Sanki bana al der gibi ışıl ışıl bana bakıyordu. mavi mine taşından oluşan bir bileklik vardı. Oval mavi taş ortaydı. Bilekliği güzel gösteren tek şey taşın maviliğiydi. Deniz mavisiydi maviliği. Bunu görünce Arda'nın gözleri geldi aklıma. Tezgahtaki yaşlı adam bilekliği gösterdi. " Akik taşı değerlidir tıpkı insan gibi. Bu taşı işlerken dostum ile çalıştım. Bu taşta dostluğun izi vardır. Bunu değerli kılan da budur. Ve bundan sonra da değerli kılacak olan da onu değer verdiğin birine vermen." Sanki adam ne istediğimi bilirmiş gibi bu cümleleri demesi ya pazarlama taktiği ya da Kaderin bir tesadüfüydü. Emin olduğum tek şey ise bunu Arda'ya almak istediğimdi. O gün o bilekliğe o zamanın parası (Annemin deyişi bu.) ile bayağı para verdik. Ama olsun. Arda ile bizim bağımız kopmayacaktı bu

