İstanbul ⚡

1509 Kelimeler
Cihat’ın Anlatımı Canım çok yanıyor. İpeğim, canım karım, biricik sevdam başka bir adamı sevdiğini söyledi. Bunu duyan kulaklarım sağır olsun istedim. Silahtan çıkıp bedenime saplanan kurşunlar bile canımı bu kadar yakmadı. Ama ona kızamıyorum ki. Bana İpek gibi değil, bir yabancıymış gibi bakıyordu. Bunları söyleyen o İpek değil sanki, bambaşka biri. Lior’un zihninde gördüklerim, ölmekten beter etti beni. İpek’in işkence görmüş hali… Benim öpmeye kıyamadığım vücudunda açılan derin yaralar. Gözümü kapattığımda, gözümün önünden gitmiyor. Bu yetmezmiş gibi, Lior’la İpek öpüşmüşler. Ben öpmeye kalktığımda ortalığı ayağa kaldırdı. Benim yüzümden oldu. Hepsi benim yüzümden. O gece Lior’u kıskanmasaydım, evde kalsaydık, İpek bu halde olmayacaktı. Bir yandan da Lior’u takdir ettim. İpek’i çok sevdiğini biliyorum. Önündeki tek engelin ben olduğumu da… Buna rağmen İpek’i kurtarmaya gitmeden önce beni kurtarmış. Kan bile vermiş bana. Tüm bunları onun zihninde gördüm. Ama bunlar en son düşüneceğim şeyler olmalı. İpek, bebeklerini görünce hafızası geri gelecektir. Şimdi tek yapmam gereken, bebeklerimi geri almak. İpeğimi bebeklerine kavuşturmak. Bebekler kaçırıldığında Sude ve Ege, bebekleri takip etmişler. Gökhan, bebekleri İstanbul’daki evine getirmiş. Şimdi hesaplaşma zamanı. Bakalım beni görünce ne yapacak. Ona yapacaklarımı ben bile kestiremiyorum. İpek’le en son konuştuğumuzda, İpek duyduklarının ağırlığıyla nöbet geçirdi. Ona ne yaptılarsa, beynine çok büyük zarar vermiş. En azından sadece hafızasını kaybetti. Daha ağır sonuçları olabilirdi. Dayım bir süre ondan uzak durmamı söyledi. Ne kadar komik… Bu defa kıskançlığından değil de gerçekten uzak kalmam gerektiği için söylemişti. Giderken son kez Lior’la konuşmak istedim. Erkek erkeğe konuşmamız gerekiyordu. İpek’in iyiliği için ben ondan vazgeçmeye bile razıydım. Yeter ki mutlu ve iyi olsun. Ben yanında olmasam da olur. Lior, onu emanet edebileceğim tek kişi. Bu benim için ne kadar zor, anlatamam. Ama bu konuşmayı yapmam lazım. Belki geri dönemem. Gökhan’ı öldürmeyi bile göze aldım. Lior, bahçede ve yalnızdı. Koltukta oturuyor, boş boş yere bakıyordu. Yarım saat sonra yola çıkacaktık. Jet hazırlanmıştı. Cemre ve Yiğit’in babası bizim için her ne gerekiyorsa yapmıştı. Gitmemiz için her şey hazırdı. Yanına geçip oturdum. Bir süre ikimiz de sessizce bekledik. Sonra Lior bozdu sessizliği. – Özür dilerim. Onu öpmemem gerekiyordu. Bu yanlıştı. Ama tutamadım kendimi. – O konuya hiç girme Lior. Şu an söyleyeceğim şeylerin yükü yeterince ağır. O bahsettiğini düşünmek bile istemiyorum. – Anlat, dinliyorum. – Benim suçum. İpek’in bu halde olması benim suçum. Bu yüzden de bir bedel ödenecekse, o bedeli ben ödemeliyim. İstanbul’dan buraya dönebilir miyim, bilmiyorum. Bu seninle son konuşmamız olabilir. O Gökhan’ı öldürmeden içim rahat etmeyecek. – Saçmalama Cihat. Sakın böyle bir hata yapma. Bebeklerin ne suçu var? Sen onları kendi bebeğin gibi görebilirsin. Ama onların babası Gökhan. Sen Gökhan’ı öldürdüğünde, bebeklerin babasını öldürmüş olacaksın. İleride bebeklere bunu nasıl açıklayacaksın? Her şeyi geçtim, sen avukatsın. Böyle bir sebeple hapislerde çürüyüp hem mesleğinden hem de gençliğinden olursun. – Ne yapayım Lior? Tüm bu yaptıklarına göz mü yumayım? – Sana göz yum demiyorum. İçin soğuyana kadar döv. Ama sakın öldürme. Yaralar iyileşir ama ölen geri gelmez. Allah, bu yaptıklarının hesabını ona soracak zaten. Sana da sabrının mükafatını verecektir. – Bilmiyorum. Umarım sabredebilirim. Benim seninle asıl konuşmak istediğim şey… Eğer ki dönmezsem, İpek sana emanet. Onu bu dünyada emanet edebileceğim tek kişisin. – Geri geleceksin, emin ol. Sen kötü biri değilsin Cihat. İçinde kötülük yok. O yüzden biliyorum ki sağ salim buraya döneceksin. – Her şey için teşekkür ederim Lior. Özellikle hayatımı kurtardığın için… Hoşça kal, dedim ve İpek’in odasına çıktım. Ona son kez baktım. Boynunu kokladım. Zamanı durdurup o kokunun büyüsünde kayboldum. Sonra yanına uzandım. O masum yüzünü izledim. Bu ona veda bakışlarımdı. Ne kadar süre izledim, bilmiyorum. Dayımın “Hadi Cihat, gidiyoruz,” demesiyle kendime geldim. Gül annem, ısrarla gelmek istediği için, dayım, ben ve Gül annem hep birlikte İstanbul’a geçmiştik. Uçak yolculuğu sonrası araçla benim evime geçtik. Çok yorulmuştum. Annem ve dayıma odalarını gösterip odama çıktım. Odaya girdiğim anda, İpek’in vurulduğu sahne gözümün önüne geldi. Baskın gecesi yaşadığım korkuyu ömrüm boyunca unutamam. Gerçi daha beterlerini de yaşamıştım bu olaylarla. O an yaşadığım tüm acıları unutmak için kendimi soğuk duşa attım. Duştan çıkınca hazırlanıp aşağı indim. Annem ve dayımla salonda ne yapacağımızı konuşurken kapı çaldı. Daha eve geleli bir saat bile olmamıştı. Kim geldi acaba diyerek kapıya yöneldim. Kapıyı açtım. Olamaz… Gelen babamdı. Elim ayağıma dolaştı. Ne yapacağımı şaşırdım. – Neredesin lan sen? Meraktan öldürdün bizi! derken içeriye girdi. Tam o anda annemi ve dayımı gördü. Az önce bana bağıran adamın gözleri dolmuştu. Gözlerini kısıp emin olmaya çalıştı. Gül anneme doğru yaklaştı. – Gül, gerçekten sen misin? Yaşıyor musun? dedi babam. – Merhaba Cahit. Evet, yaşıyorum. – Çok uzun zaman oldu. Neden buradasın? Bir sorun mu var? dedi telaşla. – Cihat benim damadım, Cahit. Evine gelmem kadar doğal bir şey yok. – İpek senin kızın mı? – Evet Cahit, İpek benim kızım. Selin ve senin oğlun olan Cihat da damadım. Babam büyük bir şok geçirdi. Duyduklarına inanamaz şekilde konuşmadan birkaç dakika ellerini başının arasına aldı ve koltuğa bıraktı kendini. Sonra Gül anneme dönüp: – Anlamıştım ama emin olamadım. İpek’in gözleri… Aynı sana benziyor. Ne kadar komik, değil mi? Kayınvalidem ve babam üniversite yıllarında sevgililermiş. Birbirlerini çok severken, babam bir partide sarhoş olup Selin’le, yani annemle birlikte olmuş. İşte ben de o istenmeyen gebeliğin meyvesiymişim. Bunun üzerine kayınvalidem, babamdan ayrılmış. Babam da benim annemle evlenmiş. Kayınvalidem de kayınpederim olan Recep’le büyük bir aşk yaşamışlar. Ama sonra kayınvalidemin peşindeki yetenek avcıları, onu yakalamak için saldırı düzenlemiş. O sırada kayınpederim Recep vurulmuş. Sevdiği adama zarar gelmesin diye de kayınvalidem ortalıktan kaybolmuş. O sırada da İpek’e hamileymiş. Kayınvalidem, İpek’i doğurduğu sırada çok kan kaybetmiş. Ölmek üzereyken İpek’i babasına göndermiş. Son anda dayım, onu şifa enerjisiyle tedavi edip kurtarmış. Ama İpek’in babası dahil herkes, Gül annemi öldü biliyormuş. Buna muhtemelen babam da dahildi. İlk olarak “yaşıyorsun” dediğine göre… Tüm bu olanların iyi tarafı ise babamdan azar yemekten kurtulmuştum. Gül annem, babamı kibarca kovduktan sonra bebekleri almak için yola çıktık. Gökhan’ın kapısının önüne geldiğimizde ben yan tarafa saklandım. Gökhan, annem ve dayımı karşısında görünce ufak çaplı bir şok geçirdi. Ama asıl şoku, beni görünce geçirecekti. Annem ve dayım içeri geçti. Tam kapıyı kapatırken ayağımla kapıyı durdurdum. Suratına attığım yumrukla başladım ve en son yalvarır halde yerde kıvranırken bıraktım onu dövmeyi. Annem, bebeklerin iyi olduğunu söyleyince içim biraz rahatlamıştı. Dayım ve annem, bebekleri arabaya götürdüler. – İpek nerede? O iyi mi? dedi Gökhan. – Sen bize ne yaptığının farkında mısın, it? Bir de utanmadan soruyor musun? dedim. – Çok seviyordum. Onsuz nefes alamıyordum. Hepsi senin suçun. Aramıza girdin ve onu benden çaldın. Onunla yaşadığım mutluluk geri gelsin, eskisi gibi beni sevsin istedim. – Sevmek, onsuz da onun mutluluğu ile mutlu olmaktır Gökhan. Ben buraya bunu göze alarak geldim. Benim sevgim, seninki gibi hastalıklı değil. Bebeklerim için seni öldürmüyorum. Seni vicdanına bırakıyorum. Belki birazcık varsa, bir daha bize bulaşmazsın. – İpek iyi mi, Cihat? Bunu bileyim, yeter. – İyi denilebilirse iyi. Kıyamadığım bedenine işkenceler yapılmış. Beynine verilen zarardan hafızası silinmiş durumda. Sahi Gökhan, sence İpek iyi mi? dediğimde ağlamaya başladı. Bense arkamı dönüp çıktım evden. Daha fazla onunla muhatap olmak istemiyordum. Annemi ve dayımı eve bıraktım. Sonra da dertleşmek için Bulut’un yanına gittim. Rojda ve Bulut beni görünce çok sevindiler. Gökhan’ın söylediklerinden sonra çok endişelenmiş ve bize ulaşamamışlar. Bulut, İpek’in kuzeni olan Zühre’nin eşi. Zühre erkek bebeği Hamza’ya altı aylık hamileyken ölünce, Bulut hayata küsmüş. İpek ve Zühre, kuzen olmalarının yanı sıra birbirlerine çok benziyorlarmış. İpek, tatilde bayıldığı sırada Bulut oradaymış ve İpek’i hastaneye götürmüş. O gün anlamış Zühre’nin kuzeni olduğunu ve İpek’i Zühre’nin emaneti gibi görmüş. Benden bile korumuştu, o derece. İpek de Bulut abisini kıramayıp bebeklere Hamza ve Zühre ismini vermiş. Onların aralarındaki abi kardeş bağı çok güçlü. İpek’in başına gelenleri duyunca ne yapar, bilmiyorum. Bulut, İpek’in yeteneklerini öğrendiğinde geliştirmesi için ona yardımcı olmuş. Onu Mardin’e Rojda’nın yanına götürmüş. Rojda, İpek’e tüm bildiklerini öğretmiş. Rojda’nın da İpek kadar güçlü olmasa da zihin yeteneği var. Sonrasında ise Rojda ve Bulut birbirlerine âşık olup evlenmişler. Tüm bunlar olurken, ben henüz İpek’le karşılaşmamıştım. Bunları İpek’ten dinlediğim için biliyorum. Olanları Bulut’a anlattım. En son konu, İpek’in yaşadıklarına ve hafıza kaybına gelince ortadaki cam sehpayı tek yumrukla tuzla buz etti. Rojda ise sessizce ağlıyordu. – Hadi Cihat, İpek’in yanına gidiyoruz. Onu hep birlikte iyileştireceğiz. – İki gün sonra yola çıkıyoruz. Bizimle sen de gelirsin. Ama önce bizim eve gidelim. Dayımla ve kayınvalidemle tanışmanız gerekiyor. Bebekler de benim evde. Yarın da hem işlerimi halletmeliyim hem de Zehra annem ve Recep babamla konuşmalıyım, dedim. Recep babam, İpek yeni doğmuş bir bebekken onunla baş başa kalmış. Ne yapacağını bilemez halde kendi annesine götürmüş İpek’i. Yani İpek’in babaannesine. Bir süre babaannesi bakmış ama bu iş böyle olmaz demişler, Recep babama helal süt emmiş bir kız bulmuşlar, o da Zehra annem. Zehra annem, İpek’i kendi bebeği gibi bakmış ve hiçbir zaman gerçeği İpek’e söylememişler. İpek ise gerçeği, Rojda onun zihnine girdiğinde Rojda’dan öğrenmiş. Ama ona kendi evladı gibi bakan Zehra anneme bunu hiç yansıtmamış. Eminim ki şu an onlar da deliye dönmüştür. Onları sakinleştirmem ve bir süre daha orada kalacağımıza ikna etmem gerekiyor. Bulut, ben ve Rojda bizim eve geçtik. Ama gördüklerimle bir şok daha geçirdim. Şimdi çık işin içinden çıkabilirsen. Evde kim var, bilin bakalım. Recep babam ve Zehra annem. Ortalık iyice karıştı. Sanırım bizim Kahire’ye dönmemiz biraz daha zaman alacak.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE