kris evet anlamında başını öne eğdi ve genç adam kütükleri raylar üzerinden ittirmeye başladı ve içine girdi. Kris'in babası gerçekten de vazgeçilmez bir aksiyon adamıymış. Kütükler raylar üzerinde hızlıca ilerliyordu. Genç kızın bu kadar felaket içinde böylesine gülüp eğlenmesi genç şövalye Ayka'nın çok hoşuna gitmişti. Raylar yavaşça kütükleri durduruyordu bu işte bu tuhaflık vardı. Yoksa tünelin sonuna mı gelmişlerdi. Kütüklerin içinde yatan gençler yavaşça başlarını kaldırdıklarında bir rampanın tam tepesinde olduklarını fark ettiler. Aksiyona doymayan bu iki genç ağırlıklarını ön tarafa vererek kütüklerin rampadan inmesini sağladılar. O kadar hızlı iniyorlardı ki rüzgar nefeslerini kesiyordu. Yokuşun sonunda , tıpkı tünelin başındaki gibi bir kol vardı ve diğer koldaki notun aynısı bunun üzerine de yazılıydı. Kolu çektikleri zaman tüm raylı sistem birden değişmeye başladı. Kütükler yeniden iplere bağlandı ve ters yöne gidecek şekilde ayarlandı. Mekanizme eski haline döndü ve Kris , '' Babam bunları hangi ara yaptı gerçekten çok merak ediyorum. Keşke hayatta olsa ona sormak istediğim o kadar çok şey var ki. '' Dedi. Tünelin sonunda bir kapı vardı ve kapının hemen yanında duran bir masanın üzerinde örümcek ağları tarafından dört bir yanı sarılmış ve bu yüzden küllere dönememiş bir demetten daha fazla kurumuş güller vardı. Güllerin altında ise '' Güzeller güzelime, canım eşime her günün akşamı için birer gül. '' Yazıyordu. Ayka kapıyı açmaya çalışıyordu fakat kapının kolu yoktu. Birden bire aklına bir fikir geldi. Kris'ten patronun ona verdiği anahtarı istedi ve anahtarı anahtar deliğine soktu. Kapı açılmıştı. Meğerse tünel Kris'lerin evinin arka bahçesinde ki odunluğun yanında duran yıllardır kilitli duran ve asla açılamayan kapıyla bitiyormuş. Oysa balyoz ile bu kapıyı tuz buz etmeye defalarca çalışmıştı Kris. '' Demek ki sabahları bu yüzden erkende arka bahçeye gidiyordu babam. Seni kurnaz şey dedi.'' Guru duyarak. Evin çatısının tamamı şiddetli fırtına ve yağmurdan dolayı uçup gitmişti. Ev, iki katlı olup çatı katının hemen altında beton levhalar bulunmaktaydı. Kris , uzun yıllar çalışıp , para biriktirip çatının çökme veya bugünkü gibi uçma durumuna karşı beton levhalar yaptırmıştı. Doğru bir karar vermişti. Kris içeriye girdi ve annesine seslendi.'' Anne, neredesin. '' Annesi salondan ona doğru cevap verdi '' Korkma annecim. Salondayım bu tarafa gel. '' Dedi sakin bir ses tonuyla. Ayka'nın tam da tahmin ettiği gibi evin içi dışı gibi harabe bir durumdaydı. İstediği kadar kadın evi dokunsa yine de düzelmezdi bu ev. Sağlam bir tamire ihtiyacı vardı ya da yeni bir eve. Duvarlar da boydan boya oluşan çatlaklar vardı. Halılar bir hayli eskiydi ve tıp ki tünelin içi gibi burası da küf ve rutubet kokuyordu. Ayka salona doğru ilerledi ve Kris'in güzeller güzeli olan annesini gördü. Bu güzelliğin Kris'e nereden geldiğini şimdi daha net anlamıştı. Kadının h asta olduğu çok belliydi ama o ay güzelliğinde ki suratında gözlerinin altında simsiyah halkalar oluşmaya başlamıştı. Kris'in annesi ,'' Sizin için çok endişelendim, dışarıdan bir sürü ses geliyor. Dışarıya bakmaya korkuyorum. Sahi dışarıda neler oluyor ? Sanırsam da çatımız uçtu. O kadar sesin anlamı bu olmalıydı. Hoş geldin bu arada oğlum telaştan aklım mı kaldı bende. '' Dedi. Kris , annesine babasının evin arkasından meyhaneye doğru uzanan tünelden bahsetti. Bugün yaşananları havada gördükleri o büyükçe eli , dışarıda kopan fırtınanın ve yağmurun ne gibi felaketler yarattığını en ince detayına kadar anlatıp hemen evden çıkmaları gerektiğini aksi taktir de evin altında kalıp yaşamlarını kaybetme riski olduğunu söyledi. Gençler el birliği ile kadını tünele doğru taşıdılar. Kadın , zar zor yürüyordu bu onun için oldukça zorlu bir yol olacaktı. Kalbi bu kadar aksiyon dolu bir yolu kaldırabilecek miydi acaba. Kadın yavaşça tünele doğru adım atarken girişte masanın üzerinde duran kurumuş gülleri ve altında yazan notu gördü. Bir an için eskiye dalıp gitti. Kocasını ilk gördüğü anı , elini tuttuğu , ilk öpücüklerini , evlilikleri , korkularını ve en güzel anısı olan canının canı olan kızının doğumu hepsi birer film şeridi gibi gözlerinin önünden geçmişti. Gözleri doldu ve yaşlar yavaşça solgun olan yanaklarından akmaya başladı. Ağlamamak elinde değildi. Yıllar sonra ölen eşinden böylesine güzel bir jest almış olması kalbine dokunmuştu. Kadın tünele tamamen girdiğinde ise büyük bir şok yaşamıştı. Bu tünelin planı hakkında eşi onunla defalarca konuşmuştu. Ona çok saçma gelmişti, nereden bilsin meğerse eşi çoktan bu planı hayat geçirmişti. Tünelden geçip sonunda meyhaneye vardılar. Patron, meyhanenin orta yerine yorgan ve minderlerle bir yer yatağı yapmıştı. Kadının oldukça hasta olduğunu ve ayakta duramayacak bir halde olduğun biliyordu. Fırtına az da olsa dinmişti. Yağmur eski sıklığı ile yağmıyordu ama baş büyücünün yaptığı kara büyünün yaydığı korkunç etkisi hala daha geçmemişti. Ne kadar süreceği de belli değildi. Ayka , '' Sen annenle burada kal, benim Sessizlik Ormanına gidip neler olduğuna bakmam lazım. '' Dedi nefes nefese kalmış bir şekilde. Anlaşılan ayağının altındaki yaralar iyileşmemiş ve canını bir hayli yakıyordu. Kris , kızgın bir ses tonu ile bu soruyu cevapladı , '' Hayır! Bende geleceğim. Bana bir kılıç verirsen en az senin kadar güçlü olurum ve seni korurum. '' Dedi. Ayka'nın elini tuttu ve meyhaneden dışarı çıkıp Sessizlik Ormanına doğru ilerlemeye başladılar...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE