Eren'i Rabia teyzeye bırakarak okula kayıt olmaya giderken, hiç bu kadar heyecanlanmadığımı hissettim. Yeni bir ortama girmekten nefret ederdim, ama babam için bunu severek yapmak zorunda hissediyordum kendimi bu kez. Zaten Kerem ile tanıştıktan sonra yeni ortamların sandığım kadar kötü olmayabileceğini de fark etmiştim.
"Benimle evlendiğinde bu kadar heyecanlanmamıştın. Üzülmeli miyim?" diyerek bana bakıp tekrar yola bakmaya devam eden Kerem'e şaşkınlıkla bakarak kahkaha attım.
"Bence üzülmekle kalmayıp direkt ağlamalısın. Evlenmek için ne kadar da hevesliydim oysa ki."
"Biliyorum ya. Tekrar etmene gerek yok." diyerek gülen Kerem'in kafasına bir tane geçiresim vardı şu an. Tikrir itmini girik yık, uyuz şey.
Okul gelip de arabadan inince bir an okulun büyüklüğünden korkup geri kaçma isteği doldu içime. Ben hayatım boyunca bu kadar büyük bir yer görmemiştim, kesin kaybolurdum burada ve beni hiç kimse bulamayınca da açlıktan ölür giderdim.
"Firdevs okul orası. Ne diye maskeli çığlık karakteri görmüş gibi bakıyorsun?"
"Çünkü bu ondan daha korkunç." dedim okula bakmaya devam ederken.
Kerem beni kendine çevirerek "Bir iki güne alışırsın. Akıllı ve sandığından daha güçlü bir kızsın sen." derken akıllı ve güçlü olmamı değil de Kerem'in gülüşünü düşünmem hiçbir şekilde normal değildi. Ama öyle güzel gülüyordu ki, gamzesiyle birlikte alıp da içime sokasım vardı şu an.
"Tamam." diyerek Kerem'in gözlerinden gözlerimi çekip yürümeye başladım. Başarabilirdim. Yani en azından denerdim canım...
Okula girip de kayıt işlerini hallederken, velisiyle birlikte okula ilk kez gelen ilkokul öğrencisi gibi hissettim kendimi. Kerem car car konuşurken, ben sadece olan biteni izlemekle yetiniyordum çünkü. Cidden Kerem iyi ki avukat olmuş diye düşünmeden de edemedim. Adamdaki çene hiç kimsede yoktu bence. Mübarek açıldımı susmak bilmiyordu.
"Hadi gidelim."
"Ne çabuk bitti." diyerek Kerem'e bakınca gülerek baktı bana. Ama sen gülme çocuk ya!
"Kayıt oldun sadece. Asıl zor kısım sana kalıyor."
"Söylediğin iyi oldu ya." diyerek gözlerimi devirdim. "Ben de yeterince endişelenmiyordum zaten."
"Endişe edecek bir şey yok ki ortada. Okula alışırsan gerisini halledersin sen." Önemli olan benim okula alışmamdı zaten. Her zaman çalışkan bir öğrenci olarak dersleri çok da önemsiyordum. Kazandığım bölümü öğrenince dersler hakkında bilgi edinip çalışmaya başlamıştım bile çoktan.
"Neyse. Eninde sonunda hallolacak." diyerek omuz silktim. Korkunun ecele faydası yoktu, oluruna bırakmak gerekiyordu bazen bir şeyleri.
Eve geri dönerken, gece Eren uyutmadığı ve sabah kayıt için erken kalktığımdan dolayı göz kapaklarımın üzerine fil oturmuş gibi hissediyordum. Bizim evin önünde durunca "Eren?" diyerek Kerem'e baktım.
"Ben işe gidip iki saate döneceğim. Dönerken alırım. Eve gidip uyu şimdi."
"Ya ama." diye itiraza başladığım sırada "Iner misin artık arabamdan?" diyen Kerem'le birlikte arabadan inip kapıyı var gücümle çarptıktan sonra arabaya tekme attım.
"Nasıl güzel indim mi bari?"
"Çok ateşliydi." diyerek gülen Kerem aynı anda camı kapatıp kapıları kilitledi. Ama ben daha saçını başını yolacaktım ki onun.
Dudaklarımı oynatarak "Geri zekâlı." derken, karşılık olarak öpücük atan Kerem'e gözlerim kocaman, şaşkınlıkla baktıktan sonra "Salak." deyip ayağımı yere vurarak binadan içeriye girdim.
"Mal ya. Bir de utanmadan öpücük atıyor. Salak. Geri zekâlı mahlukat." diye söylenirken, asansörden inen adam gülerek bana bakıyordu. Rezil olmuştum adama. Aman canım, hiç mi kendi kendine konuşan kadın görmemişti sanki? Kaldı ki kadınların yüzde doksan dokuzu kendi kendine konuşurdu yani, kalan yüzde birlik kısımsa kesinlikle uyuyan kısımdı.
Eve gidince kendimi yatağa atıp gözlerimi kapattım. Eren sağ olsun tüm gece evin içinde dolaştığı için uyuyamamıştım, eh tabi bir de okula kayıt olma heyecanı vardı üzerimde. Şu an ikisi de olmadığı için rahat rahat uyuyabilirdim, zaten Rabia teyze benden çok daha iyi bakardı Eren'e.
Bedenimi uykuya resmin ettim, ruhumun kâbuslara çoktan teslim olduğunu bilmeden.
Kendimi uykuya teslim ettiğim anda karşıma çıkan yengem "Ahlaksız!" diye bağırıyordu arkamdan herkesin içinde. "Gördünüz değil mi? Daha anne babasının yasını tutmadan gitti yamadı kendini birine."
Bana bakan herkese "Öyle değil." desem de dinlemedi beni kimse. Hiç kimse duymuyordu sesimi, hepsi kendince hakaret etmekle meşguldü çünkü.
Gözlerimi açınca başımda bana seslenen Kerem'i görüp derin bir nefes aldım. Rüya da olsa birilerinin bana öyle seslenmesi hiç hoş değildi. Kesinlikle arkamdan da herkes buna benzer konuşuyordu ama duymadığım için sorun yoktu. Hakkımda ne düşündükleri umurumda değildi, umurumda olan tek şey Eren'di benim.
"Firdevs. Şu susmalarını bir an önce bıraksan diyorum. Korkuyorum artık." diyen Kerem'le birlikte gözlerimi ona çevirdim.
"Iyiyim." Evet. İyiydim. Uyandığıma göre sorun yoktu. "Eren nerede? Onunla birlikte gelecektin."
"Uyuyormuş. Annem de yemek yapmış, bizi çağırdı."
"Tamam." diyerek gözlerimi kapatıp kendime gelmeye çalıştım. "Odadan çık da giyineyim bari."
"Tamam." diyerek ayağa kalkan Kerem, son kez "Iyi misin?" diye sormayı da unutmadı tabi ki. Iyiydim. Kerem olmasa o kâbus gibi hayatın ta kendisini yaşayacaktım. O beni tüm kötülüklerden kurtarmıştı kendi mutluluğunu hiçe sayarak, nasıl iyi olmazdım ki?
Cevap alamayan Kerem odadan çıkarken, yatağın içinden çıkıp giyinerek çıktım odadan.
Odadan çıkar çıkmaz "O elbiseyi ne zaman aldınız siz ya?" diyen Kerem'e bakarak "Benim haberim olmadan annenle beni alışverişe yolladığında." diyerek gözlerimi ona diktim.
"Hmm. Neyse. Değiştir de gel hadi." Kerem'e anlamadığımı belirten bakışlar atarken, o hiç de oralı olmuyordu.
"Neden ki? Güzel değil mi?" diye sordum en son dayanamayıp. Gayet de güzel elbiseydi ama...
"Yo, güzel. Zaten sorun da orda." diyerek gözlerini kaçırdı Kerem. "Değiştirsene."
"Deli midir nedir ya?" diye söylenerek odaya gidip üzerimi değiştirdim. Sanki kendisinden başka bir erkek görecekti de onların evde beni? Vallahi de delinin önde gideniydi bu çocuk.