Zinar, nişan gününde o kadar üzgündü ki bunu kimsenin anlaması mümkün değildi. Parmağına takılan o nişan yüzüğü değil, sanki keskin bir bıçaktı. “Ben şimdi Havin’e ne derim? Ben Havin’siz nasıl yapacağım? Ohhhh Allah’ım, bunlar bir rüya olsa keşke… Delireceğim!” Rojda: — Zinar, çok mutluyum biliyor musun? Zinar: — Ben de bir o kadar mutsuzum. Eğildi ve Rojda’nın kulağına: — Sen benim seni sevmediğimi biliyordun ve sırf bencilliğinden, benim çaresizliğimden faydalandın. Ama sana yemin ediyorum, bu yüzüğü taktığın güne lanet edeceksin. Çünkü benden günah gitti. Sen vazgeçseydin, kan davası da, beşik kertmesi saçmalığı da bitecekti. Ama sen, bunu bile bile beni bu nişana zorladın beni. Benden çekeceğin var! Babana koş, söyle bakalım ne diyecek! Sen çok kötü bir insansın! Rojda: — O k

