Zinar’ın İstanbul’a gitmesine bir ay kalmıştı. Gitmesine ise sadece üç gün vardı. Zinar, Havin’i onların ev telefonundan aradı. Telefona tesadüfen Havin çıktı. Zinar: Havin, merhaba. Ben Zinar, nasılsın? Havin: İyiyim, sen nasılsın? Zinar: Ben de iyiyim. Hiç aramadın. Havin: Evet, yazın lokantadaydım, işler çok yoğundu. Havin: Ne zaman gideceksin? Zinar: Üç gün sonra. Havin: O kadar yakın mı? Zinar: Evet. Zinar: Gitmeden seni görmek istiyorum. Gidince seni çok özleyeceğim. Havin: Yarın babama yardıma gelecektim zaten. Okullar açıldığı için dükkâna yeni mallar gelecekmiş, ona yardım edecektim. Zinar: Tamam o zaman, yarın görüşelim. Muhakkak seni çok özledim. Zinar, telefonu kapatınca gözleri doldu. “Allah’ım, benim kaderim neden böyle?” Zinar, nişan olayından Havin’e bahsetmeye

